Kültür-Sanat


14 Haziran 2018

Son zamanlarda Avrupa ve ABD genelinde sağcı ulusalcılar arasında artan İslam karşıtı söylem, Müslümanların yolculuklarına dair iki baskın imgeyi tekrar tekrar vurguladı: bunların birincisi öldürmek ve yok etmek için yola çıkan hareket hâlindeki mücahit (silahlı mücadeleyi de içerecek şekilde, kelimenin tam anlamıyla, mücadele eden anlamına geliyor). İkincisi ise kendi ülkesinden vatandaşlarla birlikte medeni dünyaya sızarak…

10 Haziran 2018

İnsanın sosyolojik bir problem, felsefi bir mesele ve hatta ticari ve siyasi bir meta olarak epey revaçta olduğu günlere geldik. Körlerin fil tarifini çağrıştırsa da bir yerlerinden insana dokunan düşünceye, edebiyata dair ciddi bir temayül söz konusu artık. Parçalanmış bir hayatın içerisinde yersiz yurtsuz salınıp duran insanın edebiyat için de merak konusu olması memnun edici….

06 Haziran 2018

II. Meşrutiyet’in ilanından (1908) sonra Osmanlı’da meşrutiyet fikrini ve ideallerini savunan pek çok kesimin yanı sıra tasavvuf ve tarikat ehli de yayınladıkları dergi ve gazetelerle, kurdukları cemiyetlerle bu fikri neşretmeye gayret etmişlerdir. Bu süreçte yayın hayatına giren dinî-tasavvufi muhtevalı dergilerden biri de Tasavvuf’tur. Derginin başyazarı Meclis-i Meşâyih Reisi, Urfa mebusu Şeyh Mustafa Saffet’tir (Yetkin) (1866-1950)….

02 Haziran 2018

Son yıllarda Ramazan aylarında Enderun usulü teravih namazı sık sık gündeme gelmektedir. Kendi medeniyet kodlarına geri dönmek isteyen bazı çevreler bu teravih namazı usulünü yaygınlaştırmak isterken, muhafazakâr kesimin diğer kanadı buna karşı çıkmaktadır. Konuyu iki kesimin hassasiyetlerini de dikkate alarak sizinle paylaşmak istedik. Teravih namazı bilindiği üzere Hz. Peygamber’in Ramazan ayında tek başına kıldığı ve…

22 Mart 2018

Viyana Üniversitesi’nde “İtalya’nın Sömürgesi Sürecindeki Etiyopya’da Avrupa Medeniyetinin Sosyo-kültürel Etki Ve Göstergeleri” adlı yüksek lisans tez çalışması için kabul onayının iki sene; ülkeye seyhat izni için gerekli vize işlemlerinin aylarca sürmesinin ardından, Kaffa yöresinin üç bin metre kadar yüksekliği olan köylerininin bağlı olduğu Dedo kasabasından nihayet yola çıkabilmişti. Önce Adis Ababa üzerinden bir hafta süren…

17 Mart 2018

Osmanlı’da ilk mektep kitapları bunun gibi cümlelerle başlarmış. Yahya Kemal, “Türk’ün gönlünde dağ varsa Balkan’dır, nehir varsa Tuna’dır” diyor. 1354’te Süleyman Paşa’nın Gelibolu’ya çıkmasıyla başlayan Osmanoğullarının Rumeli fütuhatını tersine döndüren eskilerin 93 Harbi dedikleri 1293/1877-78 Osmanlı-Rus harbinin 140. yılındayız. 1683, 2. Viyana bozgununun da 334. yılı. Bu güzergâhla ilişkimiz Osmanlılardan yaklaşık 1000 sene önce Karadeniz’in…

15 Mart 2018

Karagöz oyununun büyüleyici ve etkileyici havası, çocukluk yıllarımızda az çok hepimizi etkilemiştir. Artık çocuklarımızı bir hayal perdesi ardında; orijinal müzikleri ve gazelleriyle sergilenen Karagöz oyunlarıyla büyütemiyoruz. Klasik Türk edebiyatı ve musikisinin müşterek ürünü olan Karagöz oyunları, günümüzde maalesef kaybolan kültür mirasımız arasındadır. Karagöz ustaları, sessizce aramızdan geçip gittiler. Onların mesleklerine sadece çocuk eğlencesi olarak bakmadıklarını,…

17 Şubat 2018

Müzik ve şiir İslam tarihinde özellikle mutasavvıf çevrelerde her zaman ilgi çekmiş sanat dallarıdır. “Allah güzeldir güzeli sever”1 hadisinin fehvasınca güzelliği ve estetiği kısacası bediiyatı hayatlarında var eden Müslümanlar bu sanatlara her zaman ilgi gösterdiler. Zaman zaman bu sanatlara ilişkin itirazlar da vaki oldu. Bu itirazlara karşı İbn Hazm ve İmam Gazzâlî gibi ciddi âlimler…

25 Aralık 2017

Uzun yıllardır Kudüs “El-Kudsü’ş-Şerîf” adıyla bilinegelmiştir. İslam rivayetlerinde Kudüs, İslam’ın ilk yıllarında Müslümanların ilk kıblesi, mucizevi gece yolculuğunda varış noktası ve peygamberin ibadet etmek için yolculuk yapılmasına izin verdiği üç mescitten birinin içinde bulunduğu yerdir. İslam teolojisinde Kudüs axis mundi (dünyanın direği, temeli) ve gökle yer arasındaki bağlantı noktası olarak görülür. Kudüs-ü Şerif’i ziyaret etmek…

11 Aralık 2017

İbn Abbas (r.a) “Şiir, Arapların divanıdır”, der. “Allah’ın kelamını okuyup anlayamadığınız zaman şiire başvurun” diye ekler. Yani Arapların tüm hafızası, tarihi, kültürü şiirde mahfuzdur. Bu yüzden Tarafe’den, Muallaka-i Seba’ya, Kaab b. Züheyr›den Mütenebbî’ye, İmruülkays’tan, Kasîde-i Bürde geleneğine uzanan geniş bir tahayyül ve inşa coğrafyasından, ikliminden dem vurulabilir. Şiirle bu şekilde iç içe yaşayan bir toplumun…