Söyleşi


08 Ekim 2018

Çağdaş düşüncenin önemli isimlerinden olan Markus Gabriel, genel okuyucuya da hitap eden felsefi eserlerle dünya çapında tanınan bir düşünür olmuştur. Bonn Üniversitesi Felsefe Bölümü Epistemoloji kürsüsünün başkanıdır. Bunun yanında Avrupa, Kuzey ve Güney Amerika’da birçok üniversitede misafir öğretim görevlisi olarak dersler vermiştir. 28 yaşında profesörlük görevine başlamasıyla Alman üniversitelerinde Schelling’den sonraki en genç felsefe profesörü…

24 Ağustos 2018

Prof. Dr. Serpil Bağcı, Sanat Tarihi disiplini içerisinde Osmanlı görsel kültürü ve resim sanatı üzerine çalışmalar yapan üretken bir akademisyen. Lisans, yüksek lisans ve doktora derecelerini Hacettepe Üniversitesi’nden alan Bağcı, Osmanlı ve İslam sanatı tarih yazımına çok sayıda yayını ile katkıda bulunmuştur. Osmanlı sultan portrelerinin ikonografisi, Osmanlı ve Safavi resminde fal imgeleri, öykülemeci/anlatımcı resimler, İslam-Osmanlı dünyalarında…

15 Temmuz 2018

Siz yaşayan insanlar içinde Schuon’u en iyi tanıyan insansınız. Onu şahsen tanımanın yanında onun düşüncesini akademik çevrelere tanıtan ve yaygınlaştıran bir akademisyensiniz. Şuradan başlayalım: Schuon nasıl biriydi? Öncelikle şunu söyleyeyim. Schuon çok utangaç biriydi. Başkalarının yanında hep çok ciddi görünürdü. Çok fazla gülmezdi. Ancak yalnız olduğunda ve onunla yakınlaşmaya başladığınızda kendini açmaya başlardı ve görürdünüz…

27 Nisan 2018

1979 yılında Ankara’da doğdu. İlk ve orta tahsilini Ankara’da tamamladı. 1993 yılında Konya’ya yerleşti. Lise tahsilini Konya İmam Hatip Lisesinde bitirdi. Hüsn-i Hat eğitimine Rika dersleri ile başladı. 2005 yılında Selçuk Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü Hat Ana Sanat Dalı’nı kazandı. 2008-2009 eğitim öğretim yılında Fakülte üçüncüsü ve bölüm ikincisi olarak mezun oldu. Aynı yıl…

12 Mart 2018

“Aşk olmadan meşk olmaz.” sözü ilk hat sanatı için söylenmiştir sanki. Sizce de öyle midir? Bazı sanatlar var ki hayatınızı bütünüyle içine alır. Hat sanatı böyle bir sanattır. Günde altı, yedi, on iki saat yetmez hat sanatı için. 24 saat bile yetmez. İmkân olsa 30 saat bile çalışmak icap eder. Ecdat bir yere kadar getirmiş…

12 Şubat 2018

Efendim, biraz klasik olacak ama neyle ilk tanışmanızı sorarak bir girizgâh yapalım. Ne zaman ve nasıl oldu ney ile tanışmanız? Ney sazıyla tanışmam 1974-1975 yıllarıdır. Dedem Sezai Bey’i görme ve tanıma şansım olmadı. Ben dünyaya gelmeden önce vefat etmiş. Kendisi Tophane’de tüfekçi ustasıymış. Sonra Fatih’te “101 İş” diye bir atölye açmış. Dedem çok sanatkâr bir…

18 Aralık 2017

Ersan Bayraktar 1990 İstanbul’da Bosna göçmeni bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Bölümünden mezun oldu. Üniversite yılları boyunca kısa film projelerinde yönetmenlik, görüntü yönetmenliği yaptı. Televizyon kanallarında ve medya kuruluşlarında görüntü yönetmeni, yönetmen yardımcısı, editör kameraman olarak çalıştı. Uluslararası belgesel projelerinde ve reklam filmlerinde kamera operatörlüğü ve görüntü yönetmenliği yaptı. „Saraybosna…

28 Ağustos 2017

İlhami Atalay 17 Ekim 1948’de Artvin’in Arhavi kazasında dünyaya geldi. 1972’de İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ni bitirdi. Aynı yıl Almanya’da ihtisas bursu kazandı. 1973-1978 yılları arasında Berlin Devlet Güzel Sanatlar Akademisi ve Tatbiki Sanatlar Akademisi’nde resim ve duvar halıcılığı alanlarında ihtisas yaptı. 1975’te Fransa’da, 1976’da İsviçre ve İspanya’da, 1977’de İngiltere’de resim, tekstil objesi ve duvar…

19 Nisan 2017

İlk olarak felsefe, edebiyat ve sanat arasındaki ilişkiyle başlamak istiyorum. Çok yaygın bir ayrım yapılır, felsefe akla, sanat hisse hitap eder diye (ki aynı zamanda buna yönelik birçok eleştiri de zikredilebilir çağdaş düşüncede). Bir edebi eser, felsefe kitabı değildir, fakat felsefeden de muaf değildir. Özellikle, sizin eserlerinizde zaman zaman ikisinin birbirine girdiği, bazen bunların birbirini…

12 Nisan 2017

Hocam, irfan geleneğimizdeki kesret içinde vahdet, vahdet içinde kesret yaklaşımının bugünkü sosyal ve kültürel hayatımız içindeki izdüşümleri nelerdir/neler olmalıdır? Önce bilebildiğim kadarıyla irfan geleneğimizdeki kesret-vahdet ilişkisini ifade etmeye çalışayım. Müşahede ettiğiniz âlem bir kesret, yani çokluk âlemidir. Burada birçok nesne, pek çok canlı ve muhtelif insanlar olduğu gibi, sürekli bir hareket ve bunların bizde uyandırdığı…