Yazı Arşivi

04 Ocak 2019

Hans Ulrich Gumbrecht -1- Gündelik konuşmalardan ziyade felsefi görüşler ve tartışmalar bağlamında “olumsallık” kelimesi, gerçekleşebilecek fakat gerçekleşmek zorunda olmayan gelecek olay veya durumlara işaret eder. Bundan dolayı da zorunlu olarak, şimdiyi geleceğe bağlayan bir bakış açısını talep eder ve gelecekte, zorunluluk ve imkânsızlık arasında bir ufuk durumunu imler. Bu durum, etkileşime giren kişilerin başlangıç durumlarını…

02 Ocak 2019

Ekrem Demirli Zamanın bir özne ve müessir etmen olarak kullanıldığı birçok deyim ve tabir yer alır dilimizde ve belki bütün dillerde. Bir arzumuz gerçekleşmeyince “İşi zamana bırakmak lazım.” deriz ve teselli buluruz; sanki zaman bizim adımıza o işi bir kıvama taşıyacak diye düşünürüz. Bazen bir işi zamana bırakmak, zamanı hakem saymak demektir; zaman muhtemel durum…

21 Aralık 2018

İnsan için her şey bir yerde başlar. Doğarsınız, görür, bilir tanırsınız. Yürür, konuşur, koşar oynarsınız. Küçükken serpilir büyürsünüz. Büyüdükçe her şeyin sandığınızdan daha başka olduğunu anlamaya başlarsınız. Dünyada var olanın sadece siz olmadığınızın farkına varırsınız. Gece ve gündüz vardır, yaz kış, akıp giden zaman vardır. Dağlar, ırmaklar, vadiler, denizler vardır. Yeryüzü ve gökyüzü vardır. Ay,…

19 Aralık 2018

Türkçeden Almancaya yaptığı edebiyat çevirileriyle Türk ve Alman edebiyatına büyük katkıları olan ünlü çevirmen Cornelius Bischoff, Hamburg yakınlarındaki evinde 27 Haziran 2018 günü vefat etti. Bu yazı aslında “90 kere maşallah!” başlığıyla Cornelius Bischoff’un 90’ıncı yaşgününe denk getirilerek onun Türk edebiyatından Almancaya tercüme uğraşlarını dile getiren bir tebrik yazısı olacaktı. Şimdi, ölümünün ardından; usta edebiyat…

17 Aralık 2018

Peygamber Efendimizin Medine’yi ilk teşrifini beklerken günlerdir gözü yollarda kalan Muhacir ve Ensar O’nu “Vedâ Dağı’ndan üstümüze Bedir doğdu!” diye karşılamıştı. “Mehtâb” istiaresi, naat üslubunda kullanılan ilk metafor sayılabilir. O günden bugüne Hz. Peygamber’i metheden sayısız naat yazıldı. Divanların başında bulunan naatlarda ayet ve hadis remizleriyle Hz. Peygamber’in mübarek bedeni (saçı, kaşı, gözü, dudağı, boyu,…

13 Aralık 2018

Şeyh Galib klasik edebiyatımızın son büyük şairi olarak kabul edilir. Hayatı boyunca Mevlevi kültürü içerisinde bulunmuş ve nihayetinde Galata Mevlevihanesi’nin postnişinliğini de yapmıştır. Ehl-i tarik bir şair olmasının yanında III. Selim’le olan dostluğu bakımından da dikkat çeken bir isimdir. Hem dönemin büyük şairi olması, hem Galata Mevlevihanesi Şeyhi olması hem de dönemin sultanıyla yakın ilişkileri…

07 Aralık 2018

İnsanın kendisine “Ben neyim?” diye sorması mı daha zor bir sorudur, yoksa “İnsan nedir?” diye sorması mı? Bu iki soru, dikkat ederseniz, ciddi derecede farklıdır. Çünkü soruyu soranın merak ettiği şeye karşı duruşu farklılaşmaktadır. Bir özne olarak insanın, bir özne olarak kendini sorması bir acayiptir. Bir özne olarak insanın, bir nesne olarak kendini sorması ise…

05 Aralık 2018

Giriş “İnsan sorunu”, aslında bütün beşerî disiplinlerin merkezinde yer alan bir sorundur. Ancak burada biz, bu soruna, İslam felsefesini teşekkül ettiren filozofların nasıl bir açıklama getirdikleriyle kendimizi sınırlandırarak bakmak istiyoruz. Bu sınırı da, ayrıca, insanın “ereği” ve “mutluluğu” yönünden tekrar daraltıp bu temalar üzerinden yapılan insanın mahiyetini anlama çabalarının bir betimini yapmayı arzu ediyoruz. Zira…

03 Aralık 2018

İnsan olmak nedir? Doğu Asya gelenekleri bu soruya çok farklı cevaplar verir; öyle ki cevaplar gelenekler içinde bile farklılık gösterir, bunun yanında çoğumuzun aşina olduğu İbrahimî dinlerin verdiği cevaplardan da ayrışır. İbrahimî dinler yahut Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam, düşünce tarihçisi Arthur Lovejoy’un “varlığın yüce zinciri” dediği şeye insanları dâhil eder. Ezel-ebet kadir-i mutlak Tanrı, melekleri,…

30 Kasım 2018

Ahsen-i Takvîm’de yaratılmış olan insanın Esfel-i Sâfilîn’e “düşüşü”, insanın yükseliş imkânlarını da beraberinde getirecekti. “Âdem Cennet’ten düşmüştü; ama Âdem’in torunları Cennet’e tekrar yükselsinler diye”ydi bu, büyük bir muhakkikin dediği gibi. İnsanın, bugüne kadarki macerası, materyalist evrimin kör-saatçisiyle değil, Yaratıcının “her an bir şen üzerinde olan” yaratmasıyla açıklanabilir ancak. Bu bağlamda insanlık tarihinin “evriminde”, kabaca üç…