Dosya

Ekrem Demirli “İKİ KERE DOĞMAYAN MELEKÛT SIRRINA EREMEZ” Soğuk Savaş döneminin nihayete ermesi özgür dünyanın dogmatik-karanlık dünyaya karşı mutlak başarısı olarak algılandığında eşi benzeri görülmemiş bir özgürlük havası estirildi bütün dünyada. Bu propaganda sürecinde “ulus” devletlerin sonunun geldiği, ulusçuluğun ortaya çıkardığı dar kalıpların aşılacağı bir postüla olarak kabul edilmişti. “Tarihin sonu” ve evrensel…

Onur Kartal* Bilinir ki ırkçılık, yapısal ve kurumsal olarak örgütlenir. Ardındaki sömürü ve sömürge şemasını şeffaf kılmak, bu şemanın sınıfsal ve kültürel omurgasını her koşulda odakta tutmak gerekir. Fakat ırkçılık aynı zamanda bu yapısal kurumsal şebekenin, besleyerek zehirlediği bir algı meselesidir. Benim dünyayı, dünyanın içinde kendimi, dünyanın içinde başkalarını, bedenimle ve bilincimle, dolayısıyla tüm…

Selçuk Çiçek Günümüz toplumlarında ırkçılık çoğu zaman yalnızca aşırı ideolojilerle, radikal siyasi hareketlerle veya marjinal gruplarla ilişkilendirilir. Oysa günlük hayata yakından bakıldığında durumun bundan daha karmaşık olduğu görülür. Otobüste, okulda, iş yerinde ya da alışveriş sırasında insanların sergilediği bazı davranışlar, ırkçı tutumların hâlâ toplumun içinde varlığını sürdürdüğünü gösterir. Ancak ırkçılığın sadece radikal ideolojilere kendini kaptırmış…

Robert Bernasconi* AYRIMLAR VE FARKLILIKLAR Özellikle analitik açıklığa bağlı filozoflar arasında din, ırk ve yurttaşlığı birbirinden ayırmakta ısrar eden belirgin bir eğilim vardır.[1] Ancak nefret kusan kimselerin zihinlerinde bunların sürekli olarak iç içe geçtiğini görüyoruz. Nefret kusan kimselerin bu ayrımları gözetmemesi olgusu, gerekli ayrımları yapmanın toplumu bu ayrımlarla bağlantılı kimi ön yargılardan arındırmaya yardımcı olabileceği…

Huaping Lu-Adler* Hareket hâlindeki bir trende tarafsız kalamazsınız. Bu, Amerikalı tarihçi Howard Zinn’in (1922–2010) anı kitabının başlığıydı. Zinn, bilginin bir iktidar biçimi olarak ya mevcut düzeni sürdürmek ya da onu daha iyi yönde değiştirmek için kullanılabileceğini öne sürüyordu.[1] O, ikincisini seçti. Bir akademisyen olarak Zinn, tarihi “dünyada yanlış olan şeyleri anlamanın ve onları değiştirmeye yardımcı…

Marc Rölli* Nasıl olur da özgürlük insanda koşulsuz biçimde bulunduğu için onu ahlak yasasının varlık nedeni (ratio essendi) olarak savunan katı Aydınlanmacı Kant, bir yandan da görünüşe göre yalnızca beyaz Avrupalıları insanlığın temsilcisi sayan bir “ırklar” kuramı geliştirebilmiştir? [1] Dahası beyazlara karşılık başkalarının ten rengi, onların doğasında temellenmiş (sözde) bir “ilkellik” olarak nitelendirilmiştir; bu…

Elif Zehra Kandemir* Modern toplumlarda ırkçılık çoğu zaman bireysel ön yargılar ya da aşırı ideolojik sapmalar üzerinden tartışılır. Oysa çağdaş sosyal teori, özellikle de eleştirel ırkçılık çalışmaları, ırkçılığı insanlar arasındaki bireysel iletişim kusurlarından ziyade toplumsal olarak örgütlenmiş bir anlam ve iktidar sistemi olarak ele alır. Bu anlayışa göre ırkçılık, yalnızca “öteki”ni tanımlamakla kalmaz; aynı…

Ekrem Demirli “Gerçeğin Sabit” ve “Bilginin Mümkün” Olduğu Çağlar Masal mı Oldu? Hakikat sabittir, bilgi mümkündür. Eski dünya sözü Düşünce tarihi döngüsel bir seyirle başladığı noktaya varmış görünüyor. Düşüncenin böyle bir yola girmiş olduğunun farkında değildik diyemeyiz aslında her şey gözlerimizin önünde oldu, her şey apaçık biz burada iken oldu. Felsefi…

Burhanettin Tatar* Yaklaşık üç asırdır Batı dünyası karşısında yenilmişlik ve geri kalmışlık travması yaşayan İslam dünyasının geçmişte ve günümüzde benimsediği hakikati -kayda değer oranda- bir başarı öyküsü olarak ele alması ne anlama gelmektedir? Bu soru, literal olarak ironik görünse de fiilen son asırlarda Müslüman entelektüellerin içine düştüğü bir açmazı seslendirmektedir. Bu açmazı bertaraf etmek…

Salih Aydın* “Ehl-i hak, eşyanın hakikatleri sabittir ve ilmi de muhakkaktır” demişlerdir. Bu yargı İmam Mâturîdî’de ve Ebü’l-Muîn Nesefî’de mevcuttur. Burada Ehl-i Hakk’ın kimler olduğunu -en azından Necmuddîn Ömer en-Nesefî bağlamında- anlamak için Ehl-i Hakk’ın muhalifi olarak zikrettiği Sufustâiyye’nin hakikate dair fikrinin iyi anlaşılması gerekecektir. Bunlar “hissiyatı ve bedihiyyatı inkâr eden fırkadır” diye tarif olunmuştur….