KİTAP KAPAKLARINDA “HÂMİD”

  • Sabah Ülkesi - Cover
  • Yazar: Mehmet Erken

    Hattat Hâmid Aytaç, Cumhuriyet Döneminin tartışmasız en önemli hattatlarından bir tanesi.11 Yazının ortaya çıkmasında katkıları olan İbrahim Ethem Gören ve Sadullah Yıldız’a teşekkürlerimle. Türkiye ve dünyada pek çok camide, anıtta ve koleksiyonda yazıları mevcut. Hâmid’in ünü, hayatında dahi tüm dünyaya yayılmış22 Hayatına dair erken denebilecek örneklerden birisi için İbnülemin’in Son Hattatlar (s.119-124) kitabına bakılabilir.olsa da yaşadığı dönem, hat sanatının genel anlamı ile ikinci plana itildiği bir dönemdir. Hat sanatının hem Türkiye’de hem de dünyada tekrardan ilgi görmeye başlaması ise ancak 1980’lerden sonra olmuştur. Osman Özçay, bir hattatın sadece hattat olarak hayatını idame ettirebilmesinin ancak yakın dönemde mümkün olabildiğini söylemektedir.33 Mehmet Erken-Betül Erken (söyleşen) “Modern Eserler de Verseniz İskelet Klasik Olmalı” https://www.dunyabizim.com/soylesi/modern-eserler-de-verseniz-iskelet-klasik-olmali-h22884.html (yayın tarihi: 19.01.2016)Buradan, yakın döneme kadar hattatların gelirlerini yazı dışından temin ettiklerini çıkarabiliriz. Hâmid için de durum bundan farksız değildir.

    Hattat Hâmid, hayatının önemli bir kısmında matbaacılık, özelde klişecilik yapmıştır. Hâmid biyografilerinde, Cumhuriyet döneminde pek çok kitap ve derginin yazılarını yazdığı dile getirilir. Bunların en meşhuru, tevafuklu Kur’an olarak bilinen ve 1974 yılında basılan Kur’ân-ı Kerîm mushafıdır. Fakat ömrünün büyük bir kısmını Bâb-ı Âli’de matbaacılar ve yayıncılar arasında geçiren Hâmid’in, yazısını yazdığı, tasarımını yaptığı eserlerin bir listesini bulamadım. Bu yazıda Hâmid’in kitap ve dergilerde yer alan bazı yazılarına değineceğim.

    Diyarbakır doğumlu Musa Azmî çocukluğundan itibaren yazı sanatına büyük bir sevgi ile bağlanmıştır. 1908 senesinde İstanbul’a okumaya gelen Musa Azmî burada muhtelif hocalardan dersler almış ve bir zaman sonra Hâmid imzasını kullanmaya başlamıştır. Hâmid İstanbul’daki ilk yıllarında okullarda yazı hocalığı ve matbaa hattatlığı yapmıştır. Birinci Dünya Savaşı esnasında da Erkân-ı Harbiye matbaasında hattatlık görevi üstlenmiştir. Bu dönemde eğitim için Almanya’ya gönderilen Hâmid burada klişecilik eğitimi almıştır.

    Savaşın sona ermesinden sonra devlet görevinden istifa eden Hâmid 1920’li yıllarda Bâb-ı Âli’de Hattat Hâmid Yazı Evi’ni açarak hem yazı yazmış hem de klişecilik yapmıştır.

    Hattat Hamid Yazı Evi’nde Hâmid’in, muhtelif matbaa işlerinin yanında kitap kapakları da yaptığını biliyoruz. Bunlardan denk geldiğim 3 tanesinin künyesi şöyle; Celal Nuri [İleri]. Taç Giyen Millet. İstanbul: Cihan Biraderler Matbaası, 1341/ 1925; Ali Reşad. Faşizm. İstanbul: Kanaat Kütüphane ve Matbaası, 1339/ 1923; M. Ali Kasım. Zührevî hastalıklar. İstanbul: Yeni Şark Kütüphanesi, 1927. Burada Yeni Şark Kütüphanesi’nin logosunun da Hâmid imzalı olduğunu not edelim.

    Her ne kadar Hâmid istifaen ticarete geçse de, birkaç sene sonra Osmanlı Devleti yıkılınca başka hattatlar da Hâmid gibi yazı evi açarak geçimlerini sağlamışlardır. Hâmid gibi Cumhuriyet döneminin en önemli hattatlarından olan Hattat Hâlim [Özyazıcı] ve Macit Aryal’ın da Bâb-ı Âli’de yazı evleri vardır. Hem Hâmid’in hem de Halim’in çokça eser vermesinde, piyasada iş yapmaları dolayısıyla kazandıkları seri yazı yazma alışkanlıkları etkilidir.

