Sayı 85


01 Ekim 2025

Mehmet Zahit Tiryaki*   Herbert Feigl, 18. yüzyıldan beri pek çok felsefi pozisyonun esas itibarıyla zihin-beden probleminden kaçınmayı amaçladığını iddia etmişti. Acaba zihin-beden probleminden kaçınmak şeklindeki amaç sadece 18. yüzyıldan beri var olan felsefi pozisyonları harekete geçiren bir şey midir? Yoksa Descartes’tan sonra zihin-beden problemi şeklinde tedavülde olan ikiliğin felsefe tarihinin erken dönemlerinden beri en…

01 Ekim 2025

Dilara Şengül*    “Teoriye sığındım çünkü yaralıydım — içimdeki acı öylesine derindi ki, yaşamı sürdürmem imkânsız görünüyordu. Teoriye umutsuzlukla yöneldim; içimde ve çevremde olup bitenleri anlamak, kavramak istiyordum. En çok da acının dinmesini, yaralarımın kapanmasını istiyordum. O an teoriyi, iyileşmenin mümkün olduğu bir mekân olarak gördüm.”  bell hooks (1991)  Bu makalede, Türkiye’de başörtüsünün kimi zaman…

01 Ekim 2025

Emre Şan*   Descartes’ın ünlü “ben’im varım” önermesinin[1] olduğu İkinci Meditasyon’unun başlığı şöyledir: İnsan zihninin doğası ve onu tanımanın bedeni tanımaktan daha kolay olduğu hakkında[2]. Başlıktaki hipotez ilk bakışta sorunlu görünür. Kartezyen yaklaşımda “daha kolay” ifadesi metafizik açıdan zihnin bedenden önce bilindiğini öne sürer. Oysa bedeni tanımak daha kolay değil midir? Fakat bölümü okumayı bitirdiğinizde…

01 Ekim 2025

Ekrem Demirli       “Derileri der ki her şeyi konuşturan Allah bizi konuşturdu…” (Ayet-i Kerîme)   Modern dünyanın sorunlarını ele alırken kadim felsefe ve dinî geleneklerle arasındaki “kırılma” hatta kopuşu dikkate almaksızın değerlendirmek, kelime benzerlikleri üzerinden düşünce tarihinde süreklilik vehmetmek, yöntemsel bir hatadır. Bu nedenle günümüzde beden üzerindeki tartışmalar, birçok yönüyle bu çağa mahsustur…

01 Ekim 2025

Ryan Kemp*   Spike Jonze’un “Her” (O) filmi (2013) öngörülü olduğunu öylesine kanıtladı ki ondan söz etmek neredeyse demode oldu.[1] Filmin ana karakteri Theodore, insanların birbirine el yazısı mektuplar gönderdiği yakın bir gelecekte yaşıyor ancak insanlar bu mektupları, eski stil yazıyı taklit eden bir yazılım kullanan profesyonel yazarlara yazdırıyorlar. Theodore da bu yazarlardan biri ve…

01 Ekim 2025

Hayrettin Nebi Güdekli* Bilen öznenin neliği sorunu bağlamında gerek klasik gerek çağdaş dönemde tartışılan problem alanlarından birinin insanın idrak eden veya duyumsayan oluşunun dayanağının ne olduğu sorusuyla karşımıza çıktığını söyleyebiliriz. İnsanın neliği sorununun bir uzantısı olarak düşünebileceğimiz, idrak eden öznenin ne olduğu sorunu kelamcıların da gündemini meşgul etmiştir. Kelamcılar müdrik öznenin neliği sorununu özellikle canlılık,…

01 Ekim 2025

Koert Debeuf*   1142’de, ölmeden bir yıl önce, Fransız düşünür ve rahip Petrus Abelardus son kitabını bitirdi. Latince yazılmış Collationes, bir Hristiyan, bir Yahudi ve bir filozof arasındaki diyaloğu aktarır. Ana karakter filozoftur. O, Hristiyanlık ile Yahudilikten hangisinin akla daha uygun olduğunu bilmek ister. İlk tartışma turunun sonunda filozof şu sonuca varır: Yahudiler aptal, Hristiyanlar…

01 Ekim 2025

Nail Okuyucu*   İslam tarihinde sahabeyi takip eden nesiller, Tevbe suresinin 100. ayetinde geçen “muhacir ve ensara ihsan ile ittibâ edenler” ifadesinden hareketle genel olarak “tâbiûn” diye anılmakla birlikte, bu kelime özel olarak ikinci neslin adı olmuştur. Sahâbîleri tanıyarak Müslüman olan ve onların yolunu takip eden ikinci kuşağa Tâbiûn, onları takip eden üçüncü kuşak Müslümanlara…

01 Ekim 2025

Erdal Yılmaz*   Filozoflar, birçok insana göre, gündelik hayatla doğrudan ilgisi olmayan, ilgisi olsa bile yaşamsal önem taşımayan hususlar üzerinde düşünür ve ürünler verirler. Diğer bir ifadeyle filozoflar olmasa da hayat olduğu gibi akıp gidecektir çünkü onların üretimi olan felsefenin, yaşamın niteliğini artırmada belirgin bir katkısı bulunmadığı düşünülür. Hatta bazıları, filozofların yaşam için çok da…

01 Ekim 2025

Burhanettin TATAR*   İnsan, kendi sınırlarını aşabildiği için kendisini fark edebilen bir varlıktır. O, kendi bedeninin sınırlarına göre dünyayı iç (enfüs) ve dış (âfak) şeklinde ikiye bölmekte ve bir araya getirmektedir. Cildimiz işbu bölme ve bir araya getirme eyleminin en başat imkân ve mahallî olduğu için tümüyle ne bize ne de dış dünyaya aittir. Aksine…