Yazı Arşivi

Yazar: Renaud Barbaras Yaşamdan [vie] bahsetmek, canlılara [vivants] indirgenmediği hâliyle bizzat yaşamdan konuşmak, biyolojinin ayırt edici tezlerinden birini askıya almaktır; bu teze göre, sadece canlılar yani kimyasal oluşumları gereği benzersiz niteliklerle bezenmiş gerçeklikler söz konusu olacağı için yaşamdan bahsetmenin manası yok; bizzat yaşamdan bahsettiğimizde, canlıların yaşam sayesinde canlı olduklarını kabul ederiz, çünkü yaşama sahipler, ya…

Yazar: Michael Naas Platon diyaloglarında hep o meşhur doğrudan sorulan soruyu görürsünüz: “… nedir?” ancak yaşam hakkında asla böyle bir soru sormaz, “Yaşam nedir?” sorusunu doğrudan sorduğu bir tane bile diyalog gösteremezsiniz, ama Platon diyaloglarının hepsi şu ya da bu şekilde bu müstesna soru etrafında döner. Örneğin, Philebus haz meselesini soruşturur, Menon erdemi, Devlet ise…

Yazar: John Russon Tanışmanın merkezinde bir ikirciklik var. Bir taraftan, tanışmanın heyecanı ve enerjisinin çoğu şu olgudan ileri gelir: İnsan, tanımadığı bir kişiyle, farklı bir dünyadan biriyle bir bağlantı kurmayı umar ve bilinmeyen bir toprağa girmeye cüret eder. Buradaki her bir kişi diğeri için bir tür yabancı zemindir; bu zemin, kuşkusuz, kısmen heyecanlandırır, çünkü hayal…

Söyleşi: Kadir Filiz Strasburg Üniversitesi Felsefe bölümünde görevine devam eden Jacob Rogozinski, 1953 yılında Fransa’da doğdu. Modern ve çağdaş felsefe, psikanaliz, edebiyat ve poetika üzerine çalışmalarını sürdüren Rogozinski’nin eserleri İngilizce, Almanca, Türkçe gibi dillere çevrilmiştir. Son yıllarda fenomenolojik yöntemle ele aldığı şiddet, nefret gibi toplumsal meseleler üzerine eserler vermiştir. En önemli kitaplarından Le moi et…

Yazar: Ekrem Demirli Yunus Emre’nin çok bilinen ilahilerinden birisi “sordum sarı çiçeğe” diye başlar. İlahiyi her dinlediğimde Yunus ile bambaşka bir zihin dünyasında yaşadığımızı düşünürüm: Hayatında bir kere bile olsa, bir çiçeğe soru sormuş, “anan-baban var mıdır?” diye onun hâlini merak etmiş kaç kişi vardır? Buna mukabil çiçek “annem babam topraktır” diye cevap vermiş, konuşma…

Yazar: Ada Martella Size kapkara bir masal anlatmak için, bölgemizin bir tür vebadan nasıl etkilendiğini paylaşmak amacıyla Salento’dan yazıyorum. Bizler “Akdenizli kuzenleriz”. Salento ve Ege hem aynı enlemleri hem de aynı bin yıllık zeytin ağacı yetiştirme geleneklerini paylaşıyor. Sahip olduğunuz bu aşinalık sayesinde, Minerva’nın kutsal bitkisi ve her dem yeşil kalan yaklaşık 11 milyonluk zeytin…

Yazar: Semih Ceyhan Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş dönemi münevverlerinden biri olan Ömer Ferit Kam (1864-1944) edebiyat ve felsefe alanlarındaki eserlerinde Doğu-Batı karşılaştırmasına sıklıkla odaklanır. II. Meşrutiyet sonrası aydınlarında yoğun biçimde gözlemlenen bu düşünce tavrının teşekkülünde siyasi, sosyal ve entelektüel pek çok saikın var olduğu öne sürülebilir. Bu saiklerin en başında Avrupa siyasi hegemonyasının Osmanlı birliğine yönelik…

Yazar: Turgay Şafak Kur’ân-ı Kerîm’de A’râf Suresi 172. ayette yer alan “Ben sizin rabbiniz değil miyim?” sorusuna ruhların “evet” cevabını verdiği meclisi anlatan “bezm-i elest” ifadesi tasavvuf edebiyatında geniş bir şekilde yer almaktadır. Allah Teâlâ ile kulları arasındaki misak ve anlaşma aynı şekilde Yâsîn suresi 60 ve Mâide suresi 7. ayetlerde de yer almaktadır. Âyet-i…

Yazar: Gökhan Duman Fotoğrafların bir dili var mıdır? Gerçekte ne anlatırlar bize? Fotoğrafın içerisindeki insanlar, mekânlar ve zihnimizde canlanan “o an” bizim için ne ifade eder? “Bu kitap sözcüklerden ve fotoğraflardan oluşmaktadır.” diyor John Berger. Avrupa’daki göçmen işçilerin hayatını anlattığı Yedinci Adam kitabında onlarca fotoğrafa yer veriyor ve şöyle devam ediyor: “Fotoğraflar, sözcüklerin açıklamaya gücü…

Yazarlar: Mustafa Hakan Alvan & Türkan Alvan Asırlardır aklıselim sahibi devlet adamı, âlim ve münevverlerin kalbiselim erbabı şair ve musikişinaslarla bir araya geldiği şiir ve musiki meclisleri; zevkiselimin peşinde nice güzelliklerin kültürümüze girmesine vesile olmuştur. Osmanlı’da medrese, cami, tekke, esnaf loncası, sarayda Enderun, konak, köşk, kahvehane, sahaf, kütüphane, devlet dairesi hatta meyhane bile yeri geldiğinde…