Dosya


20 Temmuz 2020

Yazar: Andrew Benjamin 0. Bu notlar belirli bir bağlamdan doğmuştur. Bir mimarlık tasarım stüdyosu bağlamında, felsefe ve mimarlık arasındaki bir dizi alışverişin sonucudur.11 Bu notların ilham kaynağı Masters Architectural Studio (AN ARCHITECTURE OF RELATIONALITY V: Territory, Border, Countermeasure) adlı projedir. Projenin idarecileri Gerard Reinmuth ve Andrew Benjamin’dir, ve hâlihazırda Sydney Teknoloji Üniversitesi’nde de ders olarak…

17 Temmuz 2020

Eski Yunan felsefesinde “birlikte var olmanın” [coexistence] ve onun olası ontolojik göndermelerinin izlerini sürerken hayatını kendisinden önce filozoflar tarafından değinilmiş her bir kavramı ya da terimi yerli yerine oturtmaya adamış ve bu konuda oldukça başarılı olmuş Aristoteles’e başvurmak doğru bir hamle olsa gerektir. Bu noktada, birlikte var olmaya işaret edebilecek başlıca Eski Yunanca sözcüklerin ya…

15 Temmuz 2020

  BİRLİKTE VAR OLMAK11 “Existence” kelimesinin Türkçede farklı kelimelerle karşılanması gibi “coexistence” kelimesi de farklı kelime veya ifadelerle karşılanıyor. Bağlama ve gramere dayanan bu farklılıklar çerçevesinde bu kelimeyi metin içinde “birlikte var olmak, birlikte varoluş, birlikte … Continue reading Yazar: Gil Anidjar22 Başlık yerine Piotr Mlodozeniec tarafından oluşturulan meşhur bir görseli burada (yukarıda) yeniden kullanıyorum, www.coexistence.art.museum/coex/works/Piotr_Mlodozeniec.asp,…

03 Haziran 2020

11 Bu makale daha önce Philosophy Kitchen’da yayınlanmıştır. Yazar: Steven DeLay Jean Paul Sartre Varlık ve Hiçlik’te (L’être et le néant) fenomenolojinin yönelimsellik problemini Husserl’in izinden ele alırken şöyle der: “Husserl’in gösterdiği gibi her bilinç bir şeyin bilincidir… Her bilinç bir nesneye ulaşmak için kendini aşması anlamında konumsaldır ve kendini aynı konumlamada tüketir”.22 Jean-Paul Sartre,…

03 Haziran 2020

Yazar: Hayrettin Nebi Güdekli Kelamcıların insanın gerçekliğine yönelik yürüttükleri tartışmalarda, bilincin doğası ve insanın bilen özne oluşunu sağlayan bilişsel/zihinsel durumlar ya da özelliklerin kökeni, bu bağlamda zihin-beden ilişkisi gibi günümüzde zihin felsefesinin kapsamında yer alan sorunlarla karşılaşmak oldukça ilgi çekicidir. Bu yazıda insanın doğası ve insanın zihinsel/bilişsel özelliklerinin kökeni sorunuyla ilgili klasik dönem kelamcılarının yaklaşımlarını…

03 Haziran 2020

Yazar: Hans-Georg Moeller “Doğu” felsefeleri hakkında “Batılıların” paylaştığı ortak bir önyargı var: Bu önyargıya göre, Doğulular “mistiktir” ve insan bilincini belirli bir yüksek seviyeye çıkarmaya çalışırlar, o bilinç orada tüm evrenle hemhâl olur veya sıra dışı bir aşkın duruma erişir. Önyargılarla ilgili sorun genelde büsbütün yanlış olmaları değil, gerçekliğin karmaşasını çok basit bir basmakalıba indirgemeleridir….

03 Haziran 2020

Yazar: Asım Cüneyd Köksal Fıkıh fiillerin hem dünyevi hem uhrevi sonuçlarının aynı bağlamda ifade edildiği bir normatif düzenin ilmidir. Fıkıh fiillerin hem uhrevi (vacib, mendub, mübah, mekruh, haram) hem de dünyevi (sıhhat, fesad, butlan, nefaz, lüzum) hükümlerini belirler. Fiillerin dünyevi ve uhrevi hükümlerini belirlediği gibi, bunların hüsn ve kubh ile alakalarını ortaya koymak suretiyle iyi…

04 Mayıs 2020

Yazar: Muhammed Bedirhan Bazı tasavvuf terimlerini incelemek ve onlar hakkında yazı yazmak, terimlerin kapsamları, etkileşim alanlarındaki genişlik ve bazen de terimin hem negatif hem pozitif yoruma sahip olması gibi paradokslu yapısı dolayısıyla çok kolay değildir. Buna bir de tasavvufun bilgi ve varlık anlayışının iç içe geçmiş örgüsü de eklendiğinde durum epeyce karmaşıklaşır. Tasavvuf kavramları arasında…

02 Mayıs 2020

Yazar: V. Metin Demir Modern felsefede epistemolojinin merkezî bir konum edinmesinden itibaren zihnin nasıl işlediğine dair teoriler felsefenin başat konusu hâline gelmiştir. Descartes’ın zihnin doğası ve ruhun yapısına dair öncü görüşlerini, Leibniz ve Spinoza devam ettirmiş, devamında Hume, Locke ve Berkeley bu görüşlere karşı çıkmıştır fakat temel tartışma hep zihnin işleme biçimi etrafında dönmüştür. Psikolojinin…

30 Nisan 2020

Yazar: Atila Ataman Kabaca toparlanacak olursa, poetik şuur evreni sürekli müzikal dizelere tercüme etme istenciyken romanesk bilinç insanları sürekli yüzeysel psikolojilerine tahvil etme eğilimidir. Yani, buna göre, Dante bir vahiy ya da ilahiyken Dostoyevski bir çukur ya da çamurdur. Ve Cervantes’in öyküsü poetik şuur ve romanesk bilinç arasındaki karşılaşmayı, bu ikisi arasındaki kavşağı temsil ettiği…