Sabah Ülkesi

İKİ FİLOZOF DOST OLUNCA: HENRİ BERGSON VE WILLIAM JAMES MEKTUPLAŞMALARI

Yazar: Adem Beyaz* Alman-Fransız geleneğinin temsil ettiği Kıta Felsefesi ile İngiliz-Amerikan geleneğinin temsil ettiği Analitik Felsefe arasındaki çatışma, rekabet, zıtlık ve hatta husumet, felsefeyle ilgilenen çoğu insanın bildiği bir durum. Son dönemde bu durum büyük ölçüde aşılmış olsa da 20. yüzyılın başlarında iki taraf arasındaki uçurum gözle görülür bir hâle gelmeye başlamıştı. Fakat o yıllarda…

FRIEDRICH RÜCKERT ŞAİR VE FİLOLOG BİR BAŞKA ORYANTALİST

Yazar: Muhammed Vural* 19. yüzyılın ilk çeyreğinde akademik bir disiplin olarak şarkiyat, İngiltere’den sonra adım adım Batı Avrupa’da neşvünema bulmaya başlamıştır. Fransız oryantalist Silvestre de Sacy’nin (1758-1838) gayreti sayesinde Paris şehri, entelektüel seviyede Doğu’yla tanışmanın merkezi hâline gelmiştir. Çalışmalarından çok yetiştirdiği öğrencileriyle etkili olan De Sacy, çok sayıda Alman öğrencisi sayesinde Alman şarkiyat bilimlerinin kurulmasına…

ZAMANA YAZMAK

Yazar: Selman Bayer İnsanın neden yazdığı sorusu insanın yazma serüveni kadar eskidir. Farklı dönemlerde, farklı kültürlerde verilen cevaplara bakıldığında, sebep ne olursa olsun hemen hemen aynı sonuca varılır: bir başkasına ulaşmak! Yazmak ikiz kardeşi anlatmakla birlikte insanın sosyal bir varlık olduğuna, bir ötekine ihtiyaç duyduğuna dalalettir artık. Yani, “Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız” diyen şairle “Cehennem…

KLASİKLERİ NEDEN OKURUZ?

Yazar: Abdelfattah Kilito* Eskileri okumanın özelliği nedir?1 Eskiler bizim dünyamıza ait değiller, huzur içinde uyuyorlar, onları uyandırmamızı da istemiyorlar. Bırakalım da ölüler gömsün ölülerini. Ama yargımızda bir anlığına tereddüt edebilir ve belki de onlarla kurulan iştirakten faydalar, kazançlar sağlanabileceğini varsayabiliriz. Yine de onlardan hemen yüz çevirip itiraf ediyoruz; okumalıyız onları, ama okumuyoruz. Esrarengiz bir özlem…

AZİZ MAHMUD HÜDÂYÎ’NİN FELSEFESİ (Mİ?): MEHMED HALİD BAYRI’YA (1896-1958) GÖRE TASAVVUFİ HALK EDEBİYATINDA DÖNÜM NOKTASI

Yazar: Semih Ceyhan* Cumhuriyet ideolojisinin Türklük olgusundan hareketle halk kimliğini inşa ve tahkim sürecinde, yeni dönemin aydınları dil milliyetçiliğinden millî din felsefesine ve Türk toplumsallığından estetik düşüncedeki yerlilik vurgusuna uzanan yelpazenin her bir kıvrımını tarihsel araştırmanın verileriyle, ancak politik hedefler doğrultusunda bezemeye pek eğilimliydiler. Köprülüzade Mehmed Fuad (Köprülü) 1912’de Türk Yurdu dergisinde kaleme aldığı iki…

BİR YOLCULUK HİKÂYESİ: SELMÂN-I FÂRİSÎ

Yazar: Mehmet Cemâl Öztürk* Asıl adı Mâhbe b. Bûzehmeşân b. Mürselân b. Yehbûzân olan Selmân-ı Fârisî (v. 36/656 [?]) Müslüman olduktan sonra Selmân İbnü’l-İslâm diye tanınmış, Selmân el-Hayr, Selmân-ı Pâk veya Selmân el-Hakîm diye de anılmıştı. Selmân-ı Fârisî, İran’ın İsfahan şehrine bağlı “Cey” köyünde Zerdüşt bir ailede dünyaya geldi. Babası Zerdüşt din adamı, köyün dihkanı…



MEKTUPLARIYLA FREUD-JUNG İLİŞKİSİ

Yazar: Adem Beyaz* 20. yüzyılın en etkin entelektüelleri arasında sayılan Dr. Sigmund Freud (1856-1939) ile Dr. Carl Gustav Jung (1875-1961) arasındaki doğrudan temas işte bu mektupla başladı. Dolaylı temas ise çok daha eskilere dayanır. 19. yüzyılın bitimine doğru Freud muazzam bir yalnızlığa mahkûm olmuştu. Kariyerinde hüsrana uğramış, umduğu gibi bir araştırmacı olamamış, üniversitede de bir…

MODERNLEŞME VE SALGIN HASTALIK: HAMDAN HOCA’NIN MİRASI

Yazar: Rıdvan Özdinç „Bazan bir devletde ziyâdesiyle inhitat ve fütur emareleri zuhur etmişken tedâbir-i hekîmâne ile teceddüd edip tazelendiği vardır.” der Ahmed Cevdet Paşa. Tedâbir-i hekîmânenin ne olduğu ile ilgili Osmanlı ümera ve ulemasının uzun uzun kafa yordukları, eserler kaleme aldıkları vakidir. Tedbir kelimesinin felsefede yönetim, idare anlamlarına geldiği ve Aristo’nun ilimler tasnifinden beri amelî…

KLASİK EDEBİYATTA MUHAYYEL SEVGİLİ YA DA KULAKTAN ÂŞIK OLMAK

Yazar: İsa Akpınar Aşkın mebdei nedir? Genel kabul, aşkın tezahürünün “birdenbire”liği üzerinedir. Çoğu kez tek bir nazarın başlatmaya yettiği bu süreç, müşahedesi ve anlamlandırılması en zor hadiselerdendir. Her şeyden evvel bu hâlin ortaya çıkmasını hazırlayan sebeplerin teşhisi oldukça güçtür. Âşığın, aşkına sebep olarak göstereceği şeyler ise umumiyetle, klişe ifadelerin tekrarıyla yavanlığa ya da şairane sözlerle…

HUY VE KARAKTER BİYOLOJİK Mİ METAFİZİK Mİ? KADİM GELENEKTE MİZAÇ-BEDEN İLİŞKİSİ

Yazar: Ahmet Özdinç Sıhhat u Maraz adlı eserinden tıbbi bilgiye hâkim olduğunu bildiğimiz 16. yüzyıl Türk şairlerinden Fuzûlî’nin değişimine işaret ettiği ve genel olarak insan tabiatı, karakteri, ya da huyu olarak ifade edilebilecek mizacın; biyolojik ve kalıtsal etkiyle mi yoksa sonraki deneyimlerden mi oluştuğu veya değiştiği sorusu erken dönemden bugüne filozof ve hekimlerin tartışma konuları…

BİR BAŞKADIR NE KADAR BAŞKADIR!

Yazar: Selman Bayer İnsanın hikâyesinde sanatın etkisi epeydir tartışılıyor. Hikâyenin bütün kurgusunda pek görünmese de, temelinde gizlenen anlama olan etkisi ve yakınlığı reddedilemez. Bu yakınlığın zahiren uzaklık olarak tezahür ettiğini de kabul etmek elzem. Pek görünmeyen arada sezilen hatta sürekli varlığı sorgulanarak günahı alınan bir akrabanın hayati önemi ne kadarsa sanatın insanın hikâyesindeki önemi de…

TARİKATLARIN FELSEFESİ: M. ZEKERİYA SERTEL’İN DURKHEİMCI TARİKAT ALGISI

Yazar: Semih Ceyhan* II. Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e geçiş sürecinde Türk modernleşmesi (asrîleşme) tartışmalarının merkez olgusu dinin ve biçimlendirdiği kurumların mahiyeti problemi idi. Tartışma masasının etrafında İslamcılık, Turancılık ve Batıcılık gibi farklı ideolojik bagajlara sahip münevverler ve âlimler konumlanır, bütün argümanlarını ve ülkülerini ortaya sererlerdi. Masa dışında kalmaya çalışan ve devrin akımlarından birine doğrudan akredite olmayan isimlerden…