Sayı 62


06 Mart 2020

1. Georges Canguilhem (1904-1995) yaşam bilimlerinin epistemolojisini yapan kişi olarak bilinir. “İliştirilmiş” bir vitalist olarak daha az nam salmıştır (tahrik eden şu ifadesini hatırlayalım: “Ben haritasız bir Nietzscheciyim.”11 M. Fichant, “Georges Canguilhem et l’idée de philosophie”, E. Balibar et al., ed., Georges Canguilhem. Philosophe, historien des sciences, Paris, Albin Michel, 1993, s. 48.). Biz burada…

03 Mart 2020

Yazar: Muhammed Bedirhan Daha çok felsefi ve bilimsel açıdan canlı varlıkların doğalarını açıklamakta kullanılan hayat kavramı, Müslüman entelektüellerin dünya görüşlerinde bir taraftan insan ve doğa arasındaki ilişkiye dair teoriler bağlamında, diğer taraftan da dinî düşüncenin teolojik ve ahlaki boyutlarında tartışıla gelmiştir. İslam entelektüel geleneğine mensup zümrelerden biri olan sufilerin de ilgisini çeken kavram, onların dünya…

03 Mart 2020

Yazar: Yunus Cengiz Merak ve hayret, felsefe ve bilim yapmanın koşullarını ifade ederken kendilerini söylemekten kendimizi imtina edemeyeceğimiz motivasyon kaynaklarıdır. Bu tür etkenleri fark ederek felsefe ve bilim yapabilmenin sadece maddi koşullara bağlı olmadığını, ayrılan mesainin arka planında ciddi bir psikolojik hatta etik süreçlerin var olduğunu ve işlerin zahirine aldanmamak gerektiğini fark ederiz. Böylece merak…

24 Şubat 2020

Yazar: Spyridon A. Koutroufinis 1. Antientropik Bir Oluş Olarak Yaşam11 Yazar, burada sunulan düşünceleri şu kitaplarda tafsilatıyla geliştirmiştir: Organismus als Prozess–Begründung einer neuen Biophilosophie [Süreç Olarak Organizma – Yeni Bir Biyofelsefenin Temellendirilmesi], München/Freiburg: Verlag Karl Alber, 2019; Life and Process–Towards a New Biophilosophy, Berlin/Boston: De Gruyter, 2014; Prozesse des Lebendigen–Zur Aktualität der Naturphilosophie A.N. Whiteheads…

20 Şubat 2020

Yazar: Mustafa Yavuz Giriş Tabiat bilimlerinin bir parçası olan biyoloji, isminin kökeninden de anlaşılacağı üzere canlılık ve canlılar araştırması yapan, deney ve gözleme dayalı bir bilimdir. İsminden hareketle, biyoloji biliminin canlı adı verilen her nesneyi çalışma alanına aldığı sonucuna varılabilir. Kendisine en yakın görünen fizik ve kimya gibi bilimlerden bazen yönteminin, çoğunlukla da nesnesinin daha…

20 Şubat 2020

Yazar: Michael Marder Özcülük eleştrilerinin ve özcü olmamakla övünen teorik fikirlerin kural olduğu bir zamanda yaşıyoruz. Bu felsefi bostan korkuluğana karşı verilen neredeyse donkişotvari mücadelelerin klasik formülü, “X diye bir şey yoktur.” (boşluğu hayvan, insan, dünya… istediğiniz şekilde doldurun) ifadesi ve onun yanına olumlu bir koşul olarak eklenen “Sadece X’ler vardır (boşluğu hayvanlar, insanlar, dünyalar…)”…

11 Şubat 2020

Yazar: Samet Yalçın Kelimeler yer değiştirirler, şekil değiştirirler; anlamları değişir ama binlerce yıllık ağaçlar gibi yaşamaya devam ederler. Bazıları bozulmuştur, büzüşmüştür, sessizleşmiştir, kenarda kalmış, sıskalaşmıştır; kimisi gittiği coğrafyanın havasına-suyuna, toprağına uymuş sesini değiştirmiştir, telaffuz edildiğinde sanki başka biri konuşuyor gibidir ya da başka biriymiş gibi konuşuyordur. Kimisi ortalık yerde dursa da çok iyi kamufle olmuş,…

06 Şubat 2020

Yazar: E. Burak Şaman Ben, Kedim ve Domates Neler Yapıyoruz?11 BBu yazıyı okuyarak değerli fikirlerini benimle paylaşan Prof. Dr. Ayhan Çitil’e, Doç. Dr. Emre Şan’a ve eşim Nazlı’ya en içten teşekkürlerimi sunarım Güzel bir günün olmazsa olmazı kahvaltı; bunun için yataktan kalkıp harekete geçmek, sofrayı hazırlamak gerek [amaçsallık]. Bir dizi karmaşık kas hareketiyle kolumuzu yorgandan…

05 Şubat 2020

Yazar: Sarra Tlili Bu yazıda, rūḥ kelimesinin hem manasını hem de kelimenin tartışıldığı entelektüel bağlamı anlama amacıyla Kur’an ve ilgili metinlerdeki rūḥ kelimesini araştırarak bu tartışmayı kısmen ortaya koymak arzusundayım. Kur’an’ı yakından inceleyince, onun rūḥ ve nefs kelimelerini, onların eş anlamlı olduğunu akla getirecek şekilde birbirinin yerine kullanmadığı görülür. Hatta Duncan Macdonald’ın vurguladığı gibi11 D….

28 Ocak 2020

Yazar: Ömer Türker Modern dönemde tıp alanındaki köklü değişiklikler, sadece insan bedeniyle ilgili tasavvurları etkilemekle kalmadı, aynı zamanda beden tasavvurunun sonucu olduğu düşünülen ahlak kavrayışını da etkiledi. Bu etkinin kuşkusuz bir temeli vardır: Klasik dönemde ahlak düşüncesi hayat, mizaç ve huylar arasındaki irtibat üzerine inşa ediliyor görünür. Özellikle Aristoteles’in ahlak eserleri tercüme edilip ahlaka ilişkin…