Yazı Arşivi

14 Nisan 2018

Giriş Dijitallik, dijital teknolojiler aracılığıyla yaşamamızın bir sonucu olarak ortaya çıkan dünyaya uygun bir var olma tarzıdır. Silikon Vadisi dijital teknolojilerin büyük atası olduğuna göre dijitallik Batılı, Avrupa merkezli bir Weltanschauung’dan fışkırmıştır. Silikon Vadisinin tekno-ütopyacı idealizmi kapsamı bakımından evrenselcidir. Bu, seküler liberal idealleri vasıflandıran, dünyanın geri kalanı için var olma ve düşünme kalıplarını ölçen standartlar…

10 Nisan 2018

Savaş sonrası dünyası uzunca bir süredir güç dengelerindeki sarsıntılı yön değişimini deneyimliyor, ancak bu değişimlerden hiçbiri son on küsur yıllardakiler kadar tarihî önemde değil. Belki de şimdi Batı egemenliğindeki dünya düzeninin geride kaldığına dair daha derinden düşünmenin tam zamanı; hele ki bu düzenin dönemsel buhranları, siyasal-diplomatik ilişkiler alanının ötelerine işaret eden, iki yıkıcı dünya savaşına…

02 Nisan 2018

AFRİKA FELSEFESİNİN SESİ  Sonra bir gün bir söylenti yayılıverir; bir öğrenci Hindistan’ın İngiliz valisini öldürmüş, veya; İtalyanlar Dogali’de yenilmişler, veya; boksörler Avrupalı misyonerlerin köklerini kazımış, ve sonra dehşete kapılmış yaşlı Avrupa barbarları lanetler… ve bu talihsiz insanlara karşı yeni bir haçlı seferine girişilir. Dikkat edin: Avrupalıların da kendi zalimleri vardı ve onlardan kurtulmak için…

31 Mart 2018

Bilgilerimizi zihin kritik ederken işin en güç kısmı doğru ile yanlışı ayırt etmede değildir; bilgi sandıklarımız ile gerçekten bilgi olan arasında kesin çizgiyi çizebilmededir. Bir şeyi tarif edebilmek o çizgiyi çizebilmek demektir. Benzerleri ayrıştırmak, soğukkanlı bir süreç içinde soyutlayıcı bir yaklaşımla mümkündür. O kadar çok şey duyar, o kadar çok şey öğreniriz ki, en sonunda…

22 Mart 2018

Viyana Üniversitesi’nde “İtalya’nın Sömürgesi Sürecindeki Etiyopya’da Avrupa Medeniyetinin Sosyo-kültürel Etki Ve Göstergeleri” adlı yüksek lisans tez çalışması için kabul onayının iki sene; ülkeye seyhat izni için gerekli vize işlemlerinin aylarca sürmesinin ardından, Kaffa yöresinin üç bin metre kadar yüksekliği olan köylerininin bağlı olduğu Dedo kasabasından nihayet yola çıkabilmişti. Önce Adis Ababa üzerinden bir hafta süren…

17 Mart 2018

Osmanlı’da ilk mektep kitapları bunun gibi cümlelerle başlarmış. Yahya Kemal, “Türk’ün gönlünde dağ varsa Balkan’dır, nehir varsa Tuna’dır” diyor. 1354’te Süleyman Paşa’nın Gelibolu’ya çıkmasıyla başlayan Osmanoğullarının Rumeli fütuhatını tersine döndüren eskilerin 93 Harbi dedikleri 1293/1877-78 Osmanlı-Rus harbinin 140. yılındayız. 1683, 2. Viyana bozgununun da 334. yılı. Bu güzergâhla ilişkimiz Osmanlılardan yaklaşık 1000 sene önce Karadeniz’in…

15 Mart 2018

Karagöz oyununun büyüleyici ve etkileyici havası, çocukluk yıllarımızda az çok hepimizi etkilemiştir. Artık çocuklarımızı bir hayal perdesi ardında; orijinal müzikleri ve gazelleriyle sergilenen Karagöz oyunlarıyla büyütemiyoruz. Klasik Türk edebiyatı ve musikisinin müşterek ürünü olan Karagöz oyunları, günümüzde maalesef kaybolan kültür mirasımız arasındadır. Karagöz ustaları, sessizce aramızdan geçip gittiler. Onların mesleklerine sadece çocuk eğlencesi olarak bakmadıklarını,…

12 Mart 2018

“Aşk olmadan meşk olmaz.” sözü ilk hat sanatı için söylenmiştir sanki. Sizce de öyle midir? Bazı sanatlar var ki hayatınızı bütünüyle içine alır. Hat sanatı böyle bir sanattır. Günde altı, yedi, on iki saat yetmez hat sanatı için. 24 saat bile yetmez. İmkân olsa 30 saat bile çalışmak icap eder. Ecdat bir yere kadar getirmiş…

08 Mart 2018

Araplar ve Yahudiler, Sami uluslardan varlıklarını günümüze kadar devam ettiren yegâne iki ulustur. Günümüz dünyasında Arapların 400 milyon, Yahudilerin ise 15 milyon kadar olduğu ifade edilmektedir. Bu iki milletin ilişkileri 1948 yılında İsrail’in kurulmasıyla başlamış gözükse de, aslında tarih öncesi dönemler de dâhil çok uzun bir geçmişe ve boyuta sahiptir. Araplar ve Yahudilerin milattan önceki…

05 Mart 2018

Ömrünün son günlerini Kahire’de geçirdiği düşünülen ve 17. asrın sonunda vefat eden Evliya Çelebi, “hayr duâlar ile yâd edilme”yi dileyip eserine son noktayı koyduğu anda ardında dünyada eşi benzeri olmayan bir eser bırakmış oldu: Seyahatnâme ya da yazarının kendi deyişiyle Târih-i Seyyâh. Seyahatnâme başlığının yaygınlığı kitabın orijinal adını gölgede bıraksa da, Târih-i Seyyâh, yani “gezginin…