Kültür-Sanat


02 Mart 2015

Halide Edip’in Kalp Ağrısı romanı İstanbul ile Viyana hattında, üç kadınla bir erkek arasında geçen bir aşk üçgenini anlatır. Votiv Kilisesinin karşısında Regina Otel’de ikamet eden karı koca, Azize ile Hasan, İstanbul’da bıraktıkları Zeyno ve onlara Viyana’da eklenecek olan Dora arasındaki karmaşık ilişkiler ağında yazar modern insanın aşk problemine eğilmeyi dener. Kadın erkek ilişkilerinin yeni…

24 Şubat 2015

17.asır Müslüman-Türk ilerleyişinin Avrupa’da durduğu, 18. asır Avrupa’nın ilerleme hamlelerine hız verdiği ve Şark’ın gerilemeye başladığı, 19. asırsa Müslüman nüfusun Avrupa’dan “kovulma” gayretlerinin başarıya ulaştığı, yani Şark Meselesi’nin neredeyse çözümlendiği dönemi ifade eder. Birinci Cihanşümul Savaş’ın dünyayı kana buladığı 20. asır başlarıysa yüzyıllardan beri hazırlığı yapılan “hesaplaşma”nın sonuçlandığı devredir. Çeşitli itilâf ve ittifakların, açık ve…

18 Şubat 2015

Bazı terimler vardır ki, kullanıldıkça ve şartlar değiştikçe etrafında yeni tartışmalar meydana gelir. Eğer terim, ideolojik olarak kullanılmaya müsait ise, tartışmalar daha da derinleşir ve saflaşmalar meydana gelebilir. “Convivencia” bu tür terimlerden biridir. Convivencia, “bir arada/birlikte yaşama”, “bir arada varolma” manalarını içeren İspanyolca bir kelimedir. Terim anlamıyla Ortaçağ İspanya’sında üç dinin (Müslümanlık, Hristiyanlık ve Yahudilik)…

13 Şubat 2015

Sinema, kendisinden önce varolan edebiyat, resim, müzik, tiyatro, heykel, dans gibi sanat dallarıyla iletişim hâlinde olmasına karşın en güçlü bağını edebiyatla kurmuştur. Sinemanın en önemli öğesi olan senaryo, iki şekilde meydana getirilir. Bunlardan ilki film yapmak isteyen kişinin, tasarladığı konuyu yalnızca sinema diliyle ifade edilecek şekilde vücuda getirdiği “özgün senaryo”, diğeri ise daha önce yazılmış…

08 Şubat 2015

Türkiye’de Başka Bir Kadın adıyla gösterilen 1988 tarihli Another Woman, Allen’ın yazıp yönettiği sıradan dramalardan biri. Ama tıpkı filmin esas teması gibi bir tespit bu. Çünkü bu sıradanlık bir zarftır aslında ve mazruf ise küçük bir mücevher hüviyetinde. Özellikle de mevzuuyla böyle. Zaten filmin mevzuu, bu yazının teması için de biçilmiş kaftan niteliğinde. O yüzden…

01 Ekim 2014

Türkiye’deki İslamcılık düşüncesinin fikren ve amelen en somutlaşmış hâli kimdir? diye sorulsa akla gelecek ilk isim kuşkusuz Mehmet Akif Ersoy’dur. İstiklal Marşı’nın yazarı olduğundan “milli şair” olarak vasıflandırılan Akif’in asıl sıfatı “İslam şairi” olarak bilinir. Bunun nedeni şiirlerinde ele aldığı bütün konuları İslam dairesinde ele almış olması kadar İslam’ı bir hayat düsturu olarak ömrünün sonuna…

01 Ekim 2014

Bilenler biliyor, bilmeyenler de Sabah Ülkesi’nin Temmuz 2014 sayısında okumuşlardır: kültür ve edebiyat dünyasına adım atarak, güzeli ve doğruyu yazarak yayma eyleminde olmak isteyen, sonradan Almanya’daki Türk edebiyatına katkıları olan bazı şahıslara şair Cahit Zarifoğlu’nun doğrudan yazdığı mektupların, şahsi teşvik ve desteğinin somut birer göstergesi olduğu mâlum. Almanya’daki Türkçe edebiyat ortamında eksikliği son yıllarda daha…

01 Ekim 2014

Değerlerimizin çoğunda olduğu gibi, inançlarımızın yön verdiği geleneksel sanatlarımızın da kadim dönemlerde yansıttığı derinlikten uzaklaşarak büyük bir mahiyet değişikliğine uğradığı ve tüketim nesnesi olmaya başladığı söylenebilir. Bu meyanda, klasik sanatlarımızın sahip olduğu derinliği koruyarak, kendi çağına özgü renklerle günümüzde de varlığını sürdürülebilmesi için, ardındaki tasavvuru anlamaya çalışmakta fayda bulunmaktadır. İlk çağlardan itibaren insanoğlu duygu, düşünce…

01 Ekim 2014

Google’da “Modern İslam Sanatı” diye bir arama yapıldığında ortaya çok ilginç sonuçlar çıkıyor. Modern sanat müzelerinden birisi, bünyesinde bulunan İslam sanatı koleksiyonu hakkında şöyle diyor: Ortadoğulu sanatçılar “İslam sanatına dair pek fazla yeni icatta bulunmuyorlar, onu başka bir amaç için kullanmak üzere değiştiriyorlar; böylece İslami sanat açıkça, himaye ve işlevselliğin kısıtlamalarından özgürleşmiş bir kişisel ifade…

01 Ekim 2014

Spike Jonze’un son filmini (Her) seyretmeye başlar başlamaz, “Yine geleceğe dair bir kurgu!” diye geçirdim içimden. Ve Amerikan sinema endüstrisinin neredeyse başlangıcından bu yana “ürettiği”, geleceği öngören (ya da öngörmeye çalışan) onlarca film geliverdi aklıma. Çok uzun süredir, hemen her yıl Amerikalı yönetmenler/senaristler gelecekte “işlerin” nasıl olacağına dair onlarca, belki yüzlerce film çekiyordu/yazıyordu ve (Cüneyt…