Sabah Ülkesi

“AHLAK SUKUT ETMEZ”

Birçoğumuz, yaşlı tanıdıklarımızdan bazılarının “Ahlak sukut etmiş evladım!” dediklerine şahit olmuşuzdur. Bu sözü sarf edenler, yaşadıkları devri yadırgamakta ve ahlaki bazı değerlerin yozlaştığını, hatta artık dikkate alınmaz olduğunu, bu değerlerin hükmünün kalmadığını anlatmak isterler. Yani bu sözle olgusal bir durumdan söz etmiş olurlar. Osmanlılar devrinde yaşamış bir âlim olan Hasan Kâfî el-Akhisârî (ö. 1615) ise,…

FELSEFİ ZAMANIN RUHUNA ÖVGÜ

“Güneşin altında yeni hiçbir şey yok.” dedi Süleyman. Elinin altında onca kadının olduğu hükümdarlık günlerinde bu özdeyiş yerindeydi belki, ama bugün anlamsız bir laf. Kelimelerin özgünce birbirleriyle terkibe sokulmasının bir nihayeti olamaz; bunların özgün fikir terkipleri olması da gerekmez. Edgar Allan Poe Bir zamanlar, Hans-Georg Gadamer’den sonraki tüm kıta Avrupası filozoflarını âdet olduğu üzere gayet…

FELSEFENİN YENİ BİR TANIMA İHTİYACI VAR

Bir sufi mürşit, doğduğu yer olan Horasan/Nişabur’dan Bağdat’a yeni vazifesine gelmeden çok önce kendisinin namı buralara ulaşmıştı. Yüksek maneviyatı ve ihsan kavramına getirdiği özgün yorumla muazzam bir şöhreti vardı, ama aynı zamanda onun pek de ortodoks olmayan tarzı da meşhurdu. Bazıları bu mürşit hakkında uçuk söylentiler, biraz taşkınlık kokan şeyler duymuştu, ama onlardan ayrıntı vermeleri…

ZEİTGEİST KAVRAMINA FENOMENOLOJİK BİR YAKLAŞIM

Zeitgeist kavramı felsefe, edebiyat, sanat ve bilimde olduğu kadar iktisat, sosyal ilişkiler ve siyasette de bütün bir çağın özüne veya ruhuna işaret etmek iddiası taşıması açısından oldukça cüretkâr bir kavramdır. Kültür tarihçileri böylesi Zeitgeist’ları iman çağı, bilim çağı, kapitalizm çağı ya da internet çağı gibi oldukça indirgeyici ve basit terimlerle özdeşleştirmişler, yahut Newton, Goethe, Darwin…

GÜNÜMÜZDE OLUMSALLIK ÜZERİNE ÜÇ NOT GERGİNLİK, BİLİM VE GEÇMİŞTEN GELEN TESELLİ?

-1- Gündelik konuşmalardan ziyade felsefi görüşler ve tartışmalar bağlamında “olumsallık” kelimesi, gerçekleşebilecek fakat gerçekleşmek zorunda olmayan gelecek olay veya durumlara işaret eder. Bundan dolayı da zorunlu olarak, şimdiyi geleceğe bağlayan bir bakış açısını talep eder ve gelecekte, zorunluluk ve imkânsızlık arasında bir ufuk durumunu imler. Bu durum, etkileşime giren kişilerin başlangıç durumlarını betimlemek için, sosyologların…

ZAMANIN RUHU VE RUHUN ZAMANI: ZAMANLI VARLIĞIN ZAMAN HAKKINDA DÜŞÜNMESİ

Zamanın bir özne ve müessir etmen olarak kullanıldığı birçok deyim ve tabir yer alır dilimizde ve belki bütün dillerde. Bir arzumuz gerçekleşmeyince “İşi zamana bırakmak lazım.” deriz ve teselli buluruz; sanki zaman bizim adımıza o işi bir kıvama taşıyacak diye düşünürüz. Bazen bir işi zamana bırakmak, zamanı hakem saymak demektir; zaman muhtemel durum ve neticelerden…



