Felsefe


16 Nisan 2019

Komünizm Tahakkuk Etti Ben çocukken insanlar, kapitalizmin kendi çelişkilerinin ağırlığıyla ve komünizmin pek yakında çıkıp gelişiyle çökmek üzere olduğundan söz edip duruyordu. Sürekli tekrarlanan bu ilan mesihçi ve biraz da sıkıcıydı, buna ilaveten sağ hükümetler bizleri Bolşeviklerden korumaları için desteklenerek meşrulaştırılıyordu. 1989’dan sonra hikâye değişti; kapitalizm kazanmıştı ve bir zaferin ardından başka bir zafer kazandığını…

12 Nisan 2019

Fenomenolojik felsefe birçok tarzda anlaşılabilir; yöntem, fikir, yaklaşım veya hareket olarak. Husserl’in kurucu ilk adımına dönersek, her ne kadar onun bu yeni, transandantal bilime varmaya yönelik yorulma nedir bilmez çabasında tüm bu mefhumlar ortaklaşa düzenlenmiş olsa da, en temel biçimiyle fenomenoloji her şeyden önce bir yenileme girişimidir. Bu yenileme güdüsü Husserl’in zurück zu den Sachen…

05 Nisan 2019

İçinde doğup büyüdüğümüz, yaşadığımız yeri niye kötü unvanlarla yâd ederiz? Başka bir delile gitmeye gerek yok; insanın yeryüzünden şikâyeti ve onunla bir türlü barışamamış olması dünyanın sözlük anlamında dile gelir: Dünya (Arapça) yakın yer ve aşağıda olan demektir. Buradan türetilmiş denaet ise ahlaka mugayir ve insanlık değerleriyle çelişen nahoş davranışların müşterek ismidir. Kurân-ı Kerîm’de “sema-i…

15 Ocak 2019

“Güneşin altında yeni hiçbir şey yok.” dedi Süleyman. Elinin altında onca kadının olduğu hükümdarlık günlerinde bu özdeyiş yerindeydi belki, ama bugün anlamsız bir laf. Kelimelerin özgünce birbirleriyle terkibe sokulmasının bir nihayeti olamaz; bunların özgün fikir terkipleri olması da gerekmez. Edgar Allan Poe Bir zamanlar, Hans-Georg Gadamer’den sonraki tüm kıta Avrupası filozoflarını âdet olduğu üzere gayet…

13 Ocak 2019

Bir sufi mürşit, doğduğu yer olan Horasan/Nişabur’dan Bağdat’a yeni vazifesine gelmeden çok önce kendisinin namı buralara ulaşmıştı. Yüksek maneviyatı ve ihsan kavramına getirdiği özgün yorumla muazzam bir şöhreti vardı, ama aynı zamanda onun pek de ortodoks olmayan tarzı da meşhurdu. Bazıları bu mürşit hakkında uçuk söylentiler, biraz taşkınlık kokan şeyler duymuştu, ama onlardan ayrıntı vermeleri…

11 Ocak 2019

Zeitgeist kavramı felsefe, edebiyat, sanat ve bilimde olduğu kadar iktisat, sosyal ilişkiler ve siyasette de bütün bir çağın özüne veya ruhuna işaret etmek iddiası taşıması açısından oldukça cüretkâr bir kavramdır. Kültür tarihçileri böylesi Zeitgeist’ları iman çağı, bilim çağı, kapitalizm çağı ya da internet çağı gibi oldukça indirgeyici ve basit terimlerle özdeşleştirmişler, yahut Newton, Goethe, Darwin…

04 Ocak 2019

-1- Gündelik konuşmalardan ziyade felsefi görüşler ve tartışmalar bağlamında “olumsallık” kelimesi, gerçekleşebilecek fakat gerçekleşmek zorunda olmayan gelecek olay veya durumlara işaret eder. Bundan dolayı da zorunlu olarak, şimdiyi geleceğe bağlayan bir bakış açısını talep eder ve gelecekte, zorunluluk ve imkânsızlık arasında bir ufuk durumunu imler. Bu durum, etkileşime giren kişilerin başlangıç durumlarını betimlemek için, sosyologların…

02 Ocak 2019

Zamanın bir özne ve müessir etmen olarak kullanıldığı birçok deyim ve tabir yer alır dilimizde ve belki bütün dillerde. Bir arzumuz gerçekleşmeyince “İşi zamana bırakmak lazım.” deriz ve teselli buluruz; sanki zaman bizim adımıza o işi bir kıvama taşıyacak diye düşünürüz. Bazen bir işi zamana bırakmak, zamanı hakem saymak demektir; zaman muhtemel durum ve neticelerden…

19 Ekim 2018

“İnsan” (human) eski bir kelime, insanlık (humanity) kavramıysa modern bir kavram. Bu eski kelimenin nereden geldiğini kimse bilmiyor. Giambattista Vico Scienze Nuova’sında (Yeni Bilim) kelimenin kaynağının Latincede gömme anlamına gelen humando kelimesinden türediğini söyler ki bu kelime de toprak anlamına gelen humustan gelmedir. O hâlde insanlar her şeyden önce toprak halkıdır; insan, ölülerini gömendir. İnsan…

16 Ekim 2018

SPEKÜLATİF MATERYALİZMDE HÜMANİZM VE POST-HÜMANİZM Çağdaş düşüncede genellikle “post-hümanizm” olarak adlandırılan durumun ana saiki Michel Foucault’nun Kelimeler ve Şeyler (Les mots et les choses, 1966) kitabından gelir. Çeşitli modern “epistemeler”i veya beşerî bilimlerdeki bilgi biçimlerini incelediği bu çalışmada Foucault, Immanuel Kant’ın “İnsan nedir?” sorusuna işaret etmesiyle resmen başlayan, 18. yüzyılın antropolojik paradigmasını eleştirel tarzda inceler….