Yazı Arşivi

12 Nisan 2026

Yasin Salmaz   I. MAHZUN BİR ÇOCUKLUĞUN SOSYOLOJİK ZAFERİ Bazı sesler vardır, duyulduğu anda insanı olduğu yerden alıp hiç gitmediği bir kerpiç evin avlusuna, bir pamuk tarlasının ortasına, ayrıldığı gençlik aşkının yamacına veyahut çoktan terk ettiği bir çocukluk hatırasına götürür. Ferdi Tayfur’un sesi, bu toprakların hem en büyük yalnızlığı hem de en kalabalık tesellisidir. 70’li…

12 Nisan 2026

İbrahim Bülbül* Zaman zaman yapılan birtakım işler, o işi yapanı gölgede bırakır; hatta bütünüyle unutulmasına yol açabilir. Şeyh Kandûsî, bu sınıfa rahatlıkla dâhil edilebilecek isimlerden biridir. Tekke şeyhi de olan Kandûsî, ilerleyen yıllarda özellikle meşk ettiği lafza-i celâl ile hüsnühatta kendi adıyla şöhret bulacak özgün bir tavır ortaya koymasına rağmen, eski deyişle meşâhir-i meçhûleden bir…

12 Nisan 2026

Ünal Koyuncu İnsan biraz da kendi eylemleri üzerinde düşünmeli; mesela “film izlemek” gibi… Evde, yolda ya da sinemada bir filmi izlemek günümüz insanının sıradan eylemlerinden. Bu fiili bir ekran karşısında gerçekleştirmek -ki günümüzde bunu sinema salonu, televizyon, tablet veya cep telefonu ekranı karşısında yapmak mümkün- ortalama bir insanın periyodik ritüelleri arasında yer alıyor artık. Genel…

12 Nisan 2026

Turgay Şafak Tasavvuf edebiyatının en önemli temsilcilerinden biri olan ve yazdığı mesnevi türündeki eserlerle tanınan Feridüddin Attar, on ikinci yüzyılın ikinci yarısında ve on üçüncü yüzyılın ilk yarısında Nişabur’da yaşamıştır. Attar, Selçukluların son dönemlerini idrak etmiş, meşhur rivayete göre Moğol saldırıları esnasında 1221 yılında hayatını kaybetmiştir. Mahlas olarak Attar’ı seçmesinden yola çıkarak eczacılık ve tıp…

31 Aralık 2025

Asım Cüneyd Köksal*  1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi şöyle başlar: “İnsanlık ailesinin bütün üyelerinde bulunan haysiyetin ve bunların eşit ve devir kabul etmez haklarının tanınması hususunun, hürriyetin, adaletin ve dünya barışının temeli olmasına…” Beyannamenin 1. maddesinde de “Bütün insanlar hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar.” ibaresi yer alır.[1] 1949 tarihli Federal Almanya Cumhuriyeti…

31 Aralık 2025

Emre Şan* Patočka düşüncesinin kaynaklarından biri Antik Yunan felsefesidir ve Çek filozof, fenomenolojinin ve tarih felsefesinin yanında Sokrates, Platon ve Aristoteles üzerine de eserler yazmıştır.  Çek filozofun Freiburg’a Husserl ile çalışmak için gittiği ve Heidegger’in rektör olduğu 1933 yılında yazdığı “Platonculuk ve Politika” ilk metinlerinden biridir.  Bu metinden itibaren Platonculuğun kendi çağında nasıl bir yer…

31 Aralık 2025

Bilal Bekalp*   “Yeryüzünde yürüyen hiçbir hayvan ve iki kanatla uçan hiçbir kuş türü yoktur ki, sizin gibi birer ümmet olmasınlar…” En’âm suresi, (6:38)   Giriş İnsanlık tarihi boyunca hayvanlarla kurulan ilişki, yalnızca biyolojik bir zorunluluk yahut iktisadi bir teamül olarak değil; aynı zamanda felsefi bir problem olarak tezahür etmiştir. Hayvan, hem insanın gündelik yaşamında…

31 Aralık 2025

Rahim Acar* 1. Dini tanımlamanın zorluğu Dinin üzerinde uzmanların anlaştığı bir tanımı olmasa da dinin ne olduğu konusunda yaygın kabul gören anlayış, dinin manevi olanla ilişkilendirilmesidir. Manevi olanla bu ilişkiye göre, dinlerde başta Tanrı inancı olmak üzere manevi olan varlıklara dair inançlar, onlara yönelik ibadet fiilleri olduğu kabul edilir. Böyle bakarsak, dünya üzerinde hâlihazırda yaygın…

31 Aralık 2025

Facundo Bey*   Gadamer Ocak 1944’te, Dresden’deki Dante Derneğinde “Prometheus ve Kültürün Trajedisi” başlıklı bir konferans verdi. Bu konuşma, Leipzig Üniversitesi rektörlüğüne “siyasi Katoliklik” suçlamasıyla şikâyet edildi; ancak herhangi bir işlem yapılmadı.[1] Gadamer aynı konferansı aynı yılın Mart ve Nisan aylarında Lizbon’da yeniden sundu ve metin iki yıl sonra, 1945’te, Karl Jaspers, Dolf Sternberger, Werner…

31 Aralık 2025

Erdal Yılmaz*   Sokak röportajından entelektüel düzeydeki konuşmalara kadar hemen her bağlamda “benim felsefeme göre” ifadesinin sıkça kullanıldığına tanık olmaktayız. İlginç olan şu ki bu ifadeyi kullananların önemli bir kısmı felsefeyi aslında pek de önemli bir alan olarak görmemektedir. Hatta kimi zaman, bir başkasını susturmak için “felsefe yapma” diyerek bu alanı küçümseyici bir biçimde kullanabilmektedirler….