Dosya

Kağan Kahveci Gerçeklik belli ahlaki davranışları veya politik tutumları gerektirir mi, dayatır mı? Sorunun birçok çağrışımı var, ben şu çağrışımlarıyla düşüneceğim: Gerçekliğe, gerçekliğin belli bir bilgisine dayanarak “şu yapılmalı, bu yapılmamalı” gibi ifadeler kurulabilir mi? Mesela temellerini doğa bilimlerinde bulan “olgulara” dayanarak veya metafiziğin akılla ispat ettiği “hakikatlere” dayanarak belli etik veya politik yaptırımlar gerekçelendirilebilir…

Hasan Sevil Ahlaksızlığın kökeni, doğrudan ahlaka dayanmaktadır. Ahlakın kaynağına odaklandığımızda da ahlaksızlığın kökenine dair mahiyet ortaya çıkacaktır. İnsandan ortaya çıkan iyi ve kötü eylemler, insanın doğasının ve manevi terbiyesinin bir sonucudur. Ancak, insanın doğası ile onun manevi tarafı birbirlerini dışlamaz. Bir insandan sadır olan herhangi bir fiili incelerken yalın olarak sadece manevi kaynağa bağlamak ya…

Özkan Gözel Heidegger’de (ö. 1976) Dasein o meşhur tabirle dünyaya “fırlatılmış”tır. Fırlatılmanın “nereye”si bellidir burada, ama “nereden”i (ve/veya “kim tarafından”ı) meçhul ve karanlıktır ve böyle olarak o fenomenolojik araştırmanın erimine girmez tabiatıyla ve dolayısıyla onto-lojik kavranırlığın ışığında aydınlığa kavuşmaz. “Tabiatıyla” diyoruz, zira Heidegger Dasein’ın varlığına mukaddem olup bilmenin kapsamına girmeyen bu gaybî vaziyet üzerinde fenomenolojik…

Ekrem Demirli Oldum olası dünya ve insanlar hakkında iyimser fikirlere sahip olmuşumdur. Dünyadaki her hadisenin belirli bir hayra müncer olacağından, her insanın nihayetinde hayra müteveccih olacağından pek tereddüt etmem. Var olmanın kendisi en büyük iyilik ise bu iyiliği idrak ettiğimiz dünya, onun sonsuz tecellilerini temaşa ettiğimiz insan neden kötü olsun ki? Bu iyimserliğin sebebi bilhassa…

Yunus Kaya 2020 ve 2021 yıllarında tecrübe ettiğimiz ve etkilerini hâlen anlamaya çalıştığımız Covid-19 pandemisinin önümüze serdiği en önemli hususlardan biri dünya ekonomisindeki eşitsizlikler ve paylaşım sorunudur. Sömürgecilik ve emperyalizm gibi tarihsel; küreselleşme ve neoliberal ekonomiye geçiş gibi daha güncel süreçlerin ortaya çıkardığı ülke içi ve ülkeler arası eşitsizlikler pandemi döneminde ve sonrasında can alıcı…

Adem Beyaz* 2014 yılında, doktora yapmak için Louvain Katolik Üniversitesini (LKÜ) gözüme kestirmiştim. Yayınlarından bildiğim ve birlikte çalışmayı da çok isteyeceğim bir felsefe hocasına bir proposal gönderdim. Çok umutluydum çünkü içerik ve yöntem olarak tutarlı olduğunu düşünüyordum. Gelen cevapta, özetle, benim önerdiğim konuların yaklaşık otuz yıl önce başka bir perspektif dâhilinde zaten çalışıldığını ve bugün…

Metin İzeti* Yirminci yüzyılın insanı, fizyonomisini büyük ölçüde kaybettiği bir zamanda yaşıyor. Bu, insanın doğa ilkesiyle, yani logosla olan anlaşmasını büyük ölçüde unuttuğu bir zamandır. Bildiğimiz dünya, çeşitli figürler ve eşsiz mimiklerle doludur. Doğanın figürleri bazen farklı bazen de aynı atmosfer içerisinde renkler ve şekiller hâlinde bize yaklaşır. Bu fizyonomide özgürlük, tüm kavramların ayrı…

Zahit Tiryaki* Platon, Phaidros diyalogunda iki atın çektiği bir arabadan ve arabanın sürücüsünden bahseder. Söz konusu alegoride Platon güzel ve soylu atın iradeyi temsil ettiğini ve arabayı yani bedeni idealar alemine götürmeye çalıştığını; çirkin ve huysuz atın ise istek ve arzuları temsil ettiğini ve bedeni maddi hazlara çekmeye çalıştığını söyler. Zıt karakterli iki atın…
Yalçın Çetinkaya* Müzik, onu besteleyen -insan olarak- bestecinin ve ait olduğu toplumun göstergesidir. İnsanın ve toplumun kalitesi yükseldikçe bu insanın ve toplumun müziği de daha kaliteli hâle gelecektir. Nitekim tespit edilebildiği kadarıyla, müzik ve insanlık tarihi birlikte incelendiğinde insan, toplum ve müzik arasındaki bu uygunluğu görebilmek mümkündür. Avrupa’da özellikle kilisenin etkisinden kurtulduktan ve Aydınlanma…

Fatih Hısım İdeolojilerin özlerinde seküler birer din olduğu tezi bilhassa Hannah Arendt’in kötülük ve totaliterlik üzerine yaptığı çalışmalarda belirgin hâle gelmiştir. Arendt’e göre ideolojiler, gerçeklik iddiasını tekelleştiren, diğer inanç ve düşünceleri yok sayan totaliter bir ruha sahiptir. Bunun ötesinde ideolojilerin insanların doğasında olan çoğulculuğu ve çeşitliliği içten çökerttiğini, ayrıca diyalog ve bireysel düşünce yerine kitlesel…