Sayı 52


01 Ağustos 2017

Son dönemde “İslam nedir?” sorusu hem akademik hem de kamu önündeki tartışmalarda tekrar gündeme geldi. Bu soru yalnızca benim gibi Amerikalı bilim insanlarının değil, aynı zamanda teologların, entelektüellerin ve hükümet yetkililerinin de canını sıkıyor. Mesele, siyasal İslam’ın aşırı uç biçimlerinin yükselişiyle çok daha keskin bir hâl alırken, “İslam’ın neliği” sorunu, peygamberin Mekkeli sahabeleriyle Medineli Ensar…

04 Ağustos 2017

Hegel’in tüm felsefesi merkezî bir kaygı1 etrafında kurulmuştu. Bu gezegende yaşayan tüm canlı türleri arasında en tuhaf olanı biziz. Bizi böylesine farklı kılan da şu “olduğumuz türün” ne anlama geldiğine yönelik özümüzden gelen meraktır ve bu merakı taşıyan tek tür de bizizdir. Biz özsel bir merakla insan olmanın ne demek olduğuyla ilgileniyoruz. Yunus, kurt ve…

07 Ağustos 2017

Bir Hanefi-Kerrâmî Analiz İslam’daki, özellikle de sufi gelenekteki din bilinci tarih-üstü bir olguya odaklanmıştır. Bu olguya en büyük vurgu ilk ve en önemli sufi, kelami ve fıkhi mezhep olan Kerrâmîye ve İmâmu’z-Zâhidîn olarak anılan Muhammed b. Kerrâm tarafından yapılmıştır. Onların iman ve tevhit yorumu, kendisinden sonra gelen Cüneydi Bağdâdî ve İbn Arabî’nin de yaptığı gibi,…

11 Ağustos 2017

Büyük Kanadalı filozof Charles Taylor son dönemlerde, şu genç (85) yaşında Dil Hayvanı: İnsanın Lengüistik Kapasitesinin Tam Şekli [The Language Animal. The Full Shape of the Human Linguistic Capacity] ismiyle büyüleyici bir kitap yayımladı (Belknap Press, 2016). “Dil Hayvanı” kavramı elbette insanın doğuştan dile sahip olduğuna ve bu niteliğin insan türünü, homo sapiens’i, yani “bilen…

14 Ağustos 2017

FitzGerald’ın yaşamı boyunca bitirip basılmasına uğraştığı yegâne iş, aradaki sekiz asrı aşıp merakla, ciddi bir yakınlık kurduğu İranlı şair Ömer Hayyam’ın Rubailer’inin muazzam tercümesidir. FitzGerald çevrilmesine yıllarca uğraştığı bu 240 dizeyi, ölü bir adamla sohbet edip ondan duyduğu havadisi bize aktarma girişimi olarak tanımlar. Bu amaçla yarattığı, tamamen saf ve zerre yapmacıksız bir güzellik yayan…

18 Ağustos 2017

„Diğer tüm yüksek medeniyetler gibi İslam medeniyetinin de hıfzedilmiş bilgiye duyulan tümüyle sahici ve gösterişli hürmete rağmen aslında bir yazılı kültür medeniyeti olduğu”1 sıkça söylenegelmiştir. Aynı şekilde İslam medeniyeti modernlik öncesinin en kitabi kültürlerinden biri olarak adlandırılır.2 Bu şekilde düşünen yalnızca çağdaş araştırmacılar değildir; istinsahını bitirdiği bir Kur’an nüshasının sonuna, 11. yüzyılda, “Yaşam solar, yazı…

21 Ağustos 2017

I. Aracı ortamlar [Medien] aktardıklarını üretirler. 20. yüzyılın son üçte birlik diliminde aracı ortamları insan bilimlerinin ve kültürel incelemelerin meşru nesneleri olarak ilk kez keşfeden hareketin temel ilkesidir bu. Marshal McLuhan’ın “Aracı ortam iletinin kendisidir.” Friedrich Kittler’in “Sadece düğmeyle açılıp kapatılabilen gerçekten vardır.” ve Derrida’nın “Metnin dışı yoktur.” sözleri, aracı ortamları az çok toplumsal ve…

25 Ağustos 2017

Aracı Ortamın Bir Tanımı Etrafında Bitmek Bilmeyen Çaba Akademik, yani analitik bir aracı ortam [Medien] kuramının görevleri arasında, Hegelci anlamda kavramın ağır çalışmasına girişmek ve şimdiye dek çok genel kalmış olan “aracı ortam” kavramını, değişmekte olan teknolojik konfigürasyonları zemininde olabildiğince kesin biçimde (yeniden) tanımlamak da vardır. Konunun teknolojik yönüne yakın aracı ortam kuramları öncelikli olarak…

28 Ağustos 2017

İlhami Atalay 17 Ekim 1948’de Artvin’in Arhavi kazasında dünyaya geldi. 1972’de İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ni bitirdi. Aynı yıl Almanya’da ihtisas bursu kazandı. 1973-1978 yılları arasında Berlin Devlet Güzel Sanatlar Akademisi ve Tatbiki Sanatlar Akademisi’nde resim ve duvar halıcılığı alanlarında ihtisas yaptı. 1975’te Fransa’da, 1976’da İsviçre ve İspanya’da, 1977’de İngiltere’de resim, tekstil objesi ve duvar…

01 Eylül 2017

Sabah Ülkesi’nin 51. sayısında “Şeyh Reşîd-i Bağdâdî” künyeli, hakkında kesin bilgilere ulaşamadığımız bir zatın Cerîde-i Sûfiyye dergisinde yayınladığı “Vahdet-i Vücûd” başlıklı yazısına yer vermiştik. Şimdi ise aynı müellifin “İlm-i Tasavvuf I-II” başlıklı iki yazısını mümkün olduğunca günümüz Türkçesine aktarılmış olarak aşağıdaki sütunlarda okuyacaksınız. Bundan tam yüz yıl önce, 1917 yılında kaleme alınan ve derginin peş…