Sayı 57


02 Ekim 2018

Herhâlde nihai cevabı bize verilse bile hakkında zihnimizde bir boşluk hissedeceğimiz soru budur: Kimiz biz? Bilinebilen tarihinde insanın ürettiği her metnin gizli açık yöneticisi bu soruydu: İnsan kimdir? Kendimizi tanıma sürecinde tabiatı tanıdık, onun ardına geçerek tabiat-üstü varlık alanı ile ilişki kurduk. Mitolojilerde dile gelen beklentileri ve arzularıyla insanın hikâyesi felsefi düşüncede daha gerçek bir…

08 Ekim 2018

Filozoflar ve teologlar insanın ne olduğunu tanımlamaya giriştiklerinde hemen her zaman konuşmalarını insan olmayanla bağlarlar. Yani insana dair çoğu tanım karşıtlık veya olumsuzlama yoluyla ilerler. O hâlde, bu minvalde insanın basitçe bir hayvan olmadığı ama ayrıca tanrı, melek veya bir cin de olmadığı söylenebilir. Bu yolla hayvanların bizden aşağı olduğunu ama tanrıların, meleklerin ve cinlerin…

08 Ekim 2018

Çağdaş düşüncenin önemli isimlerinden olan Markus Gabriel, genel okuyucuya da hitap eden felsefi eserlerle dünya çapında tanınan bir düşünür olmuştur. Bonn Üniversitesi Felsefe Bölümü Epistemoloji kürsüsünün başkanıdır. Bunun yanında Avrupa, Kuzey ve Güney Amerika’da birçok üniversitede misafir öğretim görevlisi olarak dersler vermiştir. 28 yaşında profesörlük görevine başlamasıyla Alman üniversitelerinde Schelling’den sonraki en genç felsefe profesörü…

12 Ekim 2018

Günümüzde insan ve hayvanlar arasındaki akrabalık vurgulanıyor; o kadar ki, örneğin maymunlar, şempanzeler, cüce şempanzeler ve goriller gibi bize çok benzeyen hayvanlarla insanı ayıran farkı silme eğilimimiz var. Kuşkusuz burada maksadımız bu maymunların bizim atamız olduğunu söyleyen evrimciliğin tezlerini soruşturmak değil, daha ziyade diğer tüm canlılara nispetle insanın özgüllüğünü meydana getiren şeye dikkat çekmek. 20….

16 Ekim 2018

SPEKÜLATİF MATERYALİZMDE HÜMANİZM VE POST-HÜMANİZM Çağdaş düşüncede genellikle “post-hümanizm” olarak adlandırılan durumun ana saiki Michel Foucault’nun Kelimeler ve Şeyler (Les mots et les choses, 1966) kitabından gelir. Çeşitli modern “epistemeler”i veya beşerî bilimlerdeki bilgi biçimlerini incelediği bu çalışmada Foucault, Immanuel Kant’ın “İnsan nedir?” sorusuna işaret etmesiyle resmen başlayan, 18. yüzyılın antropolojik paradigmasını eleştirel tarzda inceler….

19 Ekim 2018

“İnsan” (human) eski bir kelime, insanlık (humanity) kavramıysa modern bir kavram. Bu eski kelimenin nereden geldiğini kimse bilmiyor. Giambattista Vico Scienze Nuova’sında (Yeni Bilim) kelimenin kaynağının Latincede gömme anlamına gelen humando kelimesinden türediğini söyler ki bu kelime de toprak anlamına gelen humustan gelmedir. O hâlde insanlar her şeyden önce toprak halkıdır; insan, ölülerini gömendir. İnsan…

23 Ekim 2018

Herhangi bir canlı hakkında konuşmak ile insan hakkında konuşmak esaslı bir takım farklılıklar içerir. Mesela bir çita saatte 90 km. hızla koşuyorsa dünyanın neresinde olursa olsun bütün çitaların bir hastalık ya da engel olmadığı takdirde aynı veya yakın hızla koştuğu görülür. Kuşkusuz hayvanlar dünyasında bir türün fertleri arasında bölgesel farklılık bulunur. Fakat bu farklılıklar, aynı…

26 Ekim 2018

İki iddiam olacak; ilk olarak modern tasarı buhrandadır, öyle ki çevremizi, organik insan topluluklarımızı ve ruhlarımızı nerdeyse tümüyle harap etmeyi becerebildik. İkinci olarak, bu tahribatı herhangi bir doğal kuvvet veya tanrısal bir el değil insanlar gerçekleştirdi. Bu iki varsayıma katılmayanların makaleyi okumaları gerekmiyor, bu, onlara göre bir yazı değil zira. Modernliğin buhranının insani bir üretim…

30 Ekim 2018

II. Meşrutiyet döneminin fikrî ve idari hayatına damga vurmuş şahsiyetlerden biri olan Musa Kâzım Efendi, Osmanlı Devleti’nin 121. şeyhülislamıdır. Erzurum’un Tortum kazasına bağlı Vihik (Pehlivanlı) köyünde 1861 yılında dünyaya gelen şeyhülislam, on iki yaşlarındayken köyündeki Nakşibendî-Hâlidî şeyhi Hacı Mehmed Necati Efendi’nin (ö. 1925) uhdesinde ilim yoluna koyulmuş, aynı zamanda tarikat terbiyesine tabi olmuştur. Erzurum, Konya…

02 Kasım 2018

İnsanın Müstesna Mevkisi: İbrahimî Miras İnsanın müstesna mevkisi İbrahimî dinlerin, yani Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam’ın şekillendirdiği kültürlere borçludur büyük ölçüde. Asırlar boyunca, dinden gelen asli dürtü sekülerleşmiş ve modernleşmiştir. Bilim ve teknolojideki gelişmeler -bunlara ilaveten kapitalizm ve sosyalizm- bu ayrıcalıklı varlığın, “insan”ın gelişmesine ve yükselmesine yardım etmiştir. Bunun sonucunda, günümüzün küreselleşmiş dünyasında neredeyse herkes insanlıkla…