Felsefe


06 Nisan 2017

Bir açıdan İslami Aristotesçi gelenek de dâhil, bütün Batı felsefe geleneği birlik ile ilgilidir. Birlik Hegel’de modern felsefeyi antik kaynaklarına bağlayan “içerik” ve “sonuç”tur.2 Yunan felsefesinin kökenlerinde, tam olarak da mythostan logosa şu meşhur geçişte tüm varlığı, tüm gerçekliği, ortak bir payda veya aynı kılınmış bakış açıları bağlamında tek bir şey olarak kavramaya yönelik yeni…

06 Nisan 2017

Sufilerin bariz özelliklerinden birisinin dil ve üslupta basitlik ve anlaşılırlık ilkesi olduğu genel bir kabuldür. İnsanlar bir tasavvuf metninden veya sözünden anlaşılırlığı beklerler. Onlar da en çetin teorik bahisleri bazen bir mısra ile, bazen de bir deyimle herkesin anlayabileceği -en azından anladığını zannedebileceği- bir seviyeye indirerek bu beklentiye cevap verirler. Belki de tasavvufun yaygınlığının en…

06 Nisan 2017

Günümüz Çeşitlilik Modası Çokluğun olumlanmasını belirten diğer ifadelerle birlikte çeşitlilik kelimesi de bir slogan hâline gelmiş durumda. Çokluk gibi bir olguyu belirten kelimeler de, aynı fikri ifade eden fakat anlam olarak pozitif bir nüansa sahip çoğulculuk gibi kelimelere teslim olmuş durumdalar. Diğer taraftan günümüz dili, tek olanı betimleyen yekpare (monolithic) gibi tahkirkâr sıfatlar açısından oldukça…

01 Ocak 2017

Bilginin ne olduğu, daha doğrusu keyfiyeti eskiden beri felsefecileri uğraştırmıştır. Klasik tanım Platon’a aittir. O, bilgiyi gerçek kanaat (doxa) olarak tanımlar ve açıklama (logos) ile ilişkilidir. Ancak bu bizi Münchhausen Trilemma’ya, yani üçlü dilemma sorununa götürmektedir. Bu tanıma göre bilgi mümkün değildir. Çünkü a) bilginin nedenselliğini geriye doğru sonsuza dek götüremeyiz, b) veya nedensellik keyfi…

01 Ocak 2017

Normatif etik birçok açıdan Antik Yunan’da geliştirilmiştir. Bu etik, Roma’da devam ettirilen erken dönem Batı felsefesi etiğinden önemli ölçüde farklılaşan bir etik biçimidir. Antikler için etik, mutluluğun koşulları veya iyi yaşamla ilgilidir. Mutluluğun veya iyi yaşamın “koşulları” demek bile, eylemler ile sonuçlar arasındaki ilişkiyi bölerek bunları şeklîleştirmek anlamına gelmesi açısından, antik felsefeye yabancıdır. Mutluluk veya…

01 Ocak 2017

Son zamanlarda kaleme aldığım sorumluluk üzerine çalışmanın temel saiki,1 Nietzsche sonrası kıta felsefesinde ayrıntılı olarak ele alındığı şekliyle, sorumluluk meselesiyle tekrardan meşgul olmaktır. Bununla beraber bir diğer amacım, meselenin metafizik sonrası fenomenolojik ve ontolojik anlamlarını, sorumluluğun geleneksel metafizik anlayışça benimsenen özgür otonom öznenin hesap verme zorunluluğu şeklindeki anlayışından uzak bir şekilde keşfetmekti. Nietzsche’nin Ahlakın Soykütüğü’nün…

01 Ocak 2017

“Nasıl böyle olabilir, sorumlu tutulan kim? ‘Kuldur’ dersen, işte o ölümlü! ‘Rabdir’ dersen, O nasıl sorumlu olabilir ki!” İbnü’l-Arabî “Ger ben ‘ben’ isem nesin ey yâr Ver Sen ‘sen’ isen neyim men-i zar” Fuzulî Felsefe ile dini belirli bir zemin belirlemeksizin karşılaştırmaya kalkışmak, mantığın temel kurallarından uzaklaşmadan yapılacak bir iş değildir. Bununla beraber insan belleğine…

18 Ekim 2016

İkinci Cinsiyet kitabının 1949 yılında yayımlanmasıyla Simone de Beauvoir kadın ve kadının erkekle ilişkisi üzerine modern bir söylem başlattı.1 Kitabında Beauvoir şu temel soruyu sordu: “Kadın nedir?” Beauvoir’un cevabı kadının koşullarının karmaşık ve derin bir analizini ve kadının içinde yaşadığı kültürle ilişkisini yansıttı. Bu analizle vardığı sonuç, insanın Ben ve Öteki’ne göre tanımlandığıdır. Erkek/insan Ben’dir,…

18 Ekim 2016

Aristoteles Metafizik isimli eserine şu meşhur sözlerle başlamaktadır: “Bütün insanlar doğası gereği bilmek isterler.” Fakat bilgi nedir ve nasıl bilebiliriz? Bu sorular felsefe tarihinde çok farklı şekillerde sorulmuştur. Bilgi incelemesi denilebilecek epistemolojinin geçmişte büyük filozoflarca nasıl şekillendirildiğini görmek modern kültürde bilginin oynadığı rolü anlamamıza yardım edecektir. Felsefi gelenekteki belli başlı yaklaşımlara göre bilgi kesinliğe eştir….

18 Ekim 2016

Kâinatı, tabiat olaylarını, beşerî ve sosyal fenomenleri akıl yoluyla kavrama, açıklama teşebbüsü olarak felsefi düşüncenin ilk örneklerinin, günümüzden yaklaşık 2.500 yıl önce Anadolu topraklarında, Ege kıyılarında ortaya çıktığını biliyoruz. Kendilerinden önce mitoslar aracılığıyla anlamlandırılan çeşitli göksel ve doğal olayları, “tabiat filozofları” adıyla anılan bir grup düşünür rasyonel yollardan açıklamaya teşebbüs etmiş ve bu sayede hem…