Kültür-Sanat


25 Eylül 2019

Yazar: Ali Qleibo On sekizinci yüzyılın ilk on yılında Osmanlı’nın uzak eyaletlerinde düzensizlik hâkimdi; nitekim bu dönemde Osmanlı ordusunun dikkati dışarıdaki savaşlardaydı. Eşkıyalar, yol kesen haydutlar ve yağmacı Bedeviler köyleri, kentleri ve Filistin’den Mekke’ye yol alan hac kervanlarını dehşete düşürüyorlar, yağmalıyorlardı. Bu teröre alışmış ürkek Kudüslülere ancak şehir surlarının ardına çekilmek kalıyordu. Gece bütün kapılar…

25 Eylül 2019

Yazar: M. Hakan Alvan & Türkan Alvan Geleneksel tıp, vücuttaki safra, kan (dem), balgam ve sevdadan ibaret dört sıvının (ahlât-ı erba,a) dengesiyle insan sağlığının dengelendiğini anlatır. Ahlât-ı erba,a, her insanın mizacında farklı oranlardadır. Osmanlı hekimleri bu yüzden, kendisine gelen hastanın mizacını tanımayı çok önemserdi. Çünkü mizacın bozulması anlamına gelen hastalık, bu sıvıların dengesizliğiyle alakalıdır. Mesela,…

25 Eylül 2019

Yazar: Semih Ceyhan Sabah Ülkesi’nin bir önceki sayısında Cumhuriyet öncesi modern Türk tarihçiliğinin kurucu figürlerinden biri olan Mehmed Fuad Köprülü (1890-1966) ile Nazif Bey (?) arasında tasavvuf histografyasının nasıl olması gerektiği üzerine Dersaâdet ve İkdâm gazetlerinde yayınlanan bir tartışmayı söz konusu etmiştik. Tartışmanın devamını da bir sonraki sayıda ele alacağımızı vadetmiştik. Bu vaadi gerçekleştirme adına…

27 Haziran 2019

Farsçadan dilimize giren güfte, klasik Türk musikisi terimi olarak “kâr, beste, semai, şarkı, türkü, ilahi, nefes gibi dinî ve diğer formlarda bestelenen eserlerin sözü” ayrıca “bestelenmek üzere yazılmış şiir” demektir. Bestekâr, güfte olarak seçtiği şiiri şairinden emanet alır; onu musikiyle kaynaştırarak hayat verir. Bu anlamda güfte ile şiir arasında nazım şekli, kafiye, redif, vezin, ses…

21 Haziran 2019

İnsan toplumları genel anlamda geçmişe yakın alaka gösterirler; görünüşe göre, biz kimiz ve nereden geliyoruz soruları, düşünen ve merak eden varlıklar olarak doğamızın tam da merkezindedir. Tarihî eserlerini okuma, yazma, kaydetme ve dinleme aracılığıyla geçmişin incelenmesi modern dönem öncesi Osmanlı İmparatorluğu’nda da oldukça popülerdi. Mesela, 17. yüzyılda, kitap kurdu Kâtip Çelebi (ö. 1657) o dönem…

18 Haziran 2019

Mezopotamya’da çivinin kil tabletlere ilk vurulduğu andan günümüze gelinceye kadar geçen sürede yeryüzünde yazılmış bugün adına tarih deyip geçtiğimiz uçsuz bucaksız malumatın uğultusunda insanın sesini duymak her zaman kolay olmuyor. 21. yüzyılda yaşayan bireyler olarak “zamanın ruhu” denen şeyin alametifarikasını bizzat yaşayarak, hissederek, okuyarak, tam anlamasak da anlarmış gibi içimizde duyuyoruz. Geçmiş zamanları ise daha…

14 Haziran 2019

Kamelyalı Kadın’ın yazarı olan Alexandre Dumas Fils 19.yüzyılın ikinci yarısında arkadaşı şair Maurus Jókai’yi Budapeşte’de ziyaret ettiğinde kendisine tatlı olarak tipik bir Habsburg lezzeti olan Strudel ikram edilmiştir. Fransız yazar bunu çok beğenmiş ve arkadaşına bu “şiir gibi hamur tatlısının” nasıl yapıldığını sormuştur. Jókai şöyle tarif etmiştir: “Oldukça kolay. Büyük bir masaya beyaz bir örtü…

11 Haziran 2019

Modern Türk tarihçiliğinin bilimsel anlamda kurucu figürlerinden biri olan Mehmed Fuat Köprülü (1890-1966) tarih, edebiyat ve sosyoloji çalışmalarıyla temel bilimsel perspektifi farklı açılımlarla günümüze değin devam eden öncü ilim adamlarından biridir. Söz konusu her üç disiplinin verilerine dayanarak özellikle İslamiyet sonrası Türk tarihinin kültürel süreklilik ve değişkenlerini anlamaya yönelik hem modern bir metodoloji hem de…

27 Mart 2019

Bir filmi unutulmaz, çağlar üstü, harikulade kılan özellikler nelerdir diye sorulduğunda verilebilecek cevaplar aşağı yukarı herkesin zihninde belirir: senaryo, yönetmenlik, görsellik, oyunculuk, kurgu vs. Tüm bunlar doğru olmakla birlikte, bir filmi hafızalara kazıyan en önemli unsurlardan biri filmin, dolayısıyla yönetmenin esaslı dert sahibi olarak, derinlikli bir felsefeyle filmini inşa etmesidir. Wim Wenders’in 1987 tarihli Der…

22 Mart 2019

1955 yılının bir kış sabahında Trabzon’un Of ilçesi Uğurlu Köyü’nde dünyaya gelen Mustafa Ruhi Şirin’in getirdiği birçok haberin birisi de onun şu şiir başlığı ile şimdi daha iyi anlaşılıyor: Tarih çocukla başlar. Ey insan insan ey! / Aklın erdi de / Dünyanın güneşin / Güneşin kendi etrafında / Döndüğüne / Bilemedin, bilemedin tarihin / Çocukla…