İNSAN: UMMANIN İÇİNDE BİR DAMLA

İnsan için her şey bir yerde başlar. Doğarsınız, görür, bilir tanırsınız. Yürür, konuşur, koşar oynarsınız. Küçükken serpilir büyürsünüz. Büyüdükçe her şeyin sandığınızdan daha başka olduğunu anlamaya başlarsınız. Dünyada var olanın sadece siz olmadığınızın farkına varırsınız. Gece ve gündüz vardır, yaz kış, akıp giden zaman vardır. Dağlar, ırmaklar, vadiler, denizler vardır. Yeryüzü ve gökyüzü vardır. Ay,…

CORNELIUS BISCHOFF’UN TÜRKÇEDEN ALMANCAYA EDEBİYAT TERCÜMELERİNE KATKISI

Türkçeden Almancaya yaptığı edebiyat çevirileriyle Türk ve Alman edebiyatına büyük katkıları olan ünlü çevirmen Cornelius Bischoff, Hamburg yakınlarındaki evinde 27 Haziran 2018 günü vefat etti. Bu yazı aslında “90 kere maşallah!” başlığıyla Cornelius Bischoff’un 90’ıncı yaşgününe denk getirilerek onun Türk edebiyatından Almancaya tercüme uğraşlarını dile getiren bir tebrik yazısı olacaktı. Şimdi, ölümünün ardından; usta edebiyat…

GÖNÜL KULAĞINLA DİNLERSEN ŞARKILAR O’NU SÖYLER!

Peygamber Efendimizin Medine’yi ilk teşrifini beklerken günlerdir gözü yollarda kalan Muhacir ve Ensar O’nu “Vedâ Dağı’ndan üstümüze Bedir doğdu!” diye karşılamıştı. “Mehtâb” istiaresi, naat üslubunda kullanılan ilk metafor sayılabilir. O günden bugüne Hz. Peygamber’i metheden sayısız naat yazıldı. Divanların başında bulunan naatlarda ayet ve hadis remizleriyle Hz. Peygamber’in mübarek bedeni (saçı, kaşı, gözü, dudağı, boyu,…

ŞEYH GALİB’TE İNSAN TELAKKİSİ

Şeyh Galib klasik edebiyatımızın son büyük şairi olarak kabul edilir. Hayatı boyunca Mevlevi kültürü içerisinde bulunmuş ve nihayetinde Galata Mevlevihanesi’nin postnişinliğini de yapmıştır. Ehl-i tarik bir şair olmasının yanında III. Selim’le olan dostluğu bakımından da dikkat çeken bir isimdir. Hem dönemin büyük şairi olması, hem Galata Mevlevihanesi Şeyhi olması hem de dönemin sultanıyla yakın ilişkileri…

NEYİZ? KİMİZ?

İnsanın kendisine “Ben neyim?” diye sorması mı daha zor bir sorudur, yoksa “İnsan nedir?” diye sorması mı? Bu iki soru, dikkat ederseniz, ciddi derecede farklıdır. Çünkü soruyu soranın merak ettiği şeye karşı duruşu farklılaşmaktadır. Bir özne olarak insanın, bir özne olarak kendini sorması bir acayiptir. Bir özne olarak insanın, bir nesne olarak kendini sorması ise…

İSLAM FELSEFİ DÜŞÜNCESİNDE İNSAN VE MUTLULUĞU

Giriş “İnsan sorunu”, aslında bütün beşerî disiplinlerin merkezinde yer alan bir sorundur. Ancak burada biz, bu soruna, İslam felsefesini teşekkül ettiren filozofların nasıl bir açıklama getirdikleriyle kendimizi sınırlandırarak bakmak istiyoruz. Bu sınırı da, ayrıca, insanın “ereği” ve “mutluluğu” yönünden tekrar daraltıp bu temalar üzerinden yapılan insanın mahiyetini anlama çabalarının bir betimini yapmayı arzu ediyoruz. Zira…