MUSTAFA RUHİ ŞİRİN: ÇOCUĞUN SAFINDA BİR ÖNCÜ

  • Sabah Ülkesi - Cover
  • 1955 yılının bir kış sabahında Trabzon’un Of ilçesi Uğurlu Köyü’nde dünyaya gelen Mustafa Ruhi Şirin’in getirdiği birçok haberin birisi de onun şu şiir başlığı ile şimdi daha iyi anlaşılıyor: Tarih çocukla başlar. Ey insan insan ey! / Aklın erdi de / Dünyanın güneşin / Güneşin kendi etrafında / Döndüğüne / Bilemedin, bilemedin tarihin / Çocukla başladığını!

    Bir çocukta bütün çocukları düşünen, tüm çocukları kendine emanet edilmiş gibi bilerek; hayatı boyunca çocuğun gözünden bakan bir yazar ve şair Mustafa Ruhi Şirin. Edebî kişiliğini ve çocuk safında bir ömür nasıl durulduğunun örneğini yine onun şahsi ve edebî hayatının örneğinde çocuğa nasıl adanabileceğine değinmek istedik. Türkiye’nin bir aydınına, düşünce insanına vefa ödevimizi, kendisi daha hayatta iken böylece yerine getirmeyi arzu ettik.

    Değnekten atıyla / Kırlara gidene / Çocuk denir / Büyüklere / Deli demiş, Büyük Fark adlı çok kısa şiirinde. Yine, çocuk bakışıyla: Annem, Aşkım diyor / Babam Arkadaşım / Dayıcığım diye / Seslenir bana dayım / Minnoş’uyum anneannemin / Çiçek Ahmet’im / Amcama göre / Rana ablamın / Kardeşiyim / Küçük dedeminse / Paşa torunu / Şaşırdım kaldım / Babaanne / Ben hangisiyim? diye hayretle soruyor başka bir çocuk şiirinde.

    Mustafa Ruhi Şirin (Müstearları: Selim Uğurlu, Zeki Kuş, Mümtaz Güleryüz, Aytaç Yıldız) Uğurlu İlkokulu’nu (1967) ve Of Lisesi’ni (1973) bitirdikten sonra Radyo Televizyon Program Uzmanlığı alanında yüksek öğrenimini tamamladı (1978). 1977’de Ankara’da TRT’de başladığı görevine TRT’nin İstanbul Radyosu’na program yapımcısı (1981) ve 1984 yılında İstanbul Radyosu Çocuk Yayınları Şef Prodüktörlüğü’ne atanarak devam etti. Emekliye ayrıldığı 2011 yılına kadar bu kurumda yöneticilik görevlerinde bulundu. 1986-1991 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Radyo Televizyon Meslek Yüksek Okulu’nda iletişim ve daha sonraki yıllarda da Marmara Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölümü’nde çocuk edebiyatı dersleri verdi.

    Tüm bu mesleki uğraşının yanı sıra 1990’da Çocuk Vakfı’nın kuruluşuna öncülük etti. Çok sayıda çocuk uzmanıyla Çocuk Vakfı’nın hem saygın hem de alanında yetkin bir vakıf olmasını sağladı. RTÜK tarafından 2003 yılında üç kez atanacak TRT Genel Müdür adayları arasında yer aldı.

    Bu çerçevede Türkiye Çocuk Hakları Koalisyonu’nun (2001) sözcülüğü; I. Türkiye Üstün Yetenekli Çocuklar Kongresi, I. Türkiye Çocuk Hakları Kongresi ve I. Türkiye Çocuk ve Medya Kongresi’nin genel koordinatörlüklerini üstlendi. Okuyan Şehir Sakarya (2005, 2006, 2007) projesini hazırladı ve yönetti. Çocuk Vakfı’nın 2007’de hazırladığı Türk Çocuk ve İlk Gençlik Edebiyatının Dünya Dillerine Çevrilmesi Projesi’nin Türkiye editörlüğünü yürüttü. Okuma Kültürü çerçevesinde çok sayıda programı hazırladı ve uyguladı.

    Aile, çocuk ve medeniyet, çocuk kültürü, çocuk hakları, güç koşullardaki çocuklar, çocuk ve medya, çocuk edebiyatı konularında dergi ve gazetelerde yazılar yazdı, kitaplar yayınladı. Türkiye’de ilki 1987’de yayımlanan üç Çocuk Edebiyatı Yıllığı’nın (1987-88-89) yayınını yönetti. Editörlüğünü yaptığı 99 soruda Çocuk Edebiyatı ve Çocuk Hakları Medya El Kitabı ile yazdığı Çocuk Edebiyatına Eleştirel Bir Bakış, Çocuk Edebiyatı Kültürü, Çocuk ve Çocuk Edebiyatı kitapları ile Televizyon Çocuk ve Aile, Gösteri Çağı Çocukları ve Kuşatılmış Çocukluğun Öyküsü kitaplarını kaleme aldı.

    Yetişkinlere yönelik Çocuk Yüzlü Yazılar (deneme), Çocukluğun Kozası (araştırma), Masal Atlası (araştırma), Televizyon Çocuk ve Aile (araştırma), Gösteri Çağı Çocukları (araştırma), Kuşatılmış Çocukluğun Öyküsü (araştırma), Çocuğa Adanmış Konuşmalar I-II (konuşmalar), Rüya Saati (şiir), Dünya Bir Lunapark (şiir), Elsiz Eldiven (şiir), Hayat Gibi (günlük), Yıldız Sayan Ağaç (toplu şiirler), Dersimiz Çocuk (düşünce yazıları), Çocuk Hep Çocuk (çocuk üzerine görüşler), Çocuk Edebiyatına Eleştirel Bir Bakış (eleştiri), Çocuk Edebiyatı Kültürü ile Çocuk, Çocukluk ve Çocuk Edebiyatı (araştırma) kitapları yayımlandı.

    Çocuk kitaplarından bazılarının adları ise şöyle: Gökyüzü Çiçekleri (şiir), Bir Şemsiyem Olsa Kuşlardan (şiir), Okula Giden Kedi (şiir), Dünyanın En Güzel Yeri (şiir), Harflerin Kardeşliği (şiir), Masal Mektuplar (mektup), Eşek Nasıl Kral Oldu? (masal), Guguklu Saatin Kumrusu (sanat masalı), Her Çocuğun Bir Yıldızı Var (hikâye), Mavi Rüyalar Gören Çocuk (masal), Dünya Kardeş Sobe! (deneme), Aşk Olsun Çocuğum Aşk Olsun (deneme), Geceleri Mızıka Çalan Kedi (hikâye) ve Dünyaya Gülen Adam (Şiirli Nasreddin Hoca Fıkraları).

    Aldığı edebiyat ödülleri: Masal Mektuplar adlı kitabına Türkiye Yazarlar Birliği tarafından Yılın Çocuk Kitabı (1983) Ödülü; Dünden Bugüne Çocuk Edebiyatımız adlı radyo programına Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (1985) ve Türkiye Millî Kültür Vakfı (1985) Radyo Programı Ödülü ve Gülücük Türkiye Millî Kültür Vakfı (Ekrem Oymak ile) televizyon çocuk programı ödülü (1986) verildi. Nazan Erkmen’in resimlediği Kuş Ağacı adlı sanat masalı kitabına UNESCO Asya Kültür Merkezi Resimli Çocuk Kitapları ikincilik Ödülü (1993) ve 2003 yılında Karaman Valiliği Türk Dili Çocuk Edebiyatı Ödülü ile ödüllendirildi.

    Diğer ödülleri: Kosova’da yayımlanan Türkçem Dergisi 1999 Yılı Ödülü; Çocuk Edebiyatçıları ve Sanatçıları Birliği 23 Nisan Çocuk Edebiyatına Hizmet Ödülü (2001); 12. Uluslararası Balkanlar Türk Kültürü Hizmet Ödülü (2007); Türkiye Çocuk Zirvesi Çocuk Dostu Ödülü (2010). Çocuk edebiyatı ve çocuk hakları kültürü alanındaki çalışmaları Kırklareli Üniversitesi tarafından Fahri Doktora unvanı verilmesine değer bulundu (Mayıs, 2012). Ayrıca, 7. İstanbul Edebiyat Mevsimi Festivali Çocuk Edebiyatı Büyük Ödülü (2015); 2018 Nisan ayında dördüncüsü düzenlenen Beykoz Çocuk Kitap Fuarı Onur Konuğu ve 5-13 Mayıs 2018 günlerinde onuncusu düzenlenen Kocaeli Kitap Fuarı Onur Konuğu oldu.

    Şiir öykü ve masalları Almanca, Arapça, Farsça, İngilizce, Rumence, Makedonca, Urduca, Macarca, Korece ve Boşnakça-Sırpça gibi dillere çevrildi. Guguklu Saatin Kumrusu masal kitabı Rumenceye (1995), Almancaya (2008); Masal Mektuplar kitabı Makedoncaya (1996); Her Çocuğun Bir Yıldızı Var ve Aslan Kuş (2008) kitapları Arapça ve Uygurcaya (2009); Dünyaya Gülen Adam (2010) ve Geceleri Mızıka Çalan Kedi (2011) kitapları Macarcaya; Aslan Kuş, Kuş Ağacı, Bülbül İle Leylek resimli çocuk kitapları Farsçaya (2009) çevrildi.

    Çocuk düşüncesi konularındaki sohbetlerinde entelektüel ve poetik bir duygusallığın ve derinliğin kendini insani ve yerinde bir şekilde hissettirmesinin haricinde, çok sakin ve munis bir karakter sahibidir.

    Mustafa Ruhi Şirin, şair Fazıl Hüsnü Dağlarca ile başlayan doğrudan çocuklar için edebiyat yapma yanında çocuk edebiyatı kültürü için de kırk yılı aşkın süredir yazdığı yazılarla bu alana öncülük etmiştir. Türkiye’de çocuk edebiyatına önemli katkıda bulunanlardan Fazıl Hüsnü Dağlarca, Cemal Süreya, Cahit Zarifoğlu, Kemal Özer, Yalvaç Ural, Refik Durbaş, Necati Zekeriya, Haydar Ergülen, Abdülkadir Budak, İsmail Uyaroğlu, Süreyya Berfe, Gökhan Akçiçek ve Mevlana İdris Zengin gibi isimlerin hepsinin de -onun gibi- şair oluşlarıdır. O, usta bir şair oluşunun yanında, çocuğu kendisiyle/yetişkinle hep aynı göz hizasında/eşit tutan bir sanatçıdır.

    Çocuk edebiyatının edebiyat kamusu tarafından göz ardı edilmesini 2003 yılının Ekim ayında Türkiye Yazarlar Birliği’nin Strazburg’da gerçekleştirdiği Türkçenin 5. Uluslararası Şiir Şöleni’nde yaptığı bir konuşmada şöyle dile getirir: “Çocukla ilgili bütün edebiyat ve sanat alanları ile iç içe olan yazar ve sanatçılara miras kalan çocuğu ve edebiyatı küçümseyiş içerik değiştirse de her çağda yaşanan bir çocuk gerçeğidir. Çocuğun küçümsenmesi, sosyal tarihin bütün aşamalarında sürdürülen bir anlayışın sonucudur.” (Dersimiz Çocuk, s. 141).

    Daha Uzaklara Götüren adlı şiiri; Hangisi / Daha uzaklara / Götürür bizi? Araba mı / Uçak mı / Gemi mi / Tren mi / Kitap mı? / Araba uçak / Gemi ya da tren / İnsanı / Götürebilir / Uzaklara / Asıl kitaptır / Sözcük sözcük / Cümle cümle / Daha uzaklara götüren dizeleriyle seslenir çocuğa.

    Hangi insan çocukluğunda çocuk olarak yetişkinler tarafından “eşit özne” yerine konulmasından, onunla hem fiziki hem de anlayış olarak “aynı göz hizasında” konuşulmasından mutlu olmaz? Çocuğun değerli olduğunu hissetmesi kadar memnun edici bir şey yoktur. Mustafa Ruhi Şirin’in hem çocuklara hem yetişkinlere hitap şeklini gözlemleyince, bu mutluluğu ve onuru her muhatabına ulaştırdığını fark etmek zor olmuyor. Çocukların görüşlerini soruyor ve her çocuğa bir özgürlük tanıyor; yetişkin/çocuk ayırmadan muhatabıyla eşit ve dostça konuşuyor. Çocuk Vakfı’nın çocuk ve yetişkin dostları, destek verenler ve İstanbul/Nişantaşı Zafer Sokağı’ndaki komşuları ve sokağın sakinleri, geçen yıllarda olduğu gibi Çocuk Vakfı’nın son iftarında buluştuklarında da bunu bir daha iyice fark etmiş olduk.

    Çocuk Vakfı’ndaki çalışma masası etrafında değişik zamanlarda oturulup aile, eğitim, çocuk politikası, edebiyat, şiir, kültür ve özelikle de çocuk hakları ve çocuk edebiyatı konusunda yaptığı sohbetlerin muhataplarını tek tek saymaya kalksak çok uzun bir liste olur. Gerek bilim ve akademik, gerekse siyasi erk içinde Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Bakanlık çevrelerinde tanıdık, arkadaş, dost çevresinden birçok önemli ismi ve iktidar karşıtı çevrelerin temsilcilerini bu masa etrafında görebilirsiniz.

    Dünyanın kimi çoğrafyalarında da çocuk dünyasına yönelik çalışmaları ile de tanınan şairimiz ne yazık ki hem Almanca edebiyat kamusunca hem de Avrupa ve Almanya’da yaşayan milyonlarca Türkçe okur tarafından hiç tanınmıyor. Guguklu Saatin Kumrusu / Die Turteltaube der Kuckucksuhr kitabı Sara Heigl’ın çevirisiyle Önel Yayınevi tarafından 2008 yılında basılabildi. Köln’de 2009 yılı Eylül ayında yerel bir bankanın Türkçe Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Günleri çerçevesinde düzenlenen buluşmalarda katılımcılar arasında ana dili Türkçe olan çocuklar yanında yirmi bir ülkenin çocuk gruplarıyla bir araya geldi.

    Kurucusu olduğu Çocuk Vakfı eksenli çalışmalarıyla çocuk eğitiminden çocukların bütün haklarıyla görünür olacağı anayasa çalışmaları ve Aile ve Çocuk Bakanlığı’nın kurulması için öncülük yapmayı sürdürüyor.

    Yakın dostlarından Cahit Zarifoğlu’na adamış olduğu Deniz Aynaları başlıklı şiirini buraya alalım:

    Gezginim / tanır beni her deniz / Daha çok kuş denizinin / dalgalı fotoğrafını severim / Konuşur gece / mağaranın ağzından deniz / kıyıdaki kumdan evler / Kahkaha ile şenlenir / Pusuda bekleyen dalga / yutunca evleri / susar kahkaha nehri / bahar denizine bakarken / ağlatır köpekleri / Dev aynalar taşırım / deniz görmemiş çocuklara / Gezginim / aynam çocuk sesli bir deniz.

    Hayat felsefesini, “Bir çocukta bütün çocukları düşünmek” cümlesiyle özetleyen şair ve düşünce insanı olarak Mustafa Ruhi Şirin’in çocuk ödevleri hiç bitmeyecek gibi. “Umut var ve hep olacak!” seslenişiyle tekrarlıyor bu düşüncesini. Ve ekliyor: “İnsanoğlu var oldukça ne hayal kurmaktan vazgeçebilir ne de umut tükenir.” O hâlde, sizler ve bizler hayal etmeye ve “umudu tazelemeye’’ devam edeceğiz. Kiminle mi? Çocuklarla ve çocuk safiyetini korumayı bilenlerle…

    Mustafa Ruhi Şirin’in adı, yıllardır tek başına hep çocukla anılıyor ve çocuğu, çocuk haklarını, çocuk politikasını akla getiriyor. Zaten böyle olması da doğal çünkü o kendini, tüm ömrünü çocuğa adamıştır.

    Çocuk sorunları günümüzde görünür olduğu hâlde, neden çözülemediği konusunda Mustafa Ruhi Şirin bir düşünce insanı olarak bu durumu iki sebebe bağlıyor: Öncelikle doğru sorular sorulmuyor, ikinci olarak da sorular doğru olarak sorulsa bile medeniyet fikrine dayalı kapsayıcı çocuk bakışı geliştiremiyor ülkeler.” Ve şöyle devam ediyor: “Bugünün dünya çocukları çocuk modernleşmesi kuşatması altındadır. Bu sanal kuşatma aynı zamanda dünya çocuk gerçeğine dönüşmüştür. Batı’nın ürettiği çocuk modernleşmesiyle hem dünya çocukları sömürgeleştiriyor, hem de çocuk ve çocukluk tüketiliyor. Bu yüzden çocuk modernleşmesi çocukların aklını ve yüzünü Batı medeniyetine çeviren maskeli bir çocukluk anlayışıdır.

    Ne yazık ki Türkiye son otuz yıllık toplumsal süreçte aile, çocuk ve kadın sorunlarını çözemediği gibi, bu sorunları sürekli erteleyen bir ülke durumundadır. Ülkede hem psikolojik hem de sosyolojik açıdan çok yönlü aile krizi yaşandığı gibi, aile sorunları yoksulluk ve eğitim sorunlarının önüne geçtiği bir dönem” içinde olduğumuzu hatırlatıyor. Çocuk Vakfı’nın önerisiyle kurulmuş olan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın yeni toplumsal sorunlar doğrultusunda Aile ve Çocuk Bakanlığı olarak yeniden yapılandırılmasını öneriyor.

    Şair Avni’den ödünç alarak söyleyelim, Mustafa Ruhi Şirin, Âleme bir yâr için âh etmeye geldik, diyenlerden biri. Yani, bu dünyaya bir dava için gelen ve davasının “çocuk” olduğunun bilincinde olan bir öncü. Devlet katının labirentlerindeki bürokratlar pek duymaz olsalar bile, o hep olması gerekenin ne olduğunu söyleyegeldi.

    Bu yazı eğer sizde, onunla tanışma ve çocuk konusunda dayanışma arzusu ortaya çıkardıysa: Çocuk Vakfı’na bir telefonla: Mustafa Ruhi Şirin Bey’le “çocuk çorbası içme” isteğinizi iletivermeniz yeterlidir.

    Mustafa Ruhi Şirin’in çocuk ödevlerini ve çağrılarını şu başlıklar altında toplayabiliriz: “Çocuk Başlangıçtır”, “Çocuk Gündeminin Birinci Maddesi Çocuk Hakları Öğretimidir”, “Medeniyet Merkezli Çocuk Okuması ile Yeni Bir Dünya Kurabiliriz”, “Çocukluğun Masumiyeti Yok Oluyor”,  “Türkiye’nin Birinci Çocuk Gündemi: Çocuk Haklarının Çocuk ve Yetişkinlere Öğretilmesidir”, “Hayatın Merkezinde Çocuk Ödevi Vardır”,  “Çocukluk, Medeniyet İnsanını Yetiştirmenin İlk Kozasıdır”, “Türkiye’nin Çocuk Hakları Açılımının Anahtarı Medeniyettir”, “Önce Çocuğun Değerini Anlama Çabası Gerekir”, “Pembe Masallara İhtiyacımız Yok: Türkiye’nin Çocuk Karnesi Hiçbir Zaman İyi Olmadı”, “Çocuk Saatimiz Medeniyetimizin Çocuk Rüyasına Ayarlı Değil”. Ayrıca, “Anayasa Bir Ülkenin Nüfus Cüzdanıdır” diyerek Türkiye’de ilk kez “Çocuğun Görünür Olduğu Bir Anayasa” talebini gerekçeli madde önerileriyle dile getirdiğini de unutmayalım. Türkiye’de öncülük ettiği diğer çocuk ödevleri konusunda; www.cocukvakfi.org.tr adresinden bilgi edinmenizi öneririz.