Dosya


01 Ekim 2014

Yaşam biçim, içerik ve fenomeni itibariyle nereye doğru evriliyor? Bir gelişim mi gösteriyor yoksa bir “gerileşim” mi? Rekabet içinde yaşam kavgası verirken ve insan o kavgada kazandığını zannederken, acaba daha çok kayıp mı ediyor?.. Hemen unutulan bir şey var: İnsan olduğumuz… Yaşama anlam katan gelenek ve görenekler, bizi biz yapan değerler yavaş yavaş yerini daha…

01 Ekim 2014

İnsanların, sık sık, dünyadaki hayatlarımız ve dinimiz arasında bir denge kurmamız gerektiğinden bahsettiğini duyarız. Bu, geleneksel İslami ıstılahta pek de alışıldık bir formül değildir, zira geçmişte Müslümanların öncelikleri belliydi. Onlar, İslam’ın zorunlu kıldığı hayat tarzını yaşamanın gereklerini anlıyor, dünya hayatının gereklerinin ne olduğunu biliyorlardı. Böyle olunca da, bir denge “kurmak” zorunda kalmıyorlardı, çünkü bu denge,…

01 Ekim 2014

Çağdaş Müslüman Toplumların Çelişkisi Hadis literatüründe bir deyiş vardır: Hayru’l-kurûni karnî (En hayırlı çağ benim çağımdır ya da asrımdır). İslam tarihinde Efendimiz’in bu sözü, altın çağ ya da asrı saadet olarak isimlendirilir. Bu hadisi okuyanlar tarafından geçmişte böyle bir çağın, muhteşem bir saadet asrının olduğu, güvenlik, adalet ve refah içinde, sosyal ve siyasi hiçbir çekişmenin…

01 Ekim 2014

Eğer mağlupsanız, ya galibe tapar, ona benzemeye çalışırsınız yahut kendi içinize kapanırsınız. Kendi içine kapanmak, “bozgunda fetih rüyası” görmek şeklinde de tezahür edebilir; hele zengin bir tarihin ve kültürün içinden geliyorsanız, mağlubiyeti asla hazmedemez, kendinizi daha rahat hissedeceğiniz muhteşem zafer devirlerine kaçarsınız. Aslında kaçılan geçmiş, bütün olumsuzluklarından arındırılmış, kusursuz, sadece iyilik ve güzelliklerden oluşan steril,…

01 Ekim 2014

Gündelik hayatta beynimizin işleyişini gözlemlediğimizde, dündelik ile ne kadar içiçe olduğumuzu görürüz. Düşünürken, konuşurken, okurken, izlerken sadece şimdide değilizdir: Geçmiş, şimdi ve gelecek birliktedir, pek içli dışlıdır; “şimdi” yalnız değil, “dün”le evli, ama onu “yarın”la aldatıyor… Günün değişen prizmasıyla filtrelenen geçmiş parçacıkları sürekli yeni konfigürasyonlara giriyor. Hatırladığımız geçmiş bugünümüzle yarınımız arasındaki boşluğu dolduruyor. Hatırladığımız geçmiş…

01 Ekim 2014

“Eski Güzel Günler” Özlemine Sosyopsikolojik Yaklaşımlar Geçmişe teveccüh konusunda psikoloji uzmanlarının aklına öncelikle geride bıraktıkları şeyleri düşünmekten kendisini alamayan insanlar gelir. Bunlar sevdikleri bir kişiye, bir eşyaya, alışageldikleri ve değer verdikleri bir yaşam tarzına artık sahip olamamalarını kabullenmekte güçlük çekerler ve normal bir yas dönemini aşan bir süreç boyunca tamamen donmuş, hareketsiz ve ümitsiz bir…

01 Ekim 2014

Kültür, bazı verileri muhafaza ederken işimize yaramayan malumatın da unutulmasına izin vermektir. Borges’in “Funes ve Sonsuz Bellek” adlı öyküsünde anlattığı kahraman, her şeyi en ince detayına kadar hatırlayan ve unutamayan bir kişiliktir. Funes, bütün bu hatırlama yeteneğine karşın detaylarda o kadar boğulmaktadır ki analiz etme yeteneğini yitirmiştir. Borges şöyle söyler: “Buna karşın düşünme yeteneğine sahip…

01 Temmuz 2014

Son Yüzyılda İran Mimarisi ve Şehirciliği Ahad Nejad Ebrahimi İran mimarisi ve şehirciliği, Kaçar Hanedanlığı’nın son döneminden itibaren form ve yapı olarak değişiklikler göstermektedir; fakat bu değişiklikler İran mimarisinin farklı dönemleri arasında uçurum oluşturacak nitelikte değildir. Temel değişiklikler Pehlevi Hanedanlığı’nın 1925’te kurulup Rıza Şah’ın yükselişe geçmesinden sonra görülmüştür. Pehlevi Hanedanlığı’nın yönetime gelişiyle mimaride belirgin değişiklikler…

01 Temmuz 2014

Bilindiği gibi Mısır hicri I. yüzyıldan bugüne dinî, fikrî ve kültürel alanda İslam dünyasına büyük katkılarda bulunmuştur. Bir başka ifadeyle Mısır Müslüman Araplar tarafından fethedildiğinden beri İslam dünyasında özel bir yere sahiptir. İslami dönemde Mısır’da, Tolonoğulları, Akşidiler, Fatımiler ve Eyyubiler gibi birçok devlet kurulmuş, bu devletlerin en büyüğü Memlüklüler Devleti olmuştur. 1250 ila 1517 yılları…

01 Temmuz 2014

Tarihsel Fon Dünya medeniyet tarihi içinde, mimarlık eyleminin büyük payı olduğu, bu eylemin de şehirlerin kuruluşu ve gelişme sürecine bağlı olarak zenginleştiği söylenebilir. Bu açıdan medeniyetin şehirlerde ortaya çıktığını, bu bağlamda medeniyet tarihinin, şehirlerin tarihi anlamına geldiğini vurgulamak yerinde olacaktır. Muhtevası ele alındığı zaman, medeniyetin üç sacayağı üzerine oturduğu görülür: Mimarî, musiki ve yemek kültürü….