Sayı 67


13 Nisan 2021

Yazar: Oludamini Ogunnaike* Üniversitenin ilk yıllarında, bir kitapçıda dolaşırken, beni neredeyse çığlık attıracak kadar heyecanlandıran bir kitap adı gözüme çarptı. Emmanuel Eze’nin editörlüğünü üstlendiği bir antoloji olan kitap African Philosophy (Afrika Felsefesi) adını taşıyordu. Kitabı anında satın aldım, üstelik gözlerimi satırlarından alamadığım için ev yolunda ağaçlara, elektrik direklerine çarpıyordum az kalsın. Gelgelelim, metni okudukça heyecanım…

14 Nisan 2021

Yazar: Britta Frede* Moritanya İslam Cumhuriyeti, Sahra’nın batı ucunda yer alır ve kuzeyde Atlantik Okyanusu, Fas ve Cezayir, doğuda Mali ve güneyde Senegal ile komşudur. Ülkenin nüfusu, literatürde genellikle Morolar veya yerel konuşma dilinde “bizan” olarak anılan ve Hassaniyye lehçesiyle (Arapça lehçesi) konuşan çeşitli etnik dil gruplarından oluşmaktadır. Topluluk ayrıca Wolof, Soninke, Pulaar ve Bambara…

14 Nisan 2021

Yazar: Kadir Özköse* Afrika’da tasavvuf gündelik hayatın bir gerçeğidir. Müslümanların Afrika kıtasına gelişleriyle birlikte züht ve tasavvuf hareketi de kıtada varlık kazanmaya başlamıştır. Şark tasavvufunun doğup geliştiği dönemlerde Mağrib tasavvufu da hayatiyet kazanmaya başlamıştır. Tasavvufi geleneğin Afrika’da neşvünema bulmasını sağlayan tasavvuf büyükleri arasında Zunnûn-ı Mısrî (ö.245/859), Ebu Abdullah Muhammed el-Mağribî (ö.299/911), Bünan-ı Hammal (ö.310/922), Ebu…

14 Nisan 2021

Yazar: J. Daniel Elam* Sömürge karşıtlığı (Anti-colonialism) yirminci ve yirmi birinci yüzyıllarda birbiriyle bağlantılı iki kavrama göndermede bulunur: Tarihsel bir vaka ve eleştirel bir analitik. Tarihsel bir vaka olarak sömürge karşıtlığı sömürgeleştirilmiş ülkelerdeki imparatorluk yönetimlerine karşı çoğunlukla yirminci yüzyılın başlarında verilen mücadele anlamına gelir. Felsefi bir hareket ve eleştirel bir analitik olarak ise sömürge karşıtlığı…

14 Nisan 2021

Yazar: Yalçın Çetinkaya Bir insanın ellerini bağlayabilir, onu tutsak edebilir, hayatını karartabilirsiniz. Bütün bunlara rağmen o insanın söyleyeceği bir sözü, mırıldanacağı bir ezgisi varsa, tutsakken de bu sözü söyler ve ezgisini mırıldanır. Hatta öyle ki, tutsakken söylediği sözler, mırıldandığı ezgiler daha etkili olurlar. Nelson Mandela, en güzel ve en etkileyici sözlerini tutsak olduğu dönemlerde söylemiştir….

27 Nisan 2021

Yazar: Yusuf Ziya Gökçek Kolonyalizm, her şeyden evvel bir bağlantılandırma pratiğidir. Bu yargıya göre Avrupa merkezli tarih yazımında, Batı’nın hinterlandı ya da eski kolonisi olan ülkeler, kendilerine uzatılan uygarlaştırılma örüntülerinin içinde varlık bulmakta, görünmektedir. Afrika sinema tarih yazımında da benzer bir sorun görünmektedir. Sömürge ülkesinin hafızası ve öz bilinci güçlü bir ötekinin gölgesiyle –sömürgeci- ilişkilendirilmekte…

27 Nisan 2021

Yazar: İdris Bostan* II. Abdülhamid devri (1876-1909), müstemlekeci Avrupa devletlerinin Amerika kıtasından sonra artık gözlerini yaşlı Afrika kıtasına çevirdikleri ve etkin bir şekilde kıtanın maddi imkânlarını ele geçirme projeleri yaptıkları bir döneme tesadüf etmektedir. Bu devirde İngiltere, Fransa, İtalya ve Belçika’nın kendi güçleri nispetinde veya kendi aralarında yaptıkları ittifaklar oranında hisse kapmaya ve bu imkânlardan…

27 Nisan 2021

Yazar: Ahmed Bouyerdene* Tarihî bir şahsiyet ve efsanevi bir kişilik olan Emir Abdülkadir muhtemelen kendi yaşadığı devre dair yayınlanmış anı ve hatıratı en çok etkileyen 19. yüzyıl isimlerinin başında gelir. Namı öyle sınırlar aşmıştı ki doğum yerinin katı coğrafi hudutlarının ötesine geçmiş, 1846 gibi bir yılda, ABD’nin Iowa eyaletinde küçük bir kasabanın kurucuları kasabalarına Elkader…

27 Nisan 2021

Yazar: Mustafa Hakan Alvan Ayasofya-i Kebîr Cami-i Şerîf’ine gidildiğinde ilk göze çarpan ve mekânın bir İslam mabedi olduğunu hissettiren o eşsiz hat levhalarının hattatı, aynı zamanda bir musikişinas ve neyzen olan Kazasker Mustafa İzzet Efendi’yi tanıyalım. 1801’de Kastamonu’nun Tosya ilçesinde doğdu. Babası Bostanoğulları ailesinden Seyyid Mustafa Ağa’dır. Annesi, Kadiriyye tarikatının Rûmiyye kolunun piri İsmâil Rûmî’nin…

27 Nisan 2021

Yazar: Semih Ceyhan* II. Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e geçiş sürecinde Türk modernleşmesi (asrîleşme) tartışmalarının merkez olgusu dinin ve biçimlendirdiği kurumların mahiyeti problemi idi. Tartışma masasının etrafında İslamcılık, Turancılık ve Batıcılık gibi farklı ideolojik bagajlara sahip münevverler ve âlimler konumlanır, bütün argümanlarını ve ülkülerini ortaya sererlerdi. Masa dışında kalmaya çalışan ve devrin akımlarından birine doğrudan akredite olmayan isimlerden…