Yazı Arşivi

01 Nisan 2024

Nail Okuyucu* Hz. Peygamber’in (a.s.) kavil, fiil ve hâlleriyle sunduğu örneklik, Sünnet olarak idealize edilerek etrafında gelişen bilgi, kural ve kurumlar Müslümanların kendilerine has bir hukuk-ahlak düşünüş biçimi ve sistemi diyebileceğimiz fıkhı inşa etmelerinin önünü açmıştır. İslam tarihinde özgün bir fenomen olarak varlık bulan fıkhın tarihsel değeri ve özgünlüğünü kendi gerçekliği içinde takdir edebilmek için…

01 Nisan 2024

Fatih Hısım Kavramların ne şekilde tanımlandığı veya tasnif edildiği aynı zamanda o kavramlardan neşet eden fikir ve hareketleri de belirler. Farklı bir bağlamda ele alınan aynı kavram farklı sonuçlar doğurabilir. Aynı şekilde birbirine yakın gibi duran kavramlar mahiyetleri itibariyle tamamen zıt olabilir. Bunu aşmanın yolu kavramların neye tekabül ettiğini ve hangi bağlamda kullanıldığını netleştirmek ve…

01 Nisan 2024

Kağan Kahveci Gerçeklik belli ahlaki davranışları veya politik tutumları gerektirir mi, dayatır mı? Sorunun birçok çağrışımı var, ben şu çağrışımlarıyla düşüneceğim: Gerçekliğe, gerçekliğin belli bir bilgisine dayanarak “şu yapılmalı, bu yapılmamalı” gibi ifadeler kurulabilir mi? Mesela temellerini doğa bilimlerinde bulan “olgulara” dayanarak veya metafiziğin akılla ispat ettiği “hakikatlere” dayanarak belli etik veya politik yaptırımlar gerekçelendirilebilir…

01 Nisan 2024

Hasan Sevil Ahlaksızlığın kökeni, doğrudan ahlaka dayanmaktadır. Ahlakın kaynağına odaklandığımızda da ahlaksızlığın kökenine dair mahiyet ortaya çıkacaktır. İnsandan ortaya çıkan iyi ve kötü eylemler, insanın doğasının ve manevi terbiyesinin bir sonucudur. Ancak, insanın doğası ile onun manevi tarafı birbirlerini dışlamaz. Bir insandan sadır olan herhangi bir fiili incelerken yalın olarak sadece manevi kaynağa bağlamak ya…

01 Nisan 2024

Özkan Gözel Heidegger’de (ö. 1976) Dasein o meşhur tabirle dünyaya “fırlatılmış”tır. Fırlatılmanın “nereye”si bellidir burada, ama “nereden”i (ve/veya “kim tarafından”ı) meçhul ve karanlıktır ve böyle olarak o fenomenolojik araştırmanın erimine girmez tabiatıyla ve dolayısıyla onto-lojik kavranırlığın ışığında aydınlığa kavuşmaz. “Tabiatıyla” diyoruz, zira Heidegger Dasein’ın varlığına mukaddem olup bilmenin kapsamına girmeyen bu gaybî vaziyet üzerinde fenomenolojik…

01 Nisan 2024

Mustafa Hakan Alvan Allah Resulü şöyle buyurdular: “Kim ki Ramazan ayı geldi diye sevinirse, Allah onun cesedine ateşi haram kılar.” Ramazan ayının geldiğine sevinmek sağlam bir imanın belirtisi olduğu gibi, oruç ibadetinden doğan manevi lezzetin özlenmesi anlamına da gelir. Ramazan ayının temel ibadeti olan orucun insana kazandırdığı hakikati Yunus Emremiz ne kadar güzel açıklar: “Sen…

01 Nisan 2024

Ahmet Aydın  Bir insanın zihnine nasıl girilebilir? Bu soru, başrolünü Leonardo DiCaprio’nun oynadığı Inception adlı filmin konusuydu. Dom Cobb rolündeki DiCaprio, bir makine aracılığıyla bir insanın zihnine giriyor ve ona bir düşünce ekmeye çalışıyordu. Tarihi incelediğimizde, “fikir ekmenin” yalnızca filmlerde olmadığını görebiliriz. Şair ve düşünürler insanların zihinlerine fikirler ekmezler mi? Evet, tarihin de gösterdiği üzere…

01 Nisan 2024

Tuba Deniz “Sessizlik ölümcül olabilir.” cümlesi Jean Luc Godard’ın Burada ve Başka Yerde (Ici et ailleurs) filminin bir sahnesinde ekranda belirir. Godard, 1970’lerin başında El Fetih tarafından Filistin direnişini filme çekmek üzere Ürdün’e davet edilir. Fransız Yeni Dalgası’nın öncülerinden olan Godard, o yıllarda (1960-67) çektiği filmleri burjuva estetiği olarak nitelendirerek eleştirmektedir. Yeni Dalga döneminin ardından…

01 Ocak 2024

Sellers Johnson*   Terrence Malick felsefi perspektifleri çok iyi kullanan bir yapımcı, senarist ve yönetmen. Malick üzerine akademik araştırma yaparken onun sanat estetiğini ve müstesna anlatım yapılarını değerlendirmek için Søren Kierkegaard, Martin Heidegger ve Ludwig Wittgenstein gibi belirli filozoflara yönelsek de film ve felsefe araştırmalarının kesişimi felsefi analizde yeni perspektifler açmaya devam ediyor. Hâliyle, Malick’i…

01 Ocak 2024

Emre Şan* Sabah Ülkesi’nin 77. sayısında yayınlanan “Antroposen ve Bilişsel Kapitalizm İlişkisi Üzerine Bir Soruşturma” başlıklı makalede Stiegler’in teknoloji felsefesinin çağdaş bir kriz analizi olarak okunabileceğini göstermiştim. Makale antroposen çağında bilinç zamanının mekânsallaşarak tüketim nesnesi olmaya elverişli hâle gelmesini göstererek sonlanmıştı. Bu makalede söz konusu analizin fenomenolojik yönteme borçlu olduğu teorik pusulayı ele alacağım. Bilindiği…