Dosya


20 Şubat 2020

Yazar: Michael Marder Özcülük eleştrilerinin ve özcü olmamakla övünen teorik fikirlerin kural olduğu bir zamanda yaşıyoruz. Bu felsefi bostan korkuluğana karşı verilen neredeyse donkişotvari mücadelelerin klasik formülü, “X diye bir şey yoktur.” (boşluğu hayvan, insan, dünya… istediğiniz şekilde doldurun) ifadesi ve onun yanına olumlu bir koşul olarak eklenen “Sadece X’ler vardır (boşluğu hayvanlar, insanlar, dünyalar…)”…

11 Şubat 2020

Yazar: Samet Yalçın Kelimeler yer değiştirirler, şekil değiştirirler; anlamları değişir ama binlerce yıllık ağaçlar gibi yaşamaya devam ederler. Bazıları bozulmuştur, büzüşmüştür, sessizleşmiştir, kenarda kalmış, sıskalaşmıştır; kimisi gittiği coğrafyanın havasına-suyuna, toprağına uymuş sesini değiştirmiştir, telaffuz edildiğinde sanki başka biri konuşuyor gibidir ya da başka biriymiş gibi konuşuyordur. Kimisi ortalık yerde dursa da çok iyi kamufle olmuş,…

06 Şubat 2020

Yazar: E. Burak Şaman Ben, Kedim ve Domates Neler Yapıyoruz?11 BBu yazıyı okuyarak değerli fikirlerini benimle paylaşan Prof. Dr. Ayhan Çitil’e, Doç. Dr. Emre Şan’a ve eşim Nazlı’ya en içten teşekkürlerimi sunarım Güzel bir günün olmazsa olmazı kahvaltı; bunun için yataktan kalkıp harekete geçmek, sofrayı hazırlamak gerek [amaçsallık]. Bir dizi karmaşık kas hareketiyle kolumuzu yorgandan…

05 Şubat 2020

Yazar: Sarra Tlili Bu yazıda, rūḥ kelimesinin hem manasını hem de kelimenin tartışıldığı entelektüel bağlamı anlama amacıyla Kur’an ve ilgili metinlerdeki rūḥ kelimesini araştırarak bu tartışmayı kısmen ortaya koymak arzusundayım. Kur’an’ı yakından inceleyince, onun rūḥ ve nefs kelimelerini, onların eş anlamlı olduğunu akla getirecek şekilde birbirinin yerine kullanmadığı görülür. Hatta Duncan Macdonald’ın vurguladığı gibi11 D….

28 Ocak 2020

Yazar: Ömer Türker Modern dönemde tıp alanındaki köklü değişiklikler, sadece insan bedeniyle ilgili tasavvurları etkilemekle kalmadı, aynı zamanda beden tasavvurunun sonucu olduğu düşünülen ahlak kavrayışını da etkiledi. Bu etkinin kuşkusuz bir temeli vardır: Klasik dönemde ahlak düşüncesi hayat, mizaç ve huylar arasındaki irtibat üzerine inşa ediliyor görünür. Özellikle Aristoteles’in ahlak eserleri tercüme edilip ahlaka ilişkin…

23 Ocak 2020

Yazar: Brooke Holmes Bios11 Bu makalenin taslaklarına yaptığı dikkatli, derinlemesine ve cömert yorumlardan dolayı Adi Ophir’e özel olarak teşekkür etmeyi bir borç biliyorum. Yorumları bu metni çok daha iyileştirdi. “Politik Kavramlar” konferansı katılımcılarına, özellikle Drucilla Cornell, Alexis Dianda, Jacques Lezra ve Cornel West’e, yorumları için; Sara Brill, Zahid Chaudhary, Stathis Gourgouris, Miriam Leonard, Allen Miller,…

12 Aralık 2019

Yazar: Gökhan Duman Fotoğrafların bir dili var mıdır? Gerçekte ne anlatırlar bize? Fotoğrafın içerisindeki insanlar, mekânlar ve zihnimizde canlanan “o an” bizim için ne ifade eder? “Bu kitap sözcüklerden ve fotoğraflardan oluşmaktadır.” diyor John Berger. Avrupa’daki göçmen işçilerin hayatını anlattığı Yedinci Adam kitabında onlarca fotoğrafa yer veriyor ve şöyle devam ediyor: “Fotoğraflar, sözcüklerin açıklamaya gücü…

21 Kasım 2019

Yazar: Selman Bayer Dil kavramın ilk çağrıştırdığı iki anlamıyla da kendinde bir varlıktır. Hem sosyo-ekonomik hem de ontolojik anlamda bir değer ifade eder. İnsanın bu dünyadaki saltanatının menşei de, meşruiyeti de, tahkiyesi de dille mümkün olabilmiştir. Bu anlamda dil hayattır. Thales su hayattır derken bütün hayatın kaynağı olarak suyu işaret etmektedir. Dilin de en az…

19 Kasım 2019

Yazar: Abdelfattah Kilito Adem’in diliyle ilgili bazı sorular ortaya atacağız. Fakat hangi dilden bahsediyoruz, uzvumuz olan dilden mi yoksa tabir olan dilden mi? Toplum içinde iletişim aracı olan dilden mi yoksa yasak meyveyi tadan dilden mi? Buradaki muğlaklık kökenseldir. Onu cennetin orta yerinde bulunan ağaca, bilgi ağacına kadar geri götürebiliriz. Havvâ, bu ağacın altına çok…

14 Kasım 2019

Yazar: Paola García* Kelimeler gerçekliği kaçınılmaz şekilde perdeler ve yanlış yorumlar, fakat çelişkilidir ki gerçekliği tartışmak için zorunludurlar. Friedrich Nietzsche bu sorunu dilin “yasaması” olarak tanımlar ve onu, kendisi sayesinde kelimelerin kavramlar hâline geldiği süreç olarak tarif eder; bu bağlamda kelimeler “az veya çok birbirine benzer sayısız örneğe… asla eşit olmayan ve bu yüzden tümüyle…