Felsefe


15 Temmuz 2020

Yazar: Abdullah Başaran Fenomenolojik Okur Okuma eylemi, bileşenleri ve kendi içindeki pek çok dinamiğiyle birlikte, okumanın bir felsefesini öngörür. Ben de bu yazının okurundan okuma eylemine yönelik hergünkü tavrını daha felsefi ve fenomenolojik tavra değiştirmesini talep edeceğim. Zira betimsel ve somutlaştırıcı felsefe yapma usulü olarak fenomenoloji, sadece yargı ve inançlarımızı tespit ettiğimiz değil, sahici olmayan…

13 Temmuz 2020

Donatella Di Cesare Tarihsel açıdan bakıldığında göç hiç de yeni bir olgu değil fakat yirmi birinci yüzyılda yaşanan küresel olaylar bu olgunun önemini ve boyutlarını radikal bir biçimde değiştirdi. Günümüzde göç etme hakkı tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar belirsiz ve yakıcı çatışmalara yol açıyor. Göçü basit bir dolaşım meselesine indirgemek ve buradan hareketle sadece kaçma/terk…

13 Temmuz 2020

Yazar: Jacob Rogozinski Bir krizden bazen felsefe yapma arzusu doğar: Zamanın akışını bozan ve kesinliklerimizi alaşağı eden yeni bir durum tecrübesini kavrama taşıma arzusudur bu. Covid 19’un neden olduğu epidemi de istisna değil. Filozof tabii ki kendini epidemiyoloğun, viroloğun, sosyoloğun, ekonomistin, politikacının yerine koyup krizin nedenlerini tespit etme, krizin üstesinden gelme araçlarını temin etme ve…

13 Temmuz 2020

Yazar: Hélène L’Heuillet Bazı kavramlar herhâlde düşüncemize bir sağlamlık sureti kazandırıyor. İç-dış, mahrem-kamusal, ya da hatta bireysel-kolektif karşıtlığında bu suret belli oluyor. Bu araçlardan itibaren düşündüğümüzde, insanın birlikte varoluşu ya bireyi gruba bağlamanın yollarını arayan bir ortaklık sorunu olur, ya mahrem yaşamı koruma zorluğunu çözmeye yönelik bir bölge sorunu olur ya da “içeri” ve “dışarı”yı…

03 Temmuz 2020

Yazar: Ekrem Demirli Ömrünü kendisiyle kavgayla geçiren birine “öteki insan” ile yaşamadan söz etmenin çağrıştıracağı şey nedir? İnsanın tercihine bırakılsaydı -zaruri ihtiyaçlarımızı karşılayabileceğimiz sınırlı sayıdaki birkaç insanın dışında- kimle ve neyle yaşamayı yeğlerdik? Günlük dilde kullandığımız kelimelerin ve tabirlerin birçoğunda bizim dışımızdaki dünya ve “öteki insan” itham vesilesi olarak zikredilir. “Ben ahlaklı değilsem bunun sebebi…

14 Nisan 2020

Yazar: Adem Beyaz 19. yüzyılın sonunda, Avrupa’da insanın tüm kültürel üretimlerinin incelenmesinin başlamasıyla birlikte, tarihsel insanın üretimleri de mercek altına alındı; bunlar arasındaki en ilginç üretimlerden biri mitlerdi. Modern tarihçilerin gayretli çalışmaları sonucu, en azından yerleşik toplumların belirmesinden itibaren dünya tarihinin ortalama bir kronolojisi artık çıkarılabiliyordu. Bu aşamada ortaya çıkan en belirgin sorunlardan biri, mitolojik…

10 Nisan 2020

Yazar: Keith Frankish Fenomenal bilinç, dünyanın üzerimizde bıraktığı eserin izini sürmemize yardım etmek üzere beynimizce yazılan bir kurgudur11 Bu makale, Aeon dergisinde yayınlanmıştır. Matrix filminde (1999) Morpheus Neo’ya kırmızı bir hap verir. Eğer Neo hapı içerse bildiği hâliyle gerçekliğin aslında amir makinenin insanları köleleştirmek için yarattığı bir yanılsama olduğunu keşfedecektir. Ben de size başka bir…

10 Nisan 2020

Yazar: Jens Zimmermann Hermenötiğin bilinçle ne ilgisi var? Her açıdan ilgisi var – en azından aşağıdaki birkaç paragrafta tartışmak istediğim bu. Bu tartışmayı gerçekleştirmek için biz kimiz ve nasıl biliriz sorularının (felsefi terimlerle söylenirse, antropoloji ve epistemolojinin) çağımızın ısrarcı birçok toplumsal sorununun tam da merkezinde durduğu konusunda hemfikir olalım. Örneğin, bir şahsiyeti kuran şeyi tanımlama…

31 Mart 2020

Yazar: Dan Zahavi Bilişsel nörobilimciler ve nörofilozoflar son birkaç on yıldır, biliş [cognition] kodunu çözebilmek için büyük bir çaba içine girdiler. Zihin-dünya arasındaki ilişkiye dair temel fikirler ve incelemeler yeni bir şey değil aslında. İlerleyen sayfalarda öne süreceğim gibi, şu sıralar bilişsel nörobilimde revaçta olan modellerden biriyle 19. yüzyılın ortalarında Alman NeoKantçılar tarafından geliştirilen fikirler…

31 Mart 2020

Yazar: Ekrem Demirli Din ile felsefe ve bilim ilişkileri üzerindeki tartışmalar görece verimsiz alanlardan birini teşkil eder. En iyisi hiç okumamak diye akla gelir. Hâlihazırda genişlemeyi sürdüren zengin literatüre bakınca, bu tartışmalar niçin ısrarla sürdürüldü diye şaşırmamak mümkün değil. Kimse pozisyonunu değiştirmeye yanaşmaz, tartışmanın sonucunda yeni bir durum veya yaklaşım ortaya çıkmaz, kimse ötekinin ne…