Sabah Ülkesi

İNSAN NASIL MÜMKÜNDÜR? HANS BLUMENBERG’İN FENOMENOLOJİK ANTROPOLOJİSİ

Hans Blumenberg (1920-1996) savaş sonrası Almanya’nın en önemli filozoflarındandır ve uzun yıllar, hiçbir zaman tamamlamadığı Fenomenolojik Antropoloji projesi üzerinde çalışmıştır. Bu projenin bir hususiyeti, doğa bilimlerine dayandırılmasının özel biçimidir: “Felsefenin işlevi, bilimlerin ne önünde, ne üstünde, ne de arasındadır; onun daha çok bilimlerden sonra konumlandırılmasını kabul edilebilir görebilirim.” (B 482) Zira, gerçekliği doğa felsefesi ile…

MANTIKÇILARIN GÖZÜYLE İNSAN TANIMI

“İnsan düşünen canlıdır” tanımını neredeyse bütün klasik mantık kitaplarında görürüz. Bu tanımsal tümcede “insan” tanımlanan, “düşünen canlı” ise tanımlayan öğelerdir. Tanımlayan öğelerden “canlı” niteliği insanın cinsi “düşünme” niteliği ise onun faslıdır. Tanımlayan öğeleri mantıksal nitelikler olan cins ve fasıl ile etiketledik. İyi de bu nitelikleri nasıl elde ettik? Niçin tanımlarken düşünen+canlı bileşik yapısını kullandık. İnsana…

İNSAN NEDİR? MODERN MÜSLÜMAN DÜŞÜNCESİNDE HÜMANİZM VE DİĞER İNSAN MERKEZLİ EĞİLİMLER

Tevhîdin (yani Tanrı’nın birliği ve tekliğinin) İslam’ın merkezi öğretisi olduğunu bilen okurlar İslam’ın özel olarak tanrı merkezli bir din olduğunu düşünmede mazur görülebilirler. Ancak öte yandan Tanrı’nın vahyedilmiş kelamı olarak Kur’an, bu temel kutsal metin bir muhataba hitap eder; insanlığa. Ayrıca tevhîd kelimesi bizzat Kur’an’da yer almazken, önem bakımından bu kelimeyle baş başa giden bir…

“İNSAN NE YERSE ODUR!” İNSAN TABLOLARI, BESLENME BİÇİMLERİ VE KİMLİK ARAYIŞINA İLİŞKİN BİR MAKALE

Mesele oldukça popüler olan ve genellikle yanlış anlaşılan “İnsan ne yerse odur!” ifadesinin anlamlandırılması olduğunda Alman filozof Ludwig Feuerbach önemli bir çıkış noktasıdır. Feuerbach 1850 yılında Hollandalı kimyager Jakob Moleschott’un gıda bilimi konusundaki yeni ve sıra dışı çalışmasına bir eleştiri yazısı yazmıştı. Moleschott, Justus von Liebig’in yeni organik kimya ve fizyolojisine dayanarak kaleme aldığı kitabında…

ÂLEMİN ZÜBDESİ, HAKK’IN AYNASI: İNSAN

İslam entelektüel geleneğini oluşturan hiçbir nazari ya da abidevi ekol, tasavvuf geleneğinde olduğu kadar kapsamlı, özgün ve iddialı bir antropoloji doktrini geliştirmemiştir denilseydi bu hüküm, hiç de abartılı olmazdı. Zira İslam düşüncesinde, tasavvuf antropolojisi dışında Tanrıyı ve âlemi anlamayı insanla bu denli sıkı biçimde ilişkilendiren, insana en güçlü şekilde vurgu yapıp buna dair çok geniş…

YERLE GÖK ARASINDA SALINAN İNSAN

İnsanın Müstesna Mevkisi: İbrahimî Miras İnsanın müstesna mevkisi İbrahimî dinlerin, yani Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam’ın şekillendirdiği kültürlere borçludur büyük ölçüde. Asırlar boyunca, dinden gelen asli dürtü sekülerleşmiş ve modernleşmiştir. Bilim ve teknolojideki gelişmeler -bunlara ilaveten kapitalizm ve sosyalizm- bu ayrıcalıklı varlığın, “insan”ın gelişmesine ve yükselmesine yardım etmiştir. Bunun sonucunda, günümüzün küreselleşmiş dünyasında neredeyse herkes insanlıkla…