    1928 yılında Arap alfabesinden Latin alfabesine geçilmesi, büyük bir kültürel kıyım meydana getirmesinin yanında özellikle yazı ve yayın işi yapanlar için de ciddi bir ekonomik problem doğurmuştur. Hızlıca karar verilen bu değişiklik sonrasında kitapçıların elinde kalan kitaplar, baskı aletlerinin işlevsiz kalması ve çalışanların yeni alfabeyi bilmemeleri gibi bir dizi problem bu dönemde yayınlanan kitap sayısını düşmesine sebep olmuş, yayıncılar batma noktasına gelmiştir. Buna karşılık hükümet basın kuruluşlarına maddi yardım yapmış fakat bu yardımlar piyasanın tamamına yayılmamıştır. Yardım alamayanlar arasında yayıncılar da vardır ve bu nedenle yayıncılar şikâyetlerini ve problemlerini dile getiren yazılar ve kitaplar kaleme almışlardır.44 Konu hakkında detaylı bilgi için; Kabakulak, Nurhan “Yazı Değişikliği Karşısında Basımevlerinin Kamuoyu Oluşturma Çabalarının Günlük Basına Yansıması (1928-1933)” İstanbul Üniversitesi SBE Bilgi ve Belge Yönetimi anabilim Dalı Yayımlanmamış Yüksek lisans Tezi, ...weiter lesen

    Hattat Halim ve Macit Aryal 1928 sonrasında yazı evlerini kapatmış, Hattat Halim restorasyon işlerinde ve Devlet Güzel Sanatlar Akademisinde kısmi dersler vererek geçimini sağlamış, Macit Aryal da Ankara’da memuriyete girmiştir. Hâmid ise, muhtemelen Almanya’da aldığı klişecilik eğitimin de etkisi ile bilumum matbaa işi yaparak Yazı Evi’ni sürdürmüştür.

    Hattat Hâmid’in Cumhuriyet’in ilanından sonra dergi-kitaplar için yazdığı ilk hatlara Mehmet Akif’in arkadaşı ve Sebilürreşad dergisi’nin yayıncısı olan Eşref Edip’in 1941 yılında fasiküller hâlinde yayınına başladığı Muhitulmaarif-Türk İslam Mecmuasında rastlıyoruz.55 Her hâlükârda bu ansiklopedi yayınlanana kadar Hâmid’in başka yazı yazıp yazmadığının özel bir araştırmaya muhtaç olduğunu not etmem gerekir.Hem düzenli çıkan bir dergi hem de fasiküller hâlinde yayınlanan bir ansiklopedi olan Muhitulmaarif’ın temel amaçları, Brill Yayınevi’nin yayınladığı ve sonradan Türkçeye de çevrilen İslam Ansiklopedisi’ne bir cevap oluşturmak ve Cumhuriyetin ilanı ile beraber ket vurulan ilmî birikimi yeni ülkenin insanlarına taşımaktır. Bu nedenle dönemin önemli âlim ve fikir adamları dergi için yazılar, maddeler kaleme almıştır. Dergi-Ansiklopedi’nin sanat danışmanları da Hattat Hâmid, İsmail Hakkı Altunbezer ve Necmeddin Okyay’dır. Bu maksatla seçilecek fotoğraflara, dergi-ansiklopedinin görsel formatına karar verir ve bazı maddeler için yazılar yazarlar.

    Hâmid’in eski yazılarına 1940’lı yıllarda daha fazla rastlamaktayız. İstanbul’da klasik usulde inşa edilen ilk camilerden olan Kadıköy Söğütlüçeşme Camisi ve Şişli Camisi’nin yazıları Hâmid tarafından yazılır. 40’ların sonunda yayınlanmaya başlayan İslami dergiler ve kitaplarda da Hâmid’in yazıları görülmeye başlar. 1947-1954 tarihleri arasında Şerafettin Şenpınar ve Cemal Kutay tarafından yayınlanan Hakka Doğru dergisinin pek çok kapağı Hâmid tarafından yazılmıştır.66 Kapakların bir kısmı İslamcı Dergiler Projesi’nde görülebilir: https://katalog.idp.org.tr/dergiler/39/hakka-dogru Her biri birbirinden güzel istiflerin kapaklarda ya da dergi sayfalarında yer almasında estetik kaygıların yanında muhtemelen okurların bu sayfaları evlerinde tablo gibi kullanmaları da düşünülmüştür. Bizi bu düşünceye götüren, Mehmet Akif’in damadı Ömer Rıza Doğrul’un 1947-1949 yılları arasında yayınladığı Selamet dergisinin 20 Şubat 1948 tarihli 12. sayısında yer alan Hâmid röportajıdır.77 Röportaj şu linkte okunabilmektedir: https://katalog.idp.org.tr/yazilar/
    57714/hattat-hamid-le-mulakat
    Röportajın yanında “Hat üstadı Hâmid’in Selamet okurlarına nefis bir armağanı” notu ile beraber bir besmele yazısı yer almaktadır. Dergilerde-kitaplarda yer alan güzel yazıların uzun yıllar pek çok ailenin evini süslediği de bilinmektedir.

    Bu dönemde bir kitaba yazdığı kapak yazısı olarak ise 1949’da Enis Behiç Koryürek tarafından kaleme alınan Vâridaât-ı Süleyman: Çedikçi Süleyman Çelebi (ruhundan ilhamlar), (İstanbul: Pulhan Matbaası) kitabında gördüm.

    Bu esnada Arap harfleri ile yazmasa da Hâmid’in kapağını tasarladığı başka kitaplar var mıdır? Yahut tasarımını yaptığı başka ne kadar ürün var? Bu soruların net cevaplarını öğrenemedim.

    Hakkında yazılan yazılar, Hâmid’in Cumhuriyetin ilk döneminde isteyenlere bazı yazılar yazdığını söyler. Uğur Derman, Hâmid’in talebe yetiştirmeye başlamasının 1964’te talebesi olan Hasan Çelebi vesilesiyle olduğunu söylemektedir. 88 Uğur Derman “Hüsn-i Hattın ikinci Hasan Çelebi’si” içinde Hattın Çelebisi Hasan Çelebi. İstanbul: Tarih ve Tabiat vakfı 2003, s.14. Bu tarihten sonra Hâmid’in Türkiye’den, Irak’tan, Japonya’dan hat talebeleri olmuştur.99 Hâmid’in verdiği icazetnameler için bkz. Atik, Necmi “Hattat Hâmid Aytaç’ın verdiği İcâzetnâmeler” İlahiyat Araştırmaları Dergisi, 11 (Haziran 2019) s. 1-52. Aynı zamanda bu yıllar, Türkiye’de İslami yayıncılığın da yükselişe geçtiği yıllardır. Dolayısıyla 1960’lı yıllar Hâmid’in yazılarının kitap kapaklarında daha çok görülmeye başladığı yıllar olur.

    Hâmid’in verdiği son röportajında yazılarını yazdığı eserlerden örnek olarak şunları sayar “Cevşenü’l-Kebir ve Hizbü’l-Envar adlı evrad ile Dr. Ali Kemâl Belviranlı’nın hazırladığı Kur’an Rehberi, Osmanlıca Rehberi, 40 Hadis, Hz. Mevlânâ (Hayatı ve Eserleri, Arapça ve Farsça olarak), sayısız kitap kapak yazıları”.1010 İsmail Yazıcı tarafından yapılan bu röportaj, Kök Dergisinin 17. sayısında
    yayınlanmıştır. Metne ulaşmak için https://www.dunyabizim.com/alinti/
    hattat-hmid-aytac-in-hastanede-verdigi-son-roportaj-h23792.html

    Bunların yanında belirli yayınevlerinin Hâmid yazıları taşıdığını görmekteyiz. Bunlardan bir tanesi, yukarıda da Osmanlıca logosunu Hâmid’in yazdığını gördüğümüz Yeni Şark Maarif Kütüphanesi’dir. Yayınevinin Şirazlı Hâfız Divanı, Baharistan, Gönül Meyveleri gibi 60’lı yıllarda yayınladığı kitaplarda Hattat Hâmid imzası vardır.
    Aynı şekilde Fazilet Neşriyat’ın da tıpkıbasımını gerçekleştirdiği Sarf Cümlesi, Şerh’ül Akaid, Molla Câmî, Kuduri gibi eski eserlerin kapak yazılarını Hâmid yazmıştır. Fazilet Neşriyat, Süleyman Hilmi Tunahan’ın talebeleri tarafından 1970’te kurulmuş. Süleyman Hilmi Tunahan’ın 1950’lerden sonra öğrenci sayısının arttığını, bu öğrencilere yukarıda ismi geçen kitapların da dâhil olduğu Osmanlı ilmi müfredatına göre eğitim verdiğini biliyoruz. Süleyman Hilmi Tunahan 1959 yılında vefat etmiş fakat yetiştirdiği talebeler, aynı müfredata uygun olarak artan sayıda öğrenciyi eğitmeye devam etmiştir. Bu noktada, Risale-i Nur örneğinde gördüğümüz gibi, kitapların belirli bir yayınevi bünyesinde olmadan basılması gibi bir fenomen, Süleyman Hilmi Efendi’nin talebeleri arasında da mevcut mudur diye bir soru sorulabilir fakat ne bu konu hakkında, ne de eğer böyle bir şey varsa Hâmid’in dahli var mıdır sorusu hakkında şimdilik bir bilgimiz yok.

    1960’lı yıllarda bir grup tüccar ve ilim adamının ortaklaşa kurduğu Sönmez neşriyat da dönemin klasik eserler yayınlayan yayınevlerinden bir tanesidir ve dolayısıyla metinlerin, kapaklarında Arapça veya Osmanlıca olmak üzere Arap alfabesi kullanılmıştır ve Sönmez Neşriyat da bu yazıların bir kısmını Hâmid’e yazdırmıştır. Bunlardan bir tanesi Ahmed Davudoğlu Hoca’nın yayına hazırladığı Sahih-i Müslim Tercümesi ve Şerhi, bir diğeri de Kemaleddin El-Bekrî’nin kaleme aldığı, Ali Fikri Yavuz tarafından tercüme edilen Hz. Peygamber’in Dilinden Dört Halifesi ve Ashabı kitabıdır. Muhtemeldir ki Sönmez Neşriyat’ın yaptığı diğer yayınlarda da Hâmid imzası bolca mevcuttur.
    Biyografisine bakıldığında Hâmid’in 1960-1975 yılları arasında Beykoz cam fabrikasında çalıştığı görülmektedir. Yine aynı yıllarda, Beykozlu iki hocanın; Medineli Hacı Osman Efendi’nin ve Şükrü Kibar’ın kitaplarının kapaklarında da yazısı vardır.

    Netice itibarıyla Hattat Hamid Bey, vefat ettiği 1982 yılına kadar ömrünün büyük çoğunluğunu geçirdiği zaman zaman ev olarak da kullandığı Yazı Evi’nde pek çok yazı yazmış ve bir dönemden sonra öğrenciler de yetiştirmiştir. Dünyaca bilinmesine rağmen münzevi ve mütevazi bir hayat yaşamış ve muhtemelen maddi güçlüklerle de uğraşmıştır. Hâmid biyografilerinin tamamı onun yüzlerce yazı yazdığına vurgu yapar. Görüleceği gibi Cumhuriyet döneminde sadece mezar taşı, cami yazısı gibi büyük eserlerde değil eski yazının temas edebileceği her alanda Hâmid’in karşınıza çıkması mümkündür. Bu nevi yazıların tespiti için daha detaylı araştırmalara ihtiyaç olduğu da aşikârdır.

    *Öğretim görevlisi, İstanbul Üniversitesi.

     



       [ + ]

    1. 1 Yazının ortaya çıkmasında katkıları olan İbrahim Ethem Gören ve Sadullah Yıldız’a teşekkürlerimle.
    2. 2 Hayatına dair erken denebilecek örneklerden birisi için İbnülemin’in Son Hattatlar (s.119-124) kitabına bakılabilir.
    3. 3 Mehmet Erken-Betül Erken (söyleşen) “Modern Eserler de Verseniz İskelet Klasik Olmalı” https://www.dunyabizim.com/soylesi/modern-eserler-de-verseniz-iskelet-klasik-olmali-h22884.html (yayın tarihi: 19.01.2016)
    4. 4 Konu hakkında detaylı bilgi için; Kabakulak, Nurhan “Yazı Değişikliği Karşısında Basımevlerinin Kamuoyu Oluşturma Çabalarının Günlük Basına Yansıması (1928-1933)” İstanbul Üniversitesi SBE Bilgi ve Belge Yönetimi anabilim Dalı Yayımlanmamış Yüksek lisans Tezi, İstanbul 2016
    5. 5 Her hâlükârda bu ansiklopedi yayınlanana kadar Hâmid’in başka yazı yazıp yazmadığının özel bir araştırmaya muhtaç olduğunu not etmem gerekir.
    6. 6 Kapakların bir kısmı İslamcı Dergiler Projesi’nde görülebilir: https://katalog.idp.org.tr/dergiler/39/hakka-dogru
    7. 7 Röportaj şu linkte okunabilmektedir: https://katalog.idp.org.tr/yazilar/
    57714/hattat-hamid-le-mulakat
    8. 8 Uğur Derman “Hüsn-i Hattın ikinci Hasan Çelebi’si” içinde Hattın Çelebisi Hasan Çelebi. İstanbul: Tarih ve Tabiat vakfı 2003, s.14.
    9. 9 Hâmid’in verdiği icazetnameler için bkz. Atik, Necmi “Hattat Hâmid Aytaç’ın verdiği İcâzetnâmeler” İlahiyat Araştırmaları Dergisi, 11 (Haziran 2019) s. 1-52.
    10. 10 İsmail Yazıcı tarafından yapılan bu röportaj, Kök Dergisinin 17. sayısında
    yayınlanmıştır. Metne ulaşmak için https://www.dunyabizim.com/alinti/
    hattat-hmid-aytac-in-hastanede-verdigi-son-roportaj-h23792.html