Yazı Arşivi

01 Ekim 2025

Koert Debeuf*   1142’de, ölmeden bir yıl önce, Fransız düşünür ve rahip Petrus Abelardus son kitabını bitirdi. Latince yazılmış Collationes, bir Hristiyan, bir Yahudi ve bir filozof arasındaki diyaloğu aktarır. Ana karakter filozoftur. O, Hristiyanlık ile Yahudilikten hangisinin akla daha uygun olduğunu bilmek ister. İlk tartışma turunun sonunda filozof şu sonuca varır: Yahudiler aptal, Hristiyanlar…

01 Ekim 2025

Hayrettin Nebi Güdekli* Bilen öznenin neliği sorunu bağlamında gerek klasik gerek çağdaş dönemde tartışılan problem alanlarından birinin insanın idrak eden veya duyumsayan oluşunun dayanağının ne olduğu sorusuyla karşımıza çıktığını söyleyebiliriz. İnsanın neliği sorununun bir uzantısı olarak düşünebileceğimiz, idrak eden öznenin ne olduğu sorunu kelamcıların da gündemini meşgul etmiştir. Kelamcılar müdrik öznenin neliği sorununu özellikle canlılık,…

01 Ekim 2025

Ryan Kemp*   Spike Jonze’un “Her” (O) filmi (2013) öngörülü olduğunu öylesine kanıtladı ki ondan söz etmek neredeyse demode oldu.[1] Filmin ana karakteri Theodore, insanların birbirine el yazısı mektuplar gönderdiği yakın bir gelecekte yaşıyor ancak insanlar bu mektupları, eski stil yazıyı taklit eden bir yazılım kullanan profesyonel yazarlara yazdırıyorlar. Theodore da bu yazarlardan biri ve…

01 Ekim 2025

Ekrem Demirli       “Derileri der ki her şeyi konuşturan Allah bizi konuşturdu…” (Ayet-i Kerîme)   Modern dünyanın sorunlarını ele alırken kadim felsefe ve dinî geleneklerle arasındaki “kırılma” hatta kopuşu dikkate almaksızın değerlendirmek, kelime benzerlikleri üzerinden düşünce tarihinde süreklilik vehmetmek, yöntemsel bir hatadır. Bu nedenle günümüzde beden üzerindeki tartışmalar, birçok yönüyle bu çağa mahsustur…

01 Ekim 2025

Emre Şan*   Descartes’ın ünlü “ben’im varım” önermesinin[1] olduğu İkinci Meditasyon’unun başlığı şöyledir: İnsan zihninin doğası ve onu tanımanın bedeni tanımaktan daha kolay olduğu hakkında[2]. Başlıktaki hipotez ilk bakışta sorunlu görünür. Kartezyen yaklaşımda “daha kolay” ifadesi metafizik açıdan zihnin bedenden önce bilindiğini öne sürer. Oysa bedeni tanımak daha kolay değil midir? Fakat bölümü okumayı bitirdiğinizde…

01 Ekim 2025

Dilara Şengül*    “Teoriye sığındım çünkü yaralıydım — içimdeki acı öylesine derindi ki, yaşamı sürdürmem imkânsız görünüyordu. Teoriye umutsuzlukla yöneldim; içimde ve çevremde olup bitenleri anlamak, kavramak istiyordum. En çok da acının dinmesini, yaralarımın kapanmasını istiyordum. O an teoriyi, iyileşmenin mümkün olduğu bir mekân olarak gördüm.”  bell hooks (1991)  Bu makalede, Türkiye’de başörtüsünün kimi zaman…

01 Ekim 2025

Mehmet Zahit Tiryaki*   Herbert Feigl, 18. yüzyıldan beri pek çok felsefi pozisyonun esas itibarıyla zihin-beden probleminden kaçınmayı amaçladığını iddia etmişti. Acaba zihin-beden probleminden kaçınmak şeklindeki amaç sadece 18. yüzyıldan beri var olan felsefi pozisyonları harekete geçiren bir şey midir? Yoksa Descartes’tan sonra zihin-beden problemi şeklinde tedavülde olan ikiliğin felsefe tarihinin erken dönemlerinden beri en…

01 Ekim 2025

Burak Şaman* Tenis ve Bedensellik Hem izleyicisi hem de amatör bir oyuncusu olarak tenisin büyük turnuvalarını (Grand Slam) az da olsa takip etmeye çalışırım. Aralarında en sevdiğim ise 1877 yılından beri düzenlenen, tenisçilerin beyaz giyinme zorunluluğu gibi birtakım yazılı olmayan kurallarıyla geleneğe vurgu yapan ve Londra’nın yeşil çimlerinde oynanan Wimbledon’dır. Burada ya da diğer favorim…

01 Ekim 2025

Onur Kartal*   Fanon sırf ülkede değil aynı zamanda dünyada evvela militan kişiliğiyle bilinen bir figürdür. Cezayir’in ulusal kurtuluş mücadelesinin bütün kademelerinde Cezayir halkının kayıtsız şartsız yanında durması, sömürgeciliğe ve ırkçılığa karşı almış olduğu tavır doğaldır ki onu radikal bir figür hâline getirdi. Böylece Fanon’un pratiği, büyük ölçüde de kendi marifetiyle teorisinin önüne geçti. Teori…

01 Ekim 2025

Abdullah Başaran*   Tensel Hermenötik (Carnal Hermeneutics, 2015) derlemesinde İrlandalı filozof Richard Kearney beden sorusunun hermenötik gelenek içerisinde ihmal edildiğini öne sürüyordu; buna binaen Covid-19 pandemisi sırasında müstakil olarak yayımladığı Dokunma (Touch, 2021) kitabında ise Kearney, dijital aygıtların günlük tecrübelerimize ve yaşantımıza her geçen gün daha çok aracılık etmesinin duyularımız ve duyumsamalarımızla organik bağımızı kopardığını…