SIRLI SÜKÛNET ŞEYH TOSUN BAYRAK’A (21 OCAK 1926 – 15 ŞUBAT 2018) DAİR ANILAR

Seyh Tosun Bayrak, hayatının 92’nci kışını geçirirken gözlerini penceresinden dışarı daldırdı, baharın manasını gizleyen ön bahçedeki kel ağaçlara baktı. Gelmekte olan baharı görmeye ömrü vefa etmeyecekti. Zayıflamış vücudunu sevdiği koltukta doğrulttu, portakal suyu dolu bardağını sağındaki sehpaya koydu ve o yumuşak sesiyle, “her gün bir lütuftur” diye buyurdu. Başı sağ omuzuna doğru yaslandı ve sessizce…

HANİFLERİN (VEYA THEOSEBESLERİN) TARİHÎ VE TEMEL ÖZELLİKLERİNE DAİR: PAGANİZM, YAHUDİLİK, HIRİSTİYANLIK VE İSLAM’DA HANİFLERİN İZLERİ

Bu çalışmada Antik Çağ’da Yahudiliğin kimliklerini muhafaza etme ve Roma toplumunda tutunabilmesi, Geç Antik Çağ’da hem Gentile-Hıristiyanlığının yayılmasında hem de İslam’ın zuhurunda önemli rol oynayan ve monoteist (tek tanrılı inancın) Arap Yarımadasındaki temsilcileri olarak bilinen Haniflerin kısa tarihi, temel inanışları ve mahiyeti hakkında bilgi verilmesi amaçlanmaktadır. Bize göre İslam kaynaklarında mutlak tevhit inancını benimseyen ve…

KUDÜS’TE RAMAZAN

Ramazan Kerîm” (kelimesi kelimesine “Ramazan cömerttir”) ifadesi Müslümanların Ramazan ayında birbirlerini selamlarken kullandıkları ifadedir. Bu selama “Allah Ekram” diye karşılık verilir, yani “Allah daha cömerttir.” Deyim hâline gelmiş bu karşılıklı konuşma, gündüz vaktinde bir konuk gelirse onu sıcak ve kibar karşılamanın asli kalıbı olmuştur. Oruç devam ederken, normalde âdet olduğu üzere, konuğa soğuk bir içecek…

TÜRKİYE’DEKİ VE BATI’DAKİ FİLM FESTİVALLERİNE KÜLTÜREL ORYANTALİZM/SELF-ORYANTALİZM VE KENDİLİK MESELESİ ÜZERİNDEN BİR BAKIŞ DENEMESİ

Yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren, sanatın mabetleri olan müzeler, yerini olmasa da sanatsal prestijini bienal ve festivallere bırakmaya başladı. Film festivallerinin ortaya çıkışını bu paralellikte okumak anlamlı olabilir. Avrupa merkezli başlayan ve giderek her ülkede “sanat filmlerinin” gösteri alanı olan film festivallerinin, Türkiye gibi Müslüman ülkelerde yürürlüğe sokulan versiyonları, Batılı örneklerinin aşırı-yorumları olageldi çoğunlukla. Cannes,…

AHMET MİDHAT EFENDİ’NİN “AVRUPA’DA BİR CEVELAN”I ETRAFINDA BATI ALGIMIZIN DÜNÜ VE BUGÜNÜ

1889’da Stockholm’de İsveç-Norveç Kralı II. Oscar’ın himayesinde düzenlenen Şarkiyatçılar Kongresi’ne İstanbul delegesi olarak gönderilen Ahmet Midhat Efendi, yetmiş bir gün kaldığı Avrupa’nın “ahvaline” dair izlenimlerini Tercümân-ı Hakikat gazetesinde yayımlar. Bu yazıları bazı eklemeler, çıkarmalar ve düzenlemelerle daha sonra Avrupa’da Bir Cevelan adıyla kitaplaştırır. Bu eser, Yirmisekiz Çelebi Mehmed’le başlayan ve Avrupa ülkelerine başta sefir olmak…

R. GRAMLICH – XX. YÜZYIL TASAVVUF ARAŞTIRMALARINDA BİR ABİDE

Geçtiğimiz yüzyıl, klasik şarkiyat araştırmalarının zirve noktasına ulaştığı bir dönemdir. H. Fleischer ve öğrencisi I. Goldziher gibi müsteşriklerin çalışmalarıyla XIX. yüzyıl sonlarına doğru Orta Çağ polemik kültürü aşılabilmiş ve modern şartkiyatçılık akademik dünyada yer edinebilmiştir. Ancak XX. yüzyıl şarkiyatçılığı, yüzyılların beslediği önyargılı yaklaşımdan tamamıyla sıyrılamamıştır. Bu sebeple filolojik uzmanlığı ve yüksek azminden şüphe duyulmayan çok…