Dosya


19 Temmuz 2019

Yazar: Ömer Türker İnsan, sadece içinde bulunduğu an veya zaman dilimi dikkate alınarak anlaşılabilen bir varlık değildir. Sınırlı bir zaman dilimine sıkışmış anlama çabası, birey veya toplumu kendi varlığı ve hâllerini dahi kavramaktan aciz bırakır. Bunun sebebi, herhangi bir insan veya toplumu oluşturan unsurların yalnızca onun tarafından taşınıyor olmamasıdır. Bir ferdi, cemaati veya milleti var…

12 Temmuz 2019

Yazar: Ugo Perone 1. Hatırlanan Gerçeklik Ampirist bir geleneğe göre algılama yetimiz olmaksızın bir gerçeklik yoktur. Duyularımızla bir şeyi algıladığımız zaman, o şeyin aslında var olduğunu tespit etmiş oluruz. Böylesi bir izlenim olmaksızın bizi çevreleyen şeyler hakkında bir şeyler söylemeye muktedir olamazdık. Hatta genel olarak bir şeyin var olduğuna dair bile şüphede olurduk. Böylesi cüretkâr…

09 Temmuz 2019

Yazar: Ulrik Houlind Rasmussen Zamana dair konuşan bir kimsenin metaforlara muhtaç olduğunu savunur Reinhart Koselleck. Aynı şey, zamanın önemini – öyle diyebiliriz ki – varoluşsal derin boyutuyla dikkate almak isteyen kişi için de geçerlidir: Zamanı, hatırlama ve unutmanın merceği üzerinden dikkate almak. Bu durumda da metaforların kaçınılmaz olduğu gözükmektedir. Koselleck, tarihsel zamanı yorumlarken dikkatini jeolojiye çeviriyor…

05 Temmuz 2019

Yazar: François Dosse Baygın Batı dünyasının maruz kaldığı bir tarihsellik krizinden (geleceğin krizi) geçiyoruz; bu dünya, bir öngörü eksikliği çekiyor ve baygınlık da genelde yadigâr bir ateşli hastalık ve babadan kalma bir bağla geçmişine bağlanma biçimi altında bir yineleme zorlanımına indirgeniyor. La mémoire, l’histoire, l’oubli [Hafıza, Tarih, Unutuş] adlı Ricœur’ün ustalık eseri 2000 yılında işte…

07 Haziran 2019

“Ehl-i hak der ki; eşyanın hakikatleri sabittir. Onları bilmek vakidir. Sofistler buna muhalefet etmişlerdir.” Nesefî Akaidi Genelde İslam düşünce tarihine bakıldığında Müslümanların kadim ilim ve kültür havzalarıyla karşılaşmalarından itibaren tevarüs ettikleri temel akidevi duruşlarını ve aidiyet kurdukları dünya görüşlerini (Weltanschauung) muhtelif şekillerde çağlarının felsefi-bilimsel seviyesi bağlamında makulleştirmeyi başardıkları söylenebilir. Buradaki makulleştirme veya başka bir ifade…

04 Haziran 2019

Yaşadığımız çağdaş dünyaya dair görece tartışmasız gibi duran birkaç olguyla işe başlayalım. Bu olguları üç türe ayırıyorum; sosyo-ekonomik, çevresel ve siyasal ki bunlar birbirlerinden tümden bağımsız kategoriler değildir. Sosyo-Ekonomik olanlar – Kapitalizm bugün giderek küreselleşiyor. Kapitalizm Çin de dâhil olmak üzere dünyadaki birçok ülkedeki hâkim ekonomik sistemdir.  – Dünyadaki ekonomik cazibe merkezinin Birleşik Devletler’den Çin’e…

31 Mayıs 2019

“Dünya”, bir kavram olarak ele alındığında yakın olmayı ifade eder. Arapça kök, bu anlamı içeren “d-n-v: dünüvv” şeklindedir. Dünya, yine salt bir felsefe kavramı olarak, izafet/görelilik kategorisi içerisinde değerlendirilir. Yukarı-aşağı, baba-oğul gibi kelime çiftlerinin arasındaki ilişki, birbirine göre belirlenen ve göreli diye nitelenen kavramların oluşturduğu ilişkidir. “Aşağı” ve “yukarı”nın ne olduklarını hakkıyla anlamak için bu…

28 Mayıs 2019

Ne tür bir dünyada yaşıyoruz? Daha doğrusu, günümüzde hangi dünyalarda ikamet ediyoruz? Çünkü, rahatlıkla söyleyebileceğimiz üzere, tek bir dünya kavramı, Batı modernliği rüyasının özünü oluşturuyordu ve sömürgeciliğin sona ermesi birçoğumuz için bir rüyadan ziyade kâbus tecrübesi yaşattı. Modern dönemde dünya-kurma rüyasının sadece bir veçhesini ele alalım: örneğin din. Din araştırmacıları, din kategorisinin modern bir yapı…

24 Mayıs 2019

1. Birçok Farklı Din Mevcuttur 2019’da dünya daha önce hiç olmadığı kadar hem birleşmiş hem de ayrışmış gibi görünüyor. Söz konusu birleşme geniş iletişim ağlarında görülebilir; bu ağlar Amerika’daki bir lise öğrencisinin Singapurlu bir mühendisin yönettiği odada World of Warcraft oynamasını veya 2018 Temmuz’unda İsveç’te kuzey kutup dairesi civarında gerçekleşen orman yangılarına dair son dakika…

21 Mayıs 2019

Giriş Hızla küreselleşen dünyamızda söz konusu olan ortak, evrensel bir ahlaki çerçeve ihtiyacı politikalar, yasalar ve görevlere dair tartışmalarda kullanılan ve her yana yayılmış insan hakları söylemlerinin doğmasına yol açtı. Mesela, bu bağlamdaki asli nizamname olan Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi’nin (Birleşmiş Milletler 1948) çoğunluğu Müslüman olan milletlerdeki benzeri karşılıklar üzerinde etkisi oldu; İslam’da İnsan Haklarına…