Yazı Arşivi

Yazar: Hüseyin Etil Girizgâh: Edebiyat alanında yaşanan gelişmeleri her zaman ciddiye almalıyız. Çünkü edebiyat olayları politik ve toplumsal olayların ön habercisi olma işlevi görmektedir. Şairler ve romancılar sahip oldukları güçlü sezgileri sayesinde toplumsal alandaki en ufak hareketlenmeleri bütün bedenleriyle duyumsayarak yüreklerinde hissederler. Bu hislerini ise ancak edebî biçimler altında topluma iletirler. Böylelikle hissettikleri duyguların kitleselleşmesine,…

Yazar: Selman Bayer Sanatın diğer tüm dallarında olduğu gibi edebiyatın da insan için bir teselli, terapi, şifa olduğu eskiden beri söylenegelir. Birçok yazarın, şairin neden yazdıkları sorusuna cevap verirken, yazma motivasyonlarını açıklarken bu tezin etrafında dolaştığına dair örneklere hepimiz şahit olmuşuzdur. Yazma eyleminin, insanın insanla olan ilişkisinde anlatmaktan daha yetkin ve daha profesyonel bir tür…

Yazar: Semih Ceyhan* 20. asrın başında sömürgecilik faaliyetleri Osmanlı tebaası içindeki muhtelif milletlerin ulus-devlet ve kültürel milliyetçilik temelli siyasi bağımsızlık kazanımlarına sadece yol açmadı; eşzamanlı olarak çoğu millet “megola idea/büyük ülkü”sü zemininde kendi tarihini hatta tüm beşerî tarihi yeniden örgütlemeye, Batı’daki insani ve sosyal bilimlerin modern yöntemleri uyarınca, daha çok pozitivist söylemle tarihin yeniden yazımına…

Yazar: Hasan Sevil* İslamiyet din olarak, diğer inanç sistemlerinde olduğu gibi, yeme-içme hususunda birtakım ölçüler tayin etmiştir. Söz konusu ölçüler Kur’ân-ı Kerîm ayetlerinden veya hadis-i şeriflerden çıkarılmıştır. Yenilip, içilmesi yasak olan hayvanların etleri ve mayalanma sonucu alkolleşen içeceklerin durumu, dinin temel kaynaklarının koyduğu temel çerçeveye göre hukukçular tarafından ele alınarak bir sistem içerisine oturtulmuştur. Şâri-i…

Yazar: M. Hakan Alvan Osmanlı padişahları şehzadeliklerinden itibaren hayatlarının her döneminde; özellikle şiir ve musikiyi daima baş tacı ettiler. Bu nedenle Osmanlı padişahlarının hemen hepsinin başarılı birer şair veya musikişinas olmasına şaşmamalıdır. Dîvân’ı olup olmadığı meçhulse de şair Osmanlı padişahlarının ilki Sultan II. Murad (v. 1451) diye bilinir. Şiirlerinde Murâdî mahlasını kullanmıştır. Klasik Türk şiiri…

Yazar: Abdullah Uğur* Bugün Yunus Emre’nin son dönem Osmanlı ve Cumhuriyet tarihinde nasıl algılandığını yahut bu algının nasıl yaratıldığını takip etmek mümkündür. Buna mukabil Yunus Emre’nin Osmanlı toplumu tarafından nasıl algılandığına dair elimizde herhangi bir çalışma bulunmaz. Bu yönde bir çalışmanın bulunmaması Cumhuriyet sonrası için Yunus Emre’yi hem bir keşif hem de isteyenin istediği yöne…

Yazar: İsmail Güleç* Yunus Emre’yi anmak deyince akla iki şey geliyor. İlki, muhabbetle ve takdirle hatırlamak, ikincisi gençlerimize Yunus’u öğretmek. Bir üçüncüsünü de ben ilave edeyim: Yapıp ettikleriyle Yunus’un kim olduğunu öğrenmek, onu tanımak. O zaman şu soruyu sorabiliriz: Yunus Emre’yi tanımak ve anlamak için ne yapmalıyız? Bu soruya verilecek cevap, anlamak isteyenlerin durumuna göre…

Yazar: Yalçın Çetinkaya Yunus Emre’nin şiirlerini yüzyıllardır hafızalara kazıyan, hayatın içerisine bu denli yerleştiren, dillerde dolaştıran sebeplerden bir tanesi; her beytin, her kelimenin, her ifadenin her hâlde insanın fıtratına işlenmiş “ilahi” vasıflara dokunuyor ve harekete geçiriyor olması ve böylece okuyan herkeste bir karşılık bulmasıdır. Bektaşi geleneği ile birlikte bazı mutasavvıflar Yunus’un “ümmi” olduğundan bahseder. 700…

Yazar: Abdullah Başaran* Alman filozof Hans-Georg Gadamer’in Goethe’nin Yaşamımdan: Şiir ve Hakikat’ine (Aus Meinem Leben: Dichtung und Wahrheit) yaptığı göndermeyle ilk olarak 1971’de “Hakikat ve Şiir” (Wahrheit und Dichtung) başlığıyla yayımlanan “Şiir Sanatının Hakikat Arayışına Katkısı Üzerine” (Über den Beitrag der Dichtkunst bei der Suche nach der Wahrheit) yazısı, şiir ve hakikatin bir karşıtlık içerisinde…

Yazar: Burhanettin Tatar* Şiir ve hakikat arasındaki ilişki sorununun nasıl ele alınacağı genelde tarihsel bir tercih meselesidir. Zira şiir ve hakikate dair tasavvurlar tarihsel olarak değişim hâlindedir. Bugün de neyin şiir olarak görülüp görülmeyeceği evrensel düzeyde belirlenebilir değildir. Kimileri için şiir olan bir şey, bir başkası için pekâlâ şiir olarak görülmeyebilir. Hakeza hakikat tasavvurları da…