Dosya


01 Temmuz 2014

Tarihsel Fon Dünya medeniyet tarihi içinde, mimarlık eyleminin büyük payı olduğu, bu eylemin de şehirlerin kuruluşu ve gelişme sürecine bağlı olarak zenginleştiği söylenebilir. Bu açıdan medeniyetin şehirlerde ortaya çıktığını, bu bağlamda medeniyet tarihinin, şehirlerin tarihi anlamına geldiğini vurgulamak yerinde olacaktır. Muhtevası ele alındığı zaman, medeniyetin üç sacayağı üzerine oturduğu görülür: Mimarî, musiki ve yemek kültürü….

01 Temmuz 2014

Müslümanlar, 20.yüzyılın başlarında bir şok yaşadılar ve bu şoku atlatma konusunda tarihsel tecrübedekine benzer bir refleks gösteremedikleri gibi o tecrübeden gereğince yararlanma becerisini de gösteremediler. Fıkıh düşüncesinin tarihi seyrine baktığımızda, zaman zaman kimi iç etken ve dinamiklerin etkisiyle kimi dışarıdan zorlamalarla birtakım kırılmaların yaşandığını görürüz. Fukahanın bu kırılmaları sistem içinde eriten entelektüel çabaları bu kırılmaların…

01 Temmuz 2014

Osmanlı’nın dibacesi yahut da İstanbul’un mukaddimesi olan Bursa’da caddeler modernleşmeye paralel olarak genişletilir. Bu sırada Yürüyen Dede is­minde bir yatırın türbesinin yıkılarak, büyütülecek sokağa eklenmesi gerekir. Vâli Ahmet Vefik Pa­şa ulemâ ve eşraftan bazılarıyla beraber türbenin başına giderek yürü ya dede! diye üç kere nida ettikten sonra; dede hazretleri elbette yürümüş git­miştir, ayak altında kalacak…

01 Temmuz 2014

Latince Modo (bugün) sözcüğünden türeyen modern kelimesi, güzel sanatlarda belli bir estetik anlayışı ifade eder. Kelime, 19. yy’da, içinde yaşanılan asır anlamında, 20. yy’dan itibaren ise geçmiş zamanın karşıtı olarak kullanılmaya başlanmış ve böylece günümüze gelmiştir. Ebediyetin kalıcı ve değişmeyen değerlerinin tersine, modernliğin konusu geçici ve değişken olandır. Modern olmak; gelenek, din, örf gibi değerlerden…

01 Temmuz 2014

1.Mesele: Günümüzde Müslümanlar yaklaşık yüzelli yıldan beri devam eden ve farklı bölgelerde, farklı şekillerde gerçekleşen, ama aynı neticeyi veren bir süreç neticesinde ikiyüzyıl önce sahip oldukları, yaşadıkları, herkese tanıdık ve bildik gelen, herkesin iştirak ederek devamını sağladığı bir kültürden fersah fersah uzaklaşmış durumdadırlar. Bugün yaşayan nesil 18. yüzyılda yaşayıp eserlerini vermiş olan, İsmail Hakkı Bursevi…

01 Nisan 2014

Hollwood, Bollywood’un İzinden mi Gidiyor? Yolculuğuna, ülke henüz sömürgeci devlet egemenliği altındayken, 1912 yılında başlayan ve son yüzyılda dünya çapında en parlak dönemini yaşayan Hint sineması, kendinden beklenen patlamayı yaparak, kitleler üzerinde “yumuşak güç” olarak önemli bir etki aracı hâline gelmiş ve Hollywood’la rekabet edecek duruma gelerek Hollywood yapımcılarını, hem Hollywood hem de Bollywood sinemasının…

01 Nisan 2014

Hindistan bizim için Binbir Gece hikâyelerinin, matematikte sıfırın, sosyologlara göre birer kültür taşıyıcısı olan göçmen romanların anavatanıdır. Türklerin Hintlilerle uzun boylu kavgaları olmamış, eski Türkler tuğlarında/nevbet takımlarında Hintli müzisyenlerden yararlanmışlardı. İslam’ın yayılmasından sonra da kuzeyde kurulan Türk devletlerinin yönetimlerini benimseyen Hintli müzisyenler zamanla değişik bölgelere dağılmış, sanatlarını icra etmiş olmalıdır. 1800 yılından sonra İngilizlerin kurdukları…

01 Nisan 2014

Dünyanın en eski ve zengin medeniyetlerinden birine sahip olan Hindistan, bu zengin ve köklü kültürüyle dünya edebiyatlarına ve felsefelerine tesir etmiş, egzotik ve büyülü dünyasıyla yüzyıllardan beri insanlar için eksilmeyen bir alâka merkezi olmuştur. Uzun ve karışık tarihin beslediği muhayyile onu masallar ve efsaneler ülkesi hâline getirmiştir. Hindistan bu cephesi ile yazılı ve sözlü edebiyat…

01 Nisan 2014

İslam âleminin yetiştirdiği en büyük bilgin, bütün zamanların en büyük bilginlerinden biri, evrensel deha, ilk Hindolog… Bu sıfatlar uluslararası akademyada Biruni’ye atfedilen sıfatlardır. Ebu Reyhan Muhammed b. Ahmed el-Biruni künyesiyle bilinen bu büyük âlim, 973 yılında, bugünkü Özbekistan sınırları içinde bulunan Harizm’de doğmuş; tahminen, son kitabını yazdığı 1050 yılından kısa bir süre sonra, bugünkü Afganistan…

01 Nisan 2014

Hindistan kamuoyu, gözünü epeydir kapitalist gelişmenin geleneksel sosyal dokuyu ve değerlerini tehdit edip etmediği sorusuna dikmiş bulunuyor. Sömürgecilik karşıtı mücadelemiz boyunca, Gandi ve Tagore gibi düşünürler, İngiliz yönetiminin Hindistan’da oluşturduğu düşünce veya kurumların doğasını ağır bir biçimde eleştirdiler. Bunların yerine, insani gelişimin alternatif ve toplumsal hayatı daha kolaylaştıran kalıplarını öngördüler. Bu meseleler, bağımsızlık sonrası Hindistan’ında…