Kültür-Sanat


01 Temmuz 2026

Selman Dilek “Dört Kitabın Manası” yazı dizisinin ilk halkasında, Musevî nübüvvetin taşıdığı hikmeti -bilhassa tevhidin tenzihî safvetini ve bu safvetin tarihte muhafazası olarak şeriatın kurucu rolünü- “kıraat” çizgisi içinde takip ettik. Bu ikinci halkada ise İsevî nübüvvetin manasına yöneliyoruz: İlahi rahmetin beşerî bir mazhar üzerinden nasıl tecelli ettiğini; başka bir deyişle teşbihin hassas mizânını anlamaya…

01 Temmuz 2026

Yasin Salmaz I. İLK KEZ DUYULDUĞU HÂLDE ÇOKTAN BİLİNEN SES Bazı sesler vardır, insan onları ilk kez duyduğunu sanır. Oysa ses çoktan içeri girmiştir. Nereden geldiği, kimin söylediği, hangi dilde kurulduğu o anda önemini yitirir. Bir türkü olabilir bu, bir ilahi, bir uzun hava, bir mahnı, gece yarısı açık kalmış eski bir radyodan sızan kırık…

01 Temmuz 2026

Turgay Şafak Feridüddin Attar’ın Mantıku’t-tayr adlı eserinde kuşların Simurg’u bulma arzusuyla yola koyulma hazırlıklarını, daha doğrusu Hüthüt’ün kuşları bu yola ve yolda karşılaşacakları zorluklara karşı hazırlarken kuşlardan bazılarının yola çıkmamak için dile getirdikleri bahaneleri Sabah Ülkesi’nin seksen yedinci sayısında yazmıştım. Mantıku’t-tayr’ın ilk bölümlerinde on kuş, sahip oldukları hususiyetleri de öne sürerek yola çıkmak istemediklerini söylemişti….

12 Nisan 2026

Selman Dilek   Yunus Emre, “Dört kitabın manası bellidir bir elifte…” derken, ilahi kelamın tarihteki çeşitli tezahürlerinin hakikatte aynı manaya rücû ettiğine işaret eder. Elif, alfabenin maya tuttuğu asli harf olmakla, hem tevhidin bütün açılımlarını kendinde toplayan bir ilkeyi, hem de insanın vahye muhatap her türlü “kıraat”ini istikamete çağıran bir remzi temsil eder. Bu yazı…

12 Nisan 2026

Şamil Şen* Her cüzi (tikel) düşüncede külli (tümel) bir cihet her külli olanda da cüzi bir cihet vardır. Örneğin klasik anlamıyla metafizik en külli disiplindir, daha doğrusu hakiki anlamda tek külli disiplindir ki onu diğer disiplinlerden ayıran temel özelliklerden birisi budur. Diğer disiplinler de bilgi vermesi hasebiyle küllidir fakat varlık anlamı açısından cüzidirler. En külli…

12 Nisan 2026

Yasin Salmaz   I. MAHZUN BİR ÇOCUKLUĞUN SOSYOLOJİK ZAFERİ Bazı sesler vardır, duyulduğu anda insanı olduğu yerden alıp hiç gitmediği bir kerpiç evin avlusuna, bir pamuk tarlasının ortasına, ayrıldığı gençlik aşkının yamacına veyahut çoktan terk ettiği bir çocukluk hatırasına götürür. Ferdi Tayfur’un sesi, bu toprakların hem en büyük yalnızlığı hem de en kalabalık tesellisidir. 70’li…

12 Nisan 2026

İbrahim Bülbül* Zaman zaman yapılan birtakım işler, o işi yapanı gölgede bırakır; hatta bütünüyle unutulmasına yol açabilir. Şeyh Kandûsî, bu sınıfa rahatlıkla dâhil edilebilecek isimlerden biridir. Tekke şeyhi de olan Kandûsî, ilerleyen yıllarda özellikle meşk ettiği lafza-i celâl ile hüsnühatta kendi adıyla şöhret bulacak özgün bir tavır ortaya koymasına rağmen, eski deyişle meşâhir-i meçhûleden bir…

12 Nisan 2026

Ünal Koyuncu İnsan biraz da kendi eylemleri üzerinde düşünmeli; mesela “film izlemek” gibi… Evde, yolda ya da sinemada bir filmi izlemek günümüz insanının sıradan eylemlerinden. Bu fiili bir ekran karşısında gerçekleştirmek -ki günümüzde bunu sinema salonu, televizyon, tablet veya cep telefonu ekranı karşısında yapmak mümkün- ortalama bir insanın periyodik ritüelleri arasında yer alıyor artık. Genel…

12 Nisan 2026

Turgay Şafak Tasavvuf edebiyatının en önemli temsilcilerinden biri olan ve yazdığı mesnevi türündeki eserlerle tanınan Feridüddin Attar, on ikinci yüzyılın ikinci yarısında ve on üçüncü yüzyılın ilk yarısında Nişabur’da yaşamıştır. Attar, Selçukluların son dönemlerini idrak etmiş, meşhur rivayete göre Moğol saldırıları esnasında 1221 yılında hayatını kaybetmiştir. Mahlas olarak Attar’ı seçmesinden yola çıkarak eczacılık ve tıp…

31 Aralık 2025

Selman Dilek   Bir önceki yazımızda, hikmeti merkeze alarak entelektüel ve kültürel hayatta yenilenmenin imkânını tartışmıştık. Hareket noktamız, bir yandan çağdaş İslami tefekkürün ve pratiğin içine düştüğü zahirîleşme ve dünyevileşme gibi daralmalardan kurtulma ihtiyacıydı; diğer yandan ise Avrupa’da yaşayan Müslümanların, içinde bulundukları kültürel çoğulculuk ortamında yeni bir fikri ve ahlaki zemin inşa etme sorumluluğuydu. Bu…