Felsefe


03 Temmuz 2020

Yazar: Ekrem Demirli Ömrünü kendisiyle kavgayla geçiren birine “öteki insan” ile yaşamadan söz etmenin çağrıştıracağı şey nedir? İnsanın tercihine bırakılsaydı -zaruri ihtiyaçlarımızı karşılayabileceğimiz sınırlı sayıdaki birkaç insanın dışında- kimle ve neyle yaşamayı yeğlerdik? Günlük dilde kullandığımız kelimelerin ve tabirlerin birçoğunda bizim dışımızdaki dünya ve “öteki insan” itham vesilesi olarak zikredilir. “Ben ahlaklı değilsem bunun sebebi…

14 Nisan 2020

Yazar: Adem Beyaz 19. yüzyılın sonunda, Avrupa’da insanın tüm kültürel üretimlerinin incelenmesinin başlamasıyla birlikte, tarihsel insanın üretimleri de mercek altına alındı; bunlar arasındaki en ilginç üretimlerden biri mitlerdi. Modern tarihçilerin gayretli çalışmaları sonucu, en azından yerleşik toplumların belirmesinden itibaren dünya tarihinin ortalama bir kronolojisi artık çıkarılabiliyordu. Bu aşamada ortaya çıkan en belirgin sorunlardan biri, mitolojik…

10 Nisan 2020

Yazar: Keith Frankish Fenomenal bilinç, dünyanın üzerimizde bıraktığı eserin izini sürmemize yardım etmek üzere beynimizce yazılan bir kurgudur11 Bu makale, Aeon dergisinde yayınlanmıştır. Matrix filminde (1999) Morpheus Neo’ya kırmızı bir hap verir. Eğer Neo hapı içerse bildiği hâliyle gerçekliğin aslında amir makinenin insanları köleleştirmek için yarattığı bir yanılsama olduğunu keşfedecektir. Ben de size başka bir…

10 Nisan 2020

Yazar: Jens Zimmermann Hermenötiğin bilinçle ne ilgisi var? Her açıdan ilgisi var – en azından aşağıdaki birkaç paragrafta tartışmak istediğim bu. Bu tartışmayı gerçekleştirmek için biz kimiz ve nasıl biliriz sorularının (felsefi terimlerle söylenirse, antropoloji ve epistemolojinin) çağımızın ısrarcı birçok toplumsal sorununun tam da merkezinde durduğu konusunda hemfikir olalım. Örneğin, bir şahsiyeti kuran şeyi tanımlama…

31 Mart 2020

Yazar: Dan Zahavi Bilişsel nörobilimciler ve nörofilozoflar son birkaç on yıldır, biliş [cognition] kodunu çözebilmek için büyük bir çaba içine girdiler. Zihin-dünya arasındaki ilişkiye dair temel fikirler ve incelemeler yeni bir şey değil aslında. İlerleyen sayfalarda öne süreceğim gibi, şu sıralar bilişsel nörobilimde revaçta olan modellerden biriyle 19. yüzyılın ortalarında Alman NeoKantçılar tarafından geliştirilen fikirler…

31 Mart 2020

Yazar: Ekrem Demirli Din ile felsefe ve bilim ilişkileri üzerindeki tartışmalar görece verimsiz alanlardan birini teşkil eder. En iyisi hiç okumamak diye akla gelir. Hâlihazırda genişlemeyi sürdüren zengin literatüre bakınca, bu tartışmalar niçin ısrarla sürdürüldü diye şaşırmamak mümkün değil. Kimse pozisyonunu değiştirmeye yanaşmaz, tartışmanın sonucunda yeni bir durum veya yaklaşım ortaya çıkmaz, kimse ötekinin ne…

03 Mart 2020

Yazar: Thomas Metzinger Şu tartışmasız bir gerçektir:11 Bu yazı Gehirn&Geist dergisinin 2006/6 sayısında yayınlanmıştır. Sinirbilim ve bilişselbilim alanındaki hızlı gelişmelerin birçok olumlu yanı vardır. Mesela bu ilerlemeler Batı felsefesinin kendini tanıma ideali gibi klasik hedeflerine yeni katkılar sağlamaktadır. Ayrıca bir zamanlar Immanuel Kant’ın “İnsanın kendi suçu ile düşmüş olduğu bir ergin olmama durumundan kurtulmasıdır.” şeklinde…

21 Ocak 2020

Yazar: Renaud Barbaras Yaşamdan [vie] bahsetmek, canlılara [vivants] indirgenmediği hâliyle bizzat yaşamdan konuşmak, biyolojinin ayırt edici tezlerinden birini askıya almaktır; bu teze göre, sadece canlılar yani kimyasal oluşumları gereği benzersiz niteliklerle bezenmiş gerçeklikler söz konusu olacağı için yaşamdan bahsetmenin manası yok; bizzat yaşamdan bahsettiğimizde, canlıların yaşam sayesinde canlı olduklarını kabul ederiz, çünkü yaşama sahipler, ya…

14 Ocak 2020

Yazar: Michael Naas Platon diyaloglarında hep o meşhur doğrudan sorulan soruyu görürsünüz: “… nedir?” ancak yaşam hakkında asla böyle bir soru sormaz, “Yaşam nedir?” sorusunu doğrudan sorduğu bir tane bile diyalog gösteremezsiniz, ama Platon diyaloglarının hepsi şu ya da bu şekilde bu müstesna soru etrafında döner. Örneğin, Philebus haz meselesini soruşturur, Menon erdemi, Devlet ise…

31 Aralık 2019

Yazar: John Russon Tanışmanın merkezinde bir ikirciklik var. Bir taraftan, tanışmanın heyecanı ve enerjisinin çoğu şu olgudan ileri gelir: İnsan, tanımadığı bir kişiyle, farklı bir dünyadan biriyle bir bağlantı kurmayı umar ve bilinmeyen bir toprağa girmeye cüret eder. Buradaki her bir kişi diğeri için bir tür yabancı zemindir; bu zemin, kuşkusuz, kısmen heyecanlandırır, çünkü hayal…