Felsefe


09 Ekim 2017

İslam felsefesinde tarih tasavvuru ifadesi, ilk bakışta felsefeye yeterince aykırı görünür. Zira İslam felsefesi, en azından hâkim felsefi öğretileriyle Yeni Eflâtuncu Meşşâîliğin bir devamıdır. Bu gelenekte teorik ve pratik felsefi öğretilerin tarihsel bir kavrayışı amaçlanmaz. Fizikten metafiziğe bilginin ahlakıyla da donanarak yükselmesi beklenen filozofun felsefi kavram ve önermeleri, teorik seviyede kavraması amaçlanır. Fakat herhangi bir…

06 Ekim 2017

Alman İdealizmi” ismi metafiziğin Kantçı eleştiriden sonra geçirdiği değişim ve dönüşümü tanımlar. Esas kahramanı Hegel olan metafiziğin İdealizme dönüşme süreci yalnızca bir isim değişikliğinden fazlasıdır ve hem form hem içerik bakımından bütün bir alanın radikalleşmesini beraberinde getirmiştir. Bu radikal mutasyon Hegel’in sentetik a priori sentez ve a priori yargılara dair olan düşüncelerinde ortaya çıkmıştır. Hegel…

04 Ekim 2017

Kendilerine “gelecek” konseptinin henüz üç yüz yıllık mazisi dahi olmadığı anlatılsa birçok insan bugün şaşıracaktır. O hâlde daha evvel insanlar geleceği nasıl düşündü diye kendilerine soracaklardır. Bir geleceğin var olduğu tasavvuru bizim için o kadar tabii ki, bir zamanlar geleceğin henüz mevcut olmadığı ihtimalini düşünemiyoruz bile. Öyle sanılıyor ki, daima insanların önlerinde aynı bugün bizde…

02 Ekim 2017

Sabah Ülkesi’nin önceki sayısında dinî düşüncede nübüvvetin merkezîliği üzerinde durmuştuk. O yazının bazı yönlerini ikmal, ikinci olarak dinî düşüncenin ana karakterine değinmek üzere vahiy bahsini -ortaya çıkardığı tartışmalar ekseninde- ele almak gerekti: Buradan hareketle vahyin İslam’da ortaya çıkan nazari geleneklerin şekillenmesindeki rolünü anlamaya çalışacağız. İslam vahiy merkezli bir din olduğuna göre ortaya çıkan nazari ihtilaflar…

01 Temmuz 2017

İslam medeniyeti münhasıran Kur’an ve Sünnet etrafında oluşmuş düşünceler, davranışlar ve kurumlar bütünüdür. Bu bakımdan İslam’da insana ve varlığa dair geliştirilen teorilerde şu veya bu ölçüde İslam naslarının etkisi görülür. Felsefe eserlerinin hicri ikinci yüzyılın başında Arapçaya çevrilmesiyle oluşan filozoflar cemaati de tarih boyunca kendi felsefî öğretileri ile İslam naslarının irtibatını kurmaya çalışmışlardır. Bu bağlamda…

01 Temmuz 2017

Klasik metafizik şöyle bir çelişki üzerine kuruluydu:  Herkesin inkâr edemeyeceği kadar kesin ve açık bir şey olan varlık bilgisi üzerinden inşa edilen metafizik sadece özel kabiliyetli bazı insanlar tarafından anlaşılabilir veya yapılabilir. Her birey kesin bilginin ilkesi olacak varlık bilgisine sahip ise inşa edilen bilimin anlaşılması niçin zordu? Herkesin bedahetle bildiği ilkeden seçkinci bir bilim…

01 Temmuz 2017

İkonoloji üzerine 1986 yılında yayımladığı kitapta W.J.T. Mitchell ikonolojinin işlevini “imge, metin, ideoloji”2 terimlerini kullanarak açıkladı. Bild-Anthrologie kitabımda ben de bir terimler üçlüsü kullandım; bariz sebeplerden dolayı imge benim üçlümde de yer aldı, fakat aracı ortam [Medium] ve beden [body] terimleriyle çerçevelenmiş olarak.3 Bu tercih Mitchell’in bakış açısını geçersiz kılma gibi bir niyet taşımıyor. Daha…

01 Temmuz 2017

Benim ve arkadaşlarımın son yirmi yılda geliştirmeye çalıştığımız, nesne odaklı ontololoji [Object Oriented Ontology] adıyla maruf felsefi ekolde dolayım [mediation] kavramının özel bir yeri vardır. Bu terim her bir doğrudan ilişkinin dolaylı bir ilişkinin dolayımından geçtiğini, yani A ve B nesnelerinin ancak başka bir nesne -mesela C- üzerinden bağlantı kurabildiğini ve bir anlamda bir nesneyi…

06 Nisan 2017

Bir açıdan İslami Aristotesçi gelenek de dâhil, bütün Batı felsefe geleneği birlik ile ilgilidir. Birlik Hegel’de modern felsefeyi antik kaynaklarına bağlayan “içerik” ve “sonuç”tur.2 Yunan felsefesinin kökenlerinde, tam olarak da mythostan logosa şu meşhur geçişte tüm varlığı, tüm gerçekliği, ortak bir payda veya aynı kılınmış bakış açıları bağlamında tek bir şey olarak kavramaya yönelik yeni…

06 Nisan 2017

Sufilerin bariz özelliklerinden birisinin dil ve üslupta basitlik ve anlaşılırlık ilkesi olduğu genel bir kabuldür. İnsanlar bir tasavvuf metninden veya sözünden anlaşılırlığı beklerler. Onlar da en çetin teorik bahisleri bazen bir mısra ile, bazen de bir deyimle herkesin anlayabileceği -en azından anladığını zannedebileceği- bir seviyeye indirerek bu beklentiye cevap verirler. Belki de tasavvufun yaygınlığının en…