Dosya


26 Nisan 2019

“Bir sinek bir kartalı kaldurup urdı yire Yalan degül gerçekdür ben de gördüm tozını” (Yûnus Emre) Bu yazıda “Dünyayı nasıl kavrarız?” sorusuna kısa bir cevap vermeye çalışacağım. Cevap, altı adımdan oluşacak ve her adımda bir öncülün açıklamasını yapacağım. Birincisi: İdrak, bireyselliği gerektirir. Şeylere yönelik idrak faaliyetimiz daima tek tek nesnelere ilişkindir. Bu durum, idrakin doğası…

23 Nisan 2019

Haziran 2018 tarihinde Henry Kissinger, The Atlantic adlı dergide “How the Enlightenment Ends” [Aydınlanmanın Sona Erme Biçimi] başlıklı bir makale yayınladı. İlk bakışta, Aydınlanma yahut “Akıl Çağı”na yapay zekânın son verdiğini söylüyor gibiydi makale. Analiz ve muhakeme kapasitesine sahip makineler, insanın idrak kapasitesini solluyordu. Aydınlanma düşüncesine dayanan teknoloji, temel ilkesi olan felsefeyi azlediyordu. Aydınlanmanın böyle…

21 Nisan 2019

Şu anda dünya üzerinde yanlış giden epey şey var: Küresel ısınma, (sonuncusu Brezilya’da olmak üzere) otoriter rejimlerin yükselişi ve dinî ya da siyasi amaçların hizmetindeki şiddetin aynı derecede ürkütücü artışı. Bu yazı için seçtiğim konu, faşizm ve terörizm alanlarından biraz daha fazla bildiğim bir alan hakkında. Çağdaş medya üzerine yazmaya karar verdim, tarihsel çerçevede son…

15 Mart 2019

Tanrı anlayışları ve yaratma ile ilgili teorilerle doğrudan ilişkisi olması nedeniyle genel anlamda İlahiyat’ın temel problemlerinden biri kabul edilen zaman ve onun mahiyeti, özellikle metafizik meydan okumalarla sahneye çıktıkları dönemler dikkate alındığında sufilerin de gündemine yerleşen sorunlardandır. Sufiler tasavvufun ilk dönemlerinde teorik açından çok üzerinde durmadıkları, yalnızca salikin içinde bulunduğu hâl ile özdeşleştirilen vakt kavramı…

12 Mart 2019

2018 yılının sonuna doğru sanki yâd etmenin süregiden mevcudiyeti Zeitgeist’a aitmiş gibi, sanki tarihin sürekli göz önüne getirilmesi zamanın imzası olmuş, kendine ait şimdinin özel bir hususiyeti olmuş gibi görünüyor. 2014’ten beri bu özgül anma kültürü, her şeyden önce Birinci Dünya Savaşı’nın mirasıyla yapılan tartışma tarafından belirlenmekte. Geçmişin bize birden yine bu kadar anlatacak şeyi…

08 Mart 2019

“Zeitgeist” kelimesi, kültürü, siyaseti ve ekonomiyi yönlendiren ve bunlarla karşılıklı bağlantı hâlindeki “zamanın ruhu”nun diyalektik açıdan değerli bir şey olarak görüldüğü ana vatanından, yani Hegel felsefesinden çok uzaklara göçtü. Kelime bugün günlük dilde, herhangi bir dönem kültürünün birbirinden ayrık veçhelerini birleştiren bir ortak duyarlılık anlamında kullanılıyor. Öte yandan zeitgeist mefhumu ister istemez tarihsel dönemselleştirme meselesini…

05 Mart 2019

Nasyonalizmin zeitgeist’ı üzerine düşünmek için 2018 bir fırsat yılı. Ne yana bakarsanız nasyonalizmin işaretlerini göreceksiniz; Trump, Brexit, “Tropik bölgelerin Trump’ı”, Tayvan’la Çin anakarası arasında gerçekleşen karşılıklı kıyı gerginliği… Tanımdan doğan kafa karışıklığını önlemek için genellikle akademik yazılara saplanılır, ben burada bilinçli olarak nasyonalizm kavramını daha sağduyulu bir anlamda kullanıyorum; nasyonalizm ülkenin bağımsızlığını koruma amacındaki siyasal…

01 Mart 2019

Ontolojik Paradigmadan Mentalistik Paradigmaya? Çağdaş Alman felsefeci Herbert Schnädelbach Batı felsefe tarihini bir bütün olarak dikkate alarak paradigmatik düşünsel yönelimleri cihetinden üçlü bir dönemlendirmeye tabi tutar. Aristoteles ve Eflatun gibi felsefecilerin etkin bir rol oynadığı antik dönemden modern felsefenin kurucularından kabul edilen Rene Descartes’e kadarki dönemi ontolojik paradigma olarak isimlendirir. Bu paradigmada -muhtelif metafiziksel sistemler…

26 Şubat 2019

“İnsan toplumları kesinkes insanlarca yaratılmıştır ve bu nedenle onun ilkeleri bizim insan aklımızın değişik yönleri içinde aranmalıdır. Bu konuda kafa yoran herkes, filozofların bütün enerjilerini Tanrı tarafından yaratıldığı için en iyi şekilde yalnız O’nun bileceği doğa âleminin incelenmesine yöneltmiş olmalarına ve insanlar tarafından yaratıldığı için ancak onların bileceği toplumsal âlemi yahut uluslar âlemini incelemeyi ihmal…

22 Şubat 2019

İspanyol romanının 20. yüzyıldan itibaren ne gibi değişimlere uğradığına ve günümüzde ne tür eğilimler gösterdiğine yüzeysel de olsa bir bakış atmadan evvel ortak bir dil ve tarihi paylaşmalarına rağmen edebiyat alanında Hispanoamerika ile İspanya arasındaki farklılıklara kısaca değinme ihtiyacı hissediyorum, zira çoğu zaman İspanyol edebiyatından anlaşılan, biri ülke, diğeri kıta edebiyatı olmasına rağmen hem İspanya…