Sabah Ülkesi

YAHUDİ KİMLİĞİNİN KURUCU UNSURU OLARAK HAFIZA VE HOLOKOST

Yazar: Salime Leyla Gürkan Yahudi kimliğinin ayırt edici özelliklerinin başında toplu hafızaya ve hatırlamaya yönelik vurgu yer almaktadır. Aynı şekilde Yahudi dininin de, bilhassa tarih içindeki açılımından hareketle hafıza ve hatırlama üzerine kurulu bir din olduğunu söylemek mümkündür. Esasen “hatırla” anlamına gelen İbranice zahor kelimesi Yahudi kutsal metni Tanah’ın da temel vurgusunu oluşturmaktadır (buna karşılık,…

MODERN DÜNYADA HATIRLAMA VE UNUTMA ÜZERİNE BİR DERKENAR

Yazar: Faruk Karaarslan İçinde yaşadığımız çağı adlandırmaya dair dilimize pelesenk olmuş birçok kavram var. Modern, postmodern, dijital, gerçek ötesi, sanal, uzay bunlardan bazıları. Hangi kavramı kullanırsak kullanalım, bu adlandırma kargaşasının da nedeni olan, çok daha temel bir sorun karşımıza çıkıyor. Bu sorun, içinde yaşadığımız çağa anlam verme ve dolayısıyla tanım yapma sorunudur. Anlamın kaybolmadığı bir…

MAHMUD DERVİŞ’İN UNUTUŞUN HAFIZASI ÜZERİNE

Yazar: Paola García Poetik Bir Çocukluk Mahmud Derviş henüz çocukluğunun ilk dönemlerinden beri dertlerinin “dil aracılığıyla çözülebileceğini” sezmişti (Darwish, Shehadeh Söyleşisi, 56). O daha ilkokuldayken ve her zaman sınıfın en önündeyken şiir yazmaya başladı ve kelimelerin ne kadar da güçlü olduklarını çabucak anlayıverdi. On iki yaşında İsrail askerî rejiminde yaşıyorken İsrail’in bağımsızlığı kutlamasında dizelerini okumak…

KİTLE İLETİŞİMİ DEVRİNDE KAMUSAL ALANIN TEŞEKKÜLÜ VE KOLEKTİF HAFIZA

Yazar: Jeffrey Andrew Barash Kamusal alan, grupların paylaştığı tecrübeyi ve hafızayı örgütleyen bir sistemden filizlenir ve onların gelecek beklentilerini geniş kapsamlı yönlendirir. Günümüzün kitle toplumları dâhilinde farklı tezahürler gösteren kamusal alan, yaklaşık 150 yıldır temel bir dönüşümler dizisine maruz kaldı. Kamusal alanın günümüzdeki örgütlenmesiyle geçmişteki (özellikle II. Dünya Savaşı öncesi) tipik bir örgütlenmesi arasındaki bir…

MÜSLÜMAN DÜŞÜNÜRLERİN GÖZÜYLE BİLGELİĞİN COĞRAFİ HAFIZASI

Yazar: Harun Kuşlu “Düşünce” yahut belirli bir anlamıyla “düşünme olgusu” sadece sınırlı bir coğrafyada mı kendini göstermiştir? Yalnızca belli bir toplumdaki insanlar mı bilgelik arayışı içinde olmuştur? Düşüncenin karakteri muayyen bir düşünüş tarzına hapsedilip tarihi de bir dönem boyunca Batı-merkezli kaygılarla ele alındığı için bilgeliğin neşvünema buluşu belirli bir coğrafya ile sınırlı tutulmuş, böylece insanlığın…

ERİNNERUNGSKULTUR’U UNUTMAK YA DA: İÇSELLEŞTİRİLMEMİŞ KİMLİK

Yazar: Hans-Georg Moeller “Hatır” (mind) ile olan etimolojik bağları sebebiyle, İngilizcedeki “hatırlama” (remembrance) ve “anımsama” (reminiscence) kelimeleri, hafızayı “bir şeyi hatıra geri getirmek” olarak tarif eder. Aynı anlam, elbette, yaygın olarak kullanılan Almanca Erinnerung kelimesiyle de ilişkilidir. Fakat kelimenin Almanca etimolojisi ve dolayısıyla çağrıştırdıkları İngilizcedekinden dikkate değer biçimde farklıdır. “Re-” önekinden farklı olarak “er-” öneki…



GÜFTE, BESTEYLE ŞİİRİN YENİDEN DOĞUŞUDUR

Farsçadan dilimize giren güfte, klasik Türk musikisi terimi olarak “kâr, beste, semai, şarkı, türkü, ilahi, nefes gibi dinî ve diğer formlarda bestelenen eserlerin sözü” ayrıca “bestelenmek üzere yazılmış şiir” demektir. Bestekâr, güfte olarak seçtiği şiiri şairinden emanet alır; onu musikiyle kaynaştırarak hayat verir. Bu anlamda güfte ile şiir arasında nazım şekli, kafiye, redif, vezin, ses…

MODERN DÖNEM ÖNCESİ OSMANLI İMPARATORLUĞU’NDA TARİH FİKRİ

İnsan toplumları genel anlamda geçmişe yakın alaka gösterirler; görünüşe göre, biz kimiz ve nereden geliyoruz soruları, düşünen ve merak eden varlıklar olarak doğamızın tam da merkezindedir. Tarihî eserlerini okuma, yazma, kaydetme ve dinleme aracılığıyla geçmişin incelenmesi modern dönem öncesi Osmanlı İmparatorluğu’nda da oldukça popülerdi. Mesela, 17. yüzyılda, kitap kurdu Kâtip Çelebi (ö. 1657) o dönem…

“İNSANA DAİR HER ŞEY”: TEMEŞVARLI OSMAN AĞA, ESARET VE MAZİNİN RUHU

Mezopotamya’da çivinin kil tabletlere ilk vurulduğu andan günümüze gelinceye kadar geçen sürede yeryüzünde yazılmış bugün adına tarih deyip geçtiğimiz uçsuz bucaksız malumatın uğultusunda insanın sesini duymak her zaman kolay olmuyor. 21. yüzyılda yaşayan bireyler olarak “zamanın ruhu” denen şeyin alametifarikasını bizzat yaşayarak, hissederek, okuyarak, tam anlamasak da anlarmış gibi içimizde duyuyoruz. Geçmiş zamanları ise daha…

YUFKANIN YOLCULUĞU

Kamelyalı Kadın’ın yazarı olan Alexandre Dumas Fils 19.yüzyılın ikinci yarısında arkadaşı şair Maurus Jókai’yi Budapeşte’de ziyaret ettiğinde kendisine tatlı olarak tipik bir Habsburg lezzeti olan Strudel ikram edilmiştir. Fransız yazar bunu çok beğenmiş ve arkadaşına bu “şiir gibi hamur tatlısının” nasıl yapıldığını sormuştur. Jókai şöyle tarif etmiştir: “Oldukça kolay. Büyük bir masaya beyaz bir örtü…

FUAT KÖPRÜLÜ-NAZİF BEY ARASINDA TASAVVUF TARİHİ YAZICILIĞI ÜZERİNE BİR TARTIŞMA I:

Modern Türk tarihçiliğinin bilimsel anlamda kurucu figürlerinden biri olan Mehmed Fuat Köprülü (1890-1966) tarih, edebiyat ve sosyoloji çalışmalarıyla temel bilimsel perspektifi farklı açılımlarla günümüze değin devam eden öncü ilim adamlarından biridir. Söz konusu her üç disiplinin verilerine dayanarak özellikle İslamiyet sonrası Türk tarihinin kültürel süreklilik ve değişkenlerini anlamaya yönelik hem modern bir metodoloji hem de…

ÇAĞDAŞ FELSEFE-BİLİMİN MESAİLİ KARŞISINDA İSLAM DÜŞÜNCE DÜNYASININ MEVCUT NAZARİ MESAİSİNE DAİR BİR MÜLAHAZA

“Ehl-i hak der ki; eşyanın hakikatleri sabittir. Onları bilmek vakidir. Sofistler buna muhalefet etmişlerdir.” Nesefî Akaidi Genelde İslam düşünce tarihine bakıldığında Müslümanların kadim ilim ve kültür havzalarıyla karşılaşmalarından itibaren tevarüs ettikleri temel akidevi duruşlarını ve aidiyet kurdukları dünya görüşlerini (Weltanschauung) muhtelif şekillerde çağlarının felsefi-bilimsel seviyesi bağlamında makulleştirmeyi başardıkları söylenebilir. Buradaki makulleştirme veya başka bir ifade…