Sabah Ülkesi

BARBARA CASSİN İLE SÖYLEŞİ “Evrenselcilik, Her Zaman Birilerinin Evrenselciliğidir!”

Söyleşi:Kadir Filiz  Fransız Akademisi üyesi olan Barbara Cassin çok sayıda makalenin ve ondan fazla kitabın yazarıdır. Çevrilemezler Sözlüğü’nün editörlüğünü yapmıştır ve bu eserin farklı dillere tercümesine devam etmektedir. Eserleri Türkçe de dâhil olmak üzere birçok dile çevrilmiştir. Çok farklı çalışma alanlarına sahip Cassin, aynı zamanda çeşitli sivil toplum örgütlerinde görev almaktadır ve sergiler için küratörlük yapmaktadır….

DARYUŞ ŞAYEGAN İLE ÖLÜM ÜZERİNE BİR SÖYLEŞİ

Sayın Şayegan zihninizde ölüm ile ilgili nasıl bir tasvir var? Ölümü düşünmek ne ölçüde korku, ıstırap ve kalp çarpıntısına sebep oluyor?*  Büyük şair Rilke ölümü şöyle anlatıyor: “Hamile bir kadının karnında yorgun ve şefkatli çehresinin arkasında iki meyve oluşum hâlindedir. Biri ölüm diğeri yaşam.” Ölüm yaşamın bir parçası ve ölüm ile yaşam bir diğerinin çiftidir,…

MODERNLİĞİN HAREKET ETTİRDİĞİ TARİHİN UFKU: KOSELLECK’TEN SONRA VE KOSELLECK’İN ÖTESİNDE

Jörn Rüsen* Reinhart Koselleck’in, tarihsel düşüncenin modern karakteri üzerine tezinin kısa bir özetiyle başlamak istiyorum.[1] Bu tez, insan dünyası hakkında düşünmenin merkezî kavramlarında gerçekleşen temel bir değişikliğe ilişkin. Bu değişiklik, Avrupa’da 18. yüzyıldan 19. yüzyıla geçişte gerçekleşti. Koselleck’in Sattelzeit (“geçit zamanı”) terimi bu dönemi belirtmek için popüler hâle geldi. Bu dönemde tarih yeni bir anlam…

KESİNLİK VE MÜPHEMLİK 2: HAKİKAT İLE ZAN ARASINDA İSLAM GELENEĞİ

Asım Cüneyd Köksal* Bir hakikati kabul edip ona mensup olma tasavvuru, bu tasavvuru benimsemeyenlerle beraber uyum içinde yaşama meselesini beraberinde getirir. Bir taraftan kendi hakikatine sadık olmak, fakat aynı zamanda bu hakikati kabul etmeyenlerle uzlaşı içerisinde (herkesin kendi hakikatine sadık ve tabi olma imkânını kabul etmek suretiyle) yaşamak mümkün müdür? İslam tarihinden bunun yalnız mümkün…

REZONANS NEDİR? DÜNYAYLA BİR İLİŞKİ TÜRÜNE YAKLAŞIMLAR

Hartmut Rosa*   Kavramsal Belirlenim: Tanıma, Rezonans ve Yabancılaşma Fenomenoloji insan varlığını genel olarak, her zaman ve geri dönülmez bir şekilde bir dünyaya yerleştirilme (Heidegger), dünyanın bir parçası olma (Merleau-Ponty) ya da kendimizi bizim için anlamı olan (Charles Taylor) bir dünyada yeniden bulma olarak anlar. Bu anlayış, özne ve dünyanın “her zaman zaten” birbirinden bağımsız…

FRANÇOİS HARTOG’LA VE ONA KARŞI DÜŞÜNMEK

Dana Sajdi* İsrâ ve miraç gecesinin sene-i devriyesi hakkında yazıyorum; Hz. Muhammed’in doğaüstü bir mahluka (burak) binip “en uzak[1] mabed”e nakledildiği gece yolculuğu hakkında yani. Buradan da, rivayete göre, önceki peygamberle mülaki olmak ve nihayet uluhiyetle karşılaşmak için göklere yükseltilmişti. Bu olayın yad edilmesini, bir “zaman düşünürü” olan François Hartog’un kavramlarıyla düşünene kadar sorgusuz sualsiz…



NAOKİ YAMAMOTO VE ELVİDA ÜNAL İLE SÖYLEŞİ: NİÇİN DOĞU ASYA İSLAM GELENEĞİNİ ÇALIŞMALIYIZ?

Söyleşi: Merve Yiğit   Müslüman entelektüeller niçin Doğu Asya İslam geleneği üzerinde durmalı? Naoki Yamamoto: Oryantalist mühtedi Vincent Mansour-Monteil, “İslam’ın Beş Rengi Üzerine” (Aux cinq couleurs de l’islam) isimli eserinde İslam medeniyetini beş kategoriye ayırır. Bunlar Türkiye, Afrika, Malay, Arap ve Hint-Fars havzasında tezahür eden İslam geleneğidir. Fakat Monteil’in teorisinde önemli bir açık olduğunu düşünüyorum….

KESİNLİK VE MÜPHEMLİK 1: MODERN BATI DÜŞÜNCESİNDE KESİNLİK TAKINTISI

Yazar: Asım Cüneyd Köksal*   Son dönemlerde Thomas Bauer’in kitapları vesilesiyle kesinlik ve müphemlik ekseninde -küçük çaplı da olsa- bir tartışmanın ortaya çıktığı söylenebilir. [1] Bauer bilhassa İslam medeniyetindeki müphemliğin izini sürdüğü kitabında, bir taraftan Avrupa modernliğini, bir taraftan da selefilik ile modernist İslamcılığı eleştirir. Fakat bu eleştiriyi yaparken önemli bir iddia ortaya koyar: Modern…

HABER BİLGİ MİDİR

Yazar: Ömer B. Albayrak* Sabah Ülkesi’nin geçtiğimiz (70.) sayısının dosya konusu kapsamında Hayrettin Nebi Güdekli’nin “Bir İletişim Yolu Olarak Haberin Epistemolojisi” adlı yazısı, dosya bağlamındaki değerine ek olarak, bilgi ile haber arasındaki benzerlikleri, ilişkileri ve farkları düşünmek için de çok güzel bir giriş yolu sunuyor okuyucuya. Buradaki “giriş” ile kastettiğim, metni ortaya koyan birikimin düzeyi…

MANTIĞIN DİLİNDEN DİLİN MANTIĞINA: İSLAM DÜŞÜNCESİNDE DİL VE MANTIK İLİŞKİSİNİN DEĞİŞEN YÖNÜ

  Yazar: Harun Kuşlu* Mantık, Aristoteles’in dizgesel hâle getirdiği bir düşünme yöntemi olarak, İslam dünyasına intikal ettiğinde İslam âlimleri zaten dinî ilimlerde bir metot olarak dili kullanmaktaydı. Bu yüzden İslam düşünce geleneğinde mantığın yer edinmeye başladığı erken dönemlerden itibaren mantıkçıların karşısına dil âlimleri çıktı. Tıpkı dil gibi mantık da öteki ilimlerde kullanılan bir “vasıta (alet…

AŞKA DAİR

Yazar: Sari Nusseibeh*  Müzik kalbe bir şeyler söylüyorsa eğer, hele bir de mevzu aşka, kalbin bu öz tutkusuna dairse ne denli ileri ve ne kadar derine gideceğini artık siz düşünün. Ümmü Gülsüm, Arap dünyasının gelmiş geçmiş en iyi şarkıcısı olarak bilinen “Doğunun Yıldızı” milyonlarca kadın ve erkeği sözlerinin, sesinin pençesinde tutabilmişti; Arap dünyasının her yanından…

YENİDEN:ORTAYA ÇIKAN FELSEFE İÇİN MANİFESTO

Yazar:Jonardon Ganeri* “Karşılaştırmalı felsefe” felsefenin bir dalı olduğu sürece, bu uğraşta akıl da araçsal akıl olmak durumundadır; değil mi ki felsefe “ifadenin olabilecek en geniş anlamıyla şeylerin, yine ifadenin olabilecek en geniş anlamıyla birbirleriyle nasıl birlikte olduklarını anlamak” için, insandaki akla dökülmüş düşünce kabiliyetinin işletilmesidir. Ancak karşılaştırmalı felsefe, bana kalırsa, felsefenin bir dalı olmadığı gibi,…