Dosya


21 Mayıs 2018

Kadim dinî geleneğimizde akıl, “ilahi hitabı anlamaya yarayan bir âlet” şeklinde tarif edilir. Onun vasıtasıyla mevcudat bilinip tanınır; iyi kötüden, faydalı zararlıdan ayrılır. En önemlisi, bilgiye büyük ölçüde akılla ulaşılır. Bu nedenlerle akıl, şeri delillerden biri olarak kabul edilmiştir. Her ne kadar dinin hakikatlerini “tek başına” anlamaktan aciz bir kaynak addedilse de, bilhassa naklî delillerin…

17 Mayıs 2018

Orta Çağ’a kadar beden, nefs ve ruh’tan mürekkep olduğu kabul edilen insan tasavvuru, Kartezyen Düalizmin etkisi ve en feci türden indirgemeci bir yaklaşımla insanın “insan”ı yalnızca beden ve zihinden ibaret bir organizma olarak görmesine yol açmıştır. Oysa kadim devirlerde ortaya konan üç kısımlı bu tasavvur, en zahirî seviyede cismani hakikate, bu seviyenin üzerinde çok sayıda…

13 Mayıs 2018

“Allah yoluna giren kişinin, bilgelere soracağı ilk şey akıl olsun.” Zünnûn el-Mısrî Bütün bir tasavvuf tarihinin en önemli isimlerinden Zünnûn el-Mısrî, Allah yoluna giren bir kişinin atacağı ilk adımın aklı öğrenmek olduğunu söylediğinde acaba ne kastetmişti? Sufilerin akıl anlayışını ortaya koymaya çalışmak, pek çoğumuz için malumu ilam kabilinden bir uğraş sayılabilir ve bu yargı, konuya…

09 Mayıs 2018

Yapay Zekâ (İng. Artificial Intelligence) bilgisayar biliminin, hedefi, bilgisayarların / programların kendilerine zekâ atfedilebilecek bir biçimde işlemelerini / çıktılar üretmelerini / “davranmalarını” sağlamak üzere programlar geliştirmek olan alt dalının adıdır. Dar kapsamda belirlenmiş görevleri yerine getiren programların yazılması ve uygulamaların geliştirilmesi ile ilgilenir. Geniş kapsamda ve uzun vadede ise akıl sahibi bir özneyi modelleyen, insansı,…

05 Mayıs 2018

Hicri ikinci yüzyılın başından itibaren bilgi teorisi sorunlarını tartışmaya başlayan kelamcılar özellikle dördüncü yüzyılın ortalarına değin insanın mahiyeti hususunda oldukça farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Fakat bütün farklılıklarına rağmen üç meselede ortak bir kanaate vardılar. Birincisi, nesnelerin zat ve sıfatlardan oluştuğu ve mevcutların ontolojisinin zat-sıfat ayrımı üzerine inşa edilmesi gerektiği görüşüdür. Zat ve sıfat ayrımıyla tahlil…

01 Mayıs 2018

Bu makalemizde, siz değerli okurları Batı felsefesi tarihinde “akıl” mefhumu ve ardından da “akılcılık” öğretisi ya da akımı civarında bir gezintiye davet edeceğiz. Tıpkı, idea, nedensellik, erdem, özgürlük, adalet mefhumları gibi akıl mefhumunun da Batı felsefesi tarihinde farklı filozoflarca muhtelif biçimlerde içeriklendirildiğine şahit olunur. Bu mefhuma yüklenen anlamlar, her filozofun kendi fikriyatına izafen az çok…

08 Mart 2018

Araplar ve Yahudiler, Sami uluslardan varlıklarını günümüze kadar devam ettiren yegâne iki ulustur. Günümüz dünyasında Arapların 400 milyon, Yahudilerin ise 15 milyon kadar olduğu ifade edilmektedir. Bu iki milletin ilişkileri 1948 yılında İsrail’in kurulmasıyla başlamış gözükse de, aslında tarih öncesi dönemler de dâhil çok uzun bir geçmişe ve boyuta sahiptir. Araplar ve Yahudilerin milattan önceki…

05 Mart 2018

Ömrünün son günlerini Kahire’de geçirdiği düşünülen ve 17. asrın sonunda vefat eden Evliya Çelebi, “hayr duâlar ile yâd edilme”yi dileyip eserine son noktayı koyduğu anda ardında dünyada eşi benzeri olmayan bir eser bırakmış oldu: Seyahatnâme ya da yazarının kendi deyişiyle Târih-i Seyyâh. Seyahatnâme başlığının yaygınlığı kitabın orijinal adını gölgede bıraksa da, Târih-i Seyyâh, yani “gezginin…

01 Mart 2018

İslam tarihindeki dört hadise, yalnız siyasi ve askerî değil, aynı zamanda hukuki sonuçları bakımından da Müslümanlar açısından sıkıntılı ve yer yer travmatik sonuçlar doğurmuştur. Bu hadiseler Sicilya’nın Hristiyan hâkimiyetine girmesi, 1. Haçlı Seferi sonucunda haçlıların Akdeniz’in doğusundaki bazı bölgeleri ele geçirip Müsüman ahaliyi kılıçtan geçirmeleri ve Latin devletleri kurmaları, Moğol istilası sonucunda Müslümanların hâkimiyetindeki bölgelerden…

26 Şubat 2018

Postmodern ve postkolonyal bir dünyada çelişkilerin koynunda sürekli değişip dönüşen müze, eleştirmekten kendimizi alamasak da bizi kendisine doğru çekmeye devam ediyor. Kolonyalizmin derin izlerinin silinemediği ancak kültürel mirasın yeniden keşfedilip yorumlandığı, çatışmalı meselelerin yeni paradigmalar çerçevesinde tartışmaya açıldığı bir platforma dönüşen müze, hâkim kültürün çatısı altında farklı kimliklerin temsil edildiği bir “karşılaşma mekânı” olarak